Dua gerçekten hayatı değiştirir mi? Yeni Ankara yazarı Yurtkuran’dan ezber bozan açıklama

Yeni Ankara yazarı Ümit Yurtkuran, duanın özellikle çaresizlik ve umutsuzluk anlarında insanın manevi gücünü destekleyebileceğini belirterek, “Önemli olan kullanılan dil ya da harflerden ziyade insanın duasını gönülden ve samimi bir şekilde yapmasıdır” dedi.

Yeni Ankara TV ekranlarında her hafta izleyiciyle buluşan “Önce Sağlık” programının daimi konuğu ve Yeni Ankara yazarı Ümit Yurtkuran, bu haftaki programda duanın insan hayatındaki yeri ve etkileri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

DUA GERÇEKTEN HAYATI DEĞİŞTİRİR Mİ?

Yurtkuran, ayetlerde duaya verilen öneme ve bilimsel çalışmalara dikkat çekerek, şu ifadelere yer verdi:

“Dua, üç harfli basit bir kelime değildir. Dua çok önemli olmasına rağmen maalesef modern çağda zaman zaman yobazlık ve gericilik göstergesi olarak değerlendirilebiliyor. Oysa duanın önemini hem ayetlerle hem de bilimsel çalışmalarla ortaya koymak gerekiyor. Bu nedenle, ‘İyileştiren Sözler’ adlı kitabımda bu konuyu özel olarak ele alarak duanın insan hayatındaki etkilerini anlatıyorum. Dr. Larry Dossey, duayı tıp biliminin en iyi saklanan sırlarından biri olarak değerlendiriyor ve duayı, bir başkasına karşı hissedilen sevgi, şefkat ve empati duygusuyla ilişkilendirerek iyileştirici, güçlü ve meşru ancak hafife alınan bir yöntem olarak nitelendiriyor. Bakara Suresi’nin 186. ayetinde, ‘Kullarım sana beni sordukları vakit, muhakkak ki ben çok yakınım. Bana dua edildiği vakit dua edenin duasına cevap veririm’ buyurulmaktadır. Tüm kapıların birer birer kapandığı, insanların umudunun tükendiği ve çevresinde yardım edecek kimsenin kalmadığı en çaresiz anlarda bile insanın sığınabileceği bir merci vardır. Allah’a dua ederek O’ndan yardım ve talepte bulunmak, insanın en doğal haklarından biridir. Bu nedenle insan, yaşadığı sıkıntılar karşısında isyan etmek yerine karşısına çıkan sebepler için şükrederek Allah’a dua etmelidir. Çünkü dua, insanın hayatında çok önemli bir yere sahiptir ve bu konuda birçok bilimsel çalışma da bulunmaktadır. Ancak son yıllarda duanın öneminin göz ardı edildiğini görüyoruz.”

“İNSAN ÖNCE KENDİ SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMELİ”

Yapay zekânın bilgiye erişim ve bilgiyi sunma biçimini değiştirdiğine dikkat çeken Yurtkuran, sözlerini şu şekilde devam ettirdi:

“Her yapay zekânın gündeme gelmesiyle birlikte işler çok farklı bir noktaya geldi. Yapay zekâ, internette ve çeşitli platformlarda yer alan bilgileri tarayarak bize doğruymuş gibi cevaplar sunabiliyor. Ancak yapay zekâ ortaya çıkmadan önce yayımlanmış bazı kaynaklara bugün yapay zekâ üzerinden ulaşmak mümkün olmayabiliyor. Asıl mesele, insanların kendi sağlıkları açısından neyin destekleyici, neyin ise zararlı olduğunu akıl ve iradelerini kullanarak görebilmeleridir. İnsan, kendi sağlığını korumak için üzerine düşeni yapmak zorundadır. Sadece sağlıksız beslenmeye devam ederek, stresli ve düzensiz bir hayat sürerek ya da zararlı alışkanlıklarını bırakmadan ‘dua ettim, iyileşeceğim’ anlayışını doğru bulmuyorum. Örneğin, yıllarca alkol kullanıp siroz olduktan sonra yalnızca dua ederek bunun düzeleceğini düşünmek doğru değildir. İnsan önce kendi sorumluluğunu yerine getirmeli, bilimsel ve tıbbi imkânlardan yararlanmalı, ardından Allah’a dua etmelidir. Bazı araştırmalarda dua eden kişilerin hastalık belirtilerini daha az hissettikleri ve iyileşme sürecini daha olumlu değerlendirdikleri belirtilmiştir. Ayrıca bazı çalışmalarda düzenli ibadet ve dua eden kişilerde depresyon ve stres düzeylerinin daha düşük olduğuna ilişkin bulgular ortaya konmuştur. Bu çalışmalar, dua ve dini inancın insanın psikolojik dayanıklılığı üzerindeki etkilerinin bilimsel açıdan da araştırılması gerektiğini göstermektedir.”

DUA NASIL EDİLMELİ?

Ümit Yurtkuran, doğanın insan psikolojisi ve sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel çalışmalara da vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bilimsel olarak yapılan çalışmalar, doğanın fiziksel performansımız, psikolojimiz, genel sağlığımız ve ruhsal-fiziksel hastalıklar üzerinde iyileştirici etkileri olduğunu göstermektedir. Özellikle bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunan birçok hormonun salgılanmasını desteklediği de ortaya konulmuştu. Allah bütün dillere, bütün insanlara, bütün gönüllere ve bütün ruhlara hâkimdir. İnsan, içinden geldiği gibi, tertemiz bir yürekle Allah’a yönelerek dua edebilir. Hatta bunu dile dökmesine bile gerek olmayabilir; insanın kalbinden geçenleri Allah bilir. Samimi bir şekilde Allah’a yöneldiğimizde yalnızlık ve çaresizlik hissinden kurtulabilir, kendimizi daha güçlü ve güvende hissedebiliriz. Özellikle insanın kendisini tamamen çaresiz ve umutsuz hissettiği anlarda Allah’a sığınması, psikolojik olarak da önemli bir destek sağlayabilir. Dua, insanın hem manevi dünyasında hem de yaşamla mücadelesinde kendisini daha güçlü hissetmesine yardımcı olabilir.”

DUA EDERKEN NASIL HİSSETTİĞİNİZ ÖNEMLİ?

Duanın yalnızca dilek dilemekten ibaret olmadığını söyleyen Yurtkuran, şu ifadeleri kullandı:

“Dua ettiğimizde kendimizi daha güçlü, daha özgüvenli ve daha kararlı hissetmeye başlayabiliriz. Bunun psikolojik ve fizyolojik açıdan çeşitli etkileri bulunmaktadır. Vücudumuz tarafından salgılanan endorfin gibi hormonlar, ruh hâlimizi ve genel sağlığımızı doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle dua, insanın hiçbir çaba göstermeden her şeyi Allah’tan beklemesi anlamına gelmez. Dünyanın neresinde emek vermeden, mücadele etmeden, aklını ve iradesini kullanmadan elde edilmiş kalıcı bir başarı vardır? İnsan, hayatında başarılı olabilmek için mutlaka çalışmalı, çaba göstermeli ve sorumluluklarını yerine getirmelidir. Eğer hiçbir emek vermeden başarıya ulaşmak mümkün olsaydı, insanların yalnızca gökten gelecek bir beklentiyle yaşaması gerekirdi. Oysa hayat, emek ve mücadele üzerine kuruludur. Bu nedenle dua ederken de samimi olmamız gerektiğine inanıyorum. İnsanın Allah’a dua etmek için mutlaka belirli bir dili veya belirli bir yazı sistemini kullanması şart değildir. Biz bugün Türkçe konuşan insanlarız ve Allah’ın bütün dilleri bildiğine inanıyoruz. Önemli olan kullanılan dil ya da harflerden ziyade insanın duasını gönülden ve samimi bir şekilde yapmasıdır. Dua konusunda benim için en önemli nokta, insanın kalbinin temiz olmasıdır. Dua ederken taşlaşmamış, acımasızlaşmamış, hayatın içinde kirlenmemiş; samimi, içten, özleyen, sızlayan, gerektiğinde ağlayabilen ve sessizce feryat edebilen bir yürekle Allah’a yönelmek gerekir. Çünkü insanın kalbinden gelen samimi bir dua, Allah’a sunulabilecek en içten yakarışlardan biridir. Böyle bir gönülle edilen duanın karşılıksız kalmayacağına inanıyorum.”