Ankara’da 60 Yıllık takımlar yeniden gün yüzünde! Sandıktan terziye dönüş...
Konfeksiyon ürünlerinin kalitesizliğinden dert yanan Ankaralı Terzi Uğur Oruç, vatandaşın artık yeni kıyafet alamadığı için sandıktaki eskilere döndüğünü söyledi.
Ankara’da uzun yıllardır terzilik yapan Uğur Oruç, giyim sektöründeki değişimden geçim derdine, emeğin değersizleşmesinden tadilat kültürünün geri dönüşüne kadar Yeni Ankara’ya çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mağaza ürünlerinin tek kullanımlık hale geldiğini belirten Oruç, vatandaşın artık yeni ürün almak yerine yamaya ve eskiyi yeniletmeye yöneldiğini vurguladı.
"MAĞAZA ÜRÜNLERİ BİR İKİ YIKAMADA DÖKÜLÜYOR"
Eskiden her şeyin diktirildiğini ancak konfeksiyonun çıkışıyla sipariş işinin bittiğini hatırlatan Terzi Uğur Oruç, “Şimdilerde tekrar siparişe dönüş gibi bir durum var. Bunun sebebi mağazalardaki ürünlerin çok kalitesiz olması. Dıştan güzel görünüyorlar ama bir-iki giyimden ve yıkamadan sonra tüylenip dökülüyorlar. Tabiri caizse ağzı gözü bir yana gidiyor, eğilip bükülüyor. İnsan aldığı şeye bakıp 'Aldığım şey bu muydu?' diyor” dedi.

“SANDIKTAKİ 60 YILLIK TAKIMLAR GERİ GELDİ”
Ekonomik şartların zorlaşmasıyla birlikte tadilat işlerinde patlama yaşandığını söyleyen Terzi Oruç, insanların artık kıyafet atmadığını belirterek, "İnsanlar artık kumaş alıp gelse de aslında artık onu da alamıyorlar; geçim derdi çok zor. Bu yüzden insanlar eskilerini yeniletmeye çalışıyor. Tadilat işi aşırı bir şekilde çoğaldı. Kimse artık bir şeyi atmıyor. Gerekirse sandıktaki 50’li 60’lı yıllardan kalma eski takım elbiseleri getirip düzelttiriyorlar.
Yırtılan kıyafetlere yama yaptırılıyor, ördürülüyor ve o şekilde giyilmeye devam ediliyor. Çünkü yenileri hem çok pahalı hem de kumaş kalitesi açısından çok adi" ifadesini kullandı.
“HER TARAFIMIZ NASIR OLDU AMA MESLEĞİN BİR GETİRİSİ YOK”
Mesleğin zorluklarını ‘iğneyle kuyu kazmak’ olarak tanımlayan Uğur Oruç, terziliğin artık bir getirisinin kalmadığını şu sözlerle anlattı:
“Bizim mesleğimiz nankör bir meslek. Emeği çok, adeta iğneyle kuyu kazıyorsun. Örneğin tek tek kestiğim bir eldiven parçası için yarım saattir uğraşıyorum. Her tarafımız kese kese nasır oldu ama bu mesleğin bir değeri, bir getirisi yok. Allah’a şükür karnımızı doyuruyoruz ama araba ya da ev almak artık bir hayal oldu. Şimdiki aklım olsa bu mesleğin yanından bile geçmezdim."

PAÇA TAMİRİ Mİ TESİSAT TAMİRİ Mİ?
Emeğine biçilen değer ile diğer sektörler arasındaki uçuruma dikkat çeken Oruç, vatandaşın pazarlığından dert yanarak, "Müşteriye bir kot paçasını orijinal haliyle söküp, kesip tekrar eklemek için 150 lira dediğinde 'Çok pahalı' tepkisi alıyorsun.
Yarım saat, 45 dakika başımızda bekliyorlar ve bu emeğe çok diyorlar. Oysa bir tesisatçı geliyor, 10-15 liralık plastik bir contayı 15 dakikada değiştirip bin 500 lira alıp gidiyor. Ona 'çok' diyemiyorsun çünkü mecbur yaptıracaksın. Ben burada akşama kadar çalışıp bazen o parayı kazanamıyorum” şeklinde konuştu.