Op. Dr. Ozan’dan çarpıcı uyarı! “Adet düzensizliğini hafife almayın”
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Ozan, adet düzensizliklerinin tek bir yöntemle değil, kişiye özel değerlendirme ile ele alınması gerektiğini belirterek, “Tedavi sürecinin düzenlenmesi, hastalığın nedenine bağlıdır. Fazla kilo almak adet düzensizliklerine neden olabilir.” dedi.
Yeni Ankara TV ekranlarında yayınlanan Önce Sağlık programına konuk olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Ozan, kadın sağlığının en temel konularından biri olan adet döngüsünden menopoz sürecine kadar uzanan geniş bir yelpazede önemli değerlendirmelerde bulundu.
ADET DÖNGÜSÜ KAÇ GÜNDE OLUR?
Ozan, adet döngüsüne ilişkin toplumda yaygın olan yanlış bilgilere dikkat çekerek, “Normalde sağlıklı bir kadın, her ay belirli bir döngü içerisinde yumurtlar. Bu yumurtlamanın sonucunda, çeşitli hormonal etkilerle rahim duvarı olgunlaşır. Eğer erken gebelik oluşmazsa, rahim duvarı dökülür ve adet dediğimiz durum ortaya çıkar. Toplumda ortalama olarak 28 günde bir adet görülmesi gibi bir algı olsa da, 21 ile 35 gün arasındaki döngüler normal kabul edilir. Adet süreleri arasındaki farkı oluşturan şey ise yumurtlama gününe kadar geçen süredir.” ifadelerini kullandı.

Adet döngüsü nasıl olur
“ADET DÜZENSİZLİĞİ HAFİFE ALINMAMALI?
Adet düzensizliklerinin hafife alınmaması gerektiğine vurgu yapan Ozan, şu uyarılarda bulundu:
“Adet döngüsü 21 günden daha kısa ya da 35 günden daha uzun sürüyorsa bu durum anormallik olarak kabul edilmelidir. 21 günden daha sık görülen adetlerde fazla miktarda kan kaybı ortaya çıkabilir ve bu durum kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. 35 günden daha uzun sürede görülen adetler ise yumurtlamada gecikme veya hiç yumurtlayamama gibi problemlere işaret edebilir. Bu durumun altında bazen tiroit hastalıkları, bazen süt hormonu olarak bilinen prolaktin ile ilgili sorunlar yatabilir. Ayrıca yumurtalık fonksiyonlarına bağlı hastalıklar da bu duruma neden olabilir. Sıklıkla karşılaşılan Polikistik Over Sendromu bu durumlardan biridir. Bunun yanı sıra, erken menopoz gibi istenmeyen durumların da erken belirtileri olabilir.”
Ozan, adet düzensizliklerinde tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini söyleyerek, “Tedavi sürecinin düzenlenmesi, hastalığın nedenine bağlıdır. Bu neden bazen hormonal olabilir, bazen de rahim iç duvarındaki faktörler, örneğin polipler etkili olabilir. Ayrıca yumurtalıklardaki kistler de adet düzensizliklerine yol açabilir. Bu nedenle böyle bir şikâyeti olan kadınların mutlaka bir jinekoloğa başvurması gerekir. Başvuru sonrasında öncelikle hormon testleri yapılır. Çünkü temel olarak vücudun hormonal durumu hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Bunun yanı sıra ultrasonografi ile rahim ve yumurtalıklar detaylı şekilde değerlendirilir. Bazen adet kanaması olarak düşünülen durumlar yalnızca rahimle değil, rahim ağzı ile de ilişkili olabilir. Ancak en önemli adım, sorunun kaynağını doğru şekilde belirlemektir.” dedi.

Adet ağrısı ve düzensziği tedavisi
“ADET AĞRISI HER ZAMAN NORMAL DEĞİL”
Bu dönemde yaşanan adet ağrılarına da değinen Ozan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Özellikle genç kadınlarda adet dönemi ağrıları oldukça yaygındır. Ancak bu durum ileri yaşlarda da görülebilir. Eğer adet döneminde şiddetli ağrı varsa mutlaka bir jinekolojik muayene yapılmalıdır. Çünkü bu ağrıların altında kist gibi problemler veya endometriozis (çikolata kisti) gibi hastalıklar yatabilir. Bazı durumlarda ise hiçbir hastalık olmamasına rağmen adet ağrıları görülebilir. Bu durumda da tedavi seçenekleri vardır. Toplumda ağrı kesici kullanımıyla ilgili yanlış inanışlar bulunmaktadır. Örneğin, ağrı kesici kullanıldığında kanamanın azalacağı ve ‘kirli kanın’ vücutta kalacağı düşünülür. Ancak bu doğru değildir. Adet sırasında dökülen rahim dokusu az miktarda kanla da atılabilir. Bu nedenle ağrı kesici kullanımı güvenlidir ve tedavi sürecinde önemli bir yer tutar. Önce altta yatan bir hastalık olup olmadığı belirlenmelidir.”
Ozan, yaşam tarzının kadın sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, “Sağlıklı yaşam koşulları, genel sağlığımızı etkilediği gibi jinekolojik sağlığımızı da etkiler. Fazla kilo almak adet düzensizliklerine neden olabilir. Aynı şekilde hızlı ve sağlıksız kilo kaybı da adet görmeme (amenore) gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle sağlıklı beslenmek ve ideal kiloda kalmak çok önemlidir. Zararlı gıdalardan uzak durmak da genel sağlık kadar üreme sağlığını da olumlu etkiler. Bu nedenle hastalara genellikle sebze, sağlıklı protein ve karbonhidrat içeren Akdeniz tipi beslenme önerilir. Ayrıca aşırı stres de yumurtlama düzenini olumsuz etkileyebilir.” dedi.
ERKEN MENOPOZ UYARISI
Erken menopoz hakkında da önemli değerlendirmelerde bulunan Ozan, şu ifadelere yer verdi:
“Erken menopoz, 40 yaşından önce menopoza girilmesi durumudur. Türkiye’de menopoz yaşı genellikle 40-49 aralığındadır. Menopoz yaşını belirleyen en önemli faktör genetiktir. Annenin menopoz yaşı, kızının menopoz yaşını büyük ölçüde etkiler. Bunun yanı sıra sigara kullanımı, stresli yaşam ve hızlı kilo değişimleri menopoz yaşını öne çekebilir. Erken menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının beklenenden önce azalması anlamına gelir. Bu durum bazen 20’li veya 30’lu yaşlarda bile görülebilir. Yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonları sadece adet düzeni için değil, kemik sağlığı, kalp sağlığı ve vajinal sağlık için de çok önemlidir. Bu nedenle erken menopoz durumunda kadının genel sağlığının korunması büyük önem taşır.”
Ozan, menopozun bir hastalık değil, doğal bir süreç olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
“Menopoz bir son değil, yalnızca doğurganlık döneminin sona erdiğini gösteren bir süreçtir. Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması kemik ve kalp sağlığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca vajinal kuruluk gibi sorunlar da ortaya çıkabilir. Ancak menopoz sonrası cinsel yaşam tamamen sona ermez. Çünkü androjen hormonları farklı kaynaklardan salgılanmaya devam eder. Ayrıca düzenli egzersiz yapmak ve Akdeniz tipi beslenmek hem kemik hem de kalp sağlığını korumaya yardımcı olur.”