Prof. Dr. Necla Kurul’dan mevcut eğitime sert eleştiri: "Eğitimde zihniyet devrimi şart!"

Eğitim sistemini değerlendiren Prof. Dr. Kurul, yabancı dil eğitimden özel gereksinimli çocukların dışlanmasına kadar pek çok sorunun kökenine indi.

Yeni Ankara TV’de yayınlanan Ortak Payda programına konuk olan eğitim bilimci Prof. Dr. Necla Kurul, Türkiye’deki eğitim sistemini eleştirel pedagoji merceğinden değerlendirdi. Kurul, mevcut sistemin çocukları sadece bilgi depolayan pasif alıcılar haline getirdiğini savunarak, "Demokratik eğitim, hiçbir öğrencinin okulda kendini 'öteki' hissetmediği bir iklimdir" dedi.

"OKUL OTORİTER BİR YAPIYA DÖNÜŞMEMELİ"

Eğitim sisteminin kimleri güçlendirdiği ve kimleri sessizleştirdiği sorusunun hayati olduğunu belirten Kurul, eleştirel pedagojinin sadece bir yergi mekanizması olmadığını, aksine içinde "umut ve dönüşüm" barındıran bir model olduğunu vurguladı. Aile içindeki otoriter yapının okulda da devam ettiğine dikkat çeken Kurul, şu ifadeleri kullandı:

"Anne ve baba evde kendi kopyasını isterse, otoriter bir eğitim sürdürüyor demektir. Eğitim sistemi de benzer şekilde tek tip bir kimliği, dili ve inancı dayatıyor. Oysa sadece bilgi yüklemek kişiyi aptallaştırır, hatta köleleştirir. Bizim merakı canlı tutan, öğrenme heyecanını yaşatan bir felsefeye ihtiyacımız var." - Prof. Dr. Nejla Kurul

DİL SORUNU "ZİHNİYET BARİYERİNE" TAKILIYOR

Türkiye’deki yabancı dil öğrenme problemine de değinen Kurul, meselenin sadece teknik bir yetersizlik olmadığını, temelinde zihniyet ve kültür politikaları yattığını savundu. Kurul, "Eğer eğitim sistemi milliyetçi bir yöne fazla kayarsa, başka diller önemini yitirir. Kendi ülkenizdeki farklı dillerin yaşatılmasına izin vermezseniz, yabancı dillerin öğrenilmesinde de benzer sorunlarla karşılaşırsınız. Dil ve kültür yan yana gider; bu konuda daha birleştirici ve sakin bir tutuma ihtiyacımız var" dedi.

ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLAR EĞİTİMİN NERESİNDE?

Özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkına dair çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Kurul, sınıf mevcutları düşürülmeden nitelikli bir kaynaştırma eğitiminin mümkün olmadığını belirtti:

"30 kişinin üzerindeki sınıflarda özel gereksinimli bir çocuğun öğretmenden verim alması imkansızdır. Bu alanın ticarileşmesi, beraberinde suiistimalleri de getiriyor. Çocukların "etiketlenerek" değil, kamusal destekle sistemde var olması şarttır."

DİJİTALLEŞME TEHDİT Mİ FIRSAT MI?

Yapay zeka ve dijitalleşmenin eğitimdeki yerini de ele alan Kurul, ChatGPT ve benzeri teknolojilerin reddedilmemesi gerektiğini ancak yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağını ifade etti. Teknolojinin bir "ticarileşme aracı" olmaması gerektiğini söyleyen Kurul, "Yapay zeka nitelikli sorular sormak ve bilgiyi kontrol etmek kaydıyla güçlü bir araç olabilir. Ancak öğretmenin eski otoritesi zayıflarken, yüz yüze eğitimin sunduğu o insani sosyalleşmeden asla vazgeçilmemelidir." uyarısında bulundu.

Eğitim