Büyük işletmeler ihracat ve ithalatın omurgası

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Yazar
Tüm Yazıları

Türkiye ekonomisinin dış ticaret performansına baktığımızda yalnızca ihracat ve ithalat rakamlarını görmek çoğu zaman yeterli olmuyor. Asıl önemli konulardan biri, bu ticareti hangi büyüklükteki işletmelerin gerçekleştirdiğidir. 2025 yılına ilişkin Girişim Özelliklerine Göre Dış Ticaret İstatistikleri, Türkiye’nin dış ticaretinde büyük işletmelerin ağırlığını açık biçimde ortaya koyarken, küçük işletmelerin de özellikle ihracatta önemli bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.

Verilere göre 2025 yılında 166 bin 459 girişim ihracat, 323 bin 769 girişim ise ithalat yaptı. Dış ticaret yapan işletmelerin çalışan sayılarına göre sınıflandırılması sonucunda ortaya oldukça dikkat çekici bir tablo çıkıyor. İhracatın yüzde 46,1’i, ithalatın ise yüzde 59,4’ü 250 ve üzerinde çalışanı bulunan büyük ölçekli işletmeler tarafından gerçekleştirildi.

Bu tablo bize Türkiye’nin dış ticaretinde büyük işletmelerin belirleyici bir konumda olduğunu gösteriyor. Özellikle ithalatta yoğunlaşmanın daha yüksek olması dikkat çekici. Büyük işletmelerin ithalattaki yüzde 59,4’lük payı, üretim için gerekli ham madde, enerji, ara malı, makine ve teknoloji ürünlerinin önemli bölümünün büyük firmalar tarafından dışarıdan temin edildiğini düşündürüyor.

Ancak ihracat tarafında farklı bir tablo var. 1-9 kişi çalışanı bulunan mikro işletmeler, ihracat yapan girişimlerin yüzde 74,2’sini oluşturuyor. Buna karşılık bu işletmelerin toplam ihracattaki payı yüzde 18,3 seviyesinde kalıyor. Yani ihracatçı işletmelerin büyük bölümünü küçük işletmeler oluşturmasına rağmen, ihracat gelirinin önemli kısmını daha az sayıdaki büyük işletmeler sağlıyor.

Burada Türkiye ekonomisi açısından önemli bir noktaya dikkat çekmek gerekiyor. Küçük işletmelerin ihracata katılımının yüksek olması olumlu bir gelişmedir. Ancak bu işletmelerin ihracat içindeki parasal payının sınırlı kalması, ölçek sorununu gündeme getiriyor. Küçük işletmelerin üretim kapasitesinin artırılması, finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması, markalaşma ve teknoloji yatırımlarının desteklenmesi halinde ihracat içerisindeki paylarının daha da yükselmesi mümkün olabilir.

Sektörel dağılım da Türkiye’nin dış ticaret yapısı hakkında önemli ipuçları veriyor. İhracatın yüzde 57,6’sını, ithalatın ise yüzde 45,4’ünü ana faaliyeti sanayi olan işletmeler gerçekleştirdi. Ticaret sektörünün ihracattaki payı yüzde 37,7, ithalattaki payı ise yüzde 37,8 oldu.

Sanayi sektörünün ihracatında büyük işletmeler açık ara önde bulunuyor. Sanayi ihracatının yüzde 70,3’ü 250 ve üzerinde çalışanı bulunan büyük işletmeler tarafından gerçekleştirildi. Sanayi ithalatında ise büyük işletmelerin payı yüzde 80,7’ye kadar çıkıyor. Bu durum, Türkiye’nin sanayi üretiminde büyük firmaların hem ihracat hem de ithalat açısından ne kadar kritik bir rol üstlendiğini gösteriyor.

Ticaret sektöründe ise küçük ve orta ölçekli işletmelerin ağırlığı daha fazla. Ticaret sektörünün ihracatında 1-249 çalışanı bulunan işletmelerin payı yüzde 89 seviyesinde. Bu durum KOBİ’lerin dış ticaretteki önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

İhracat pazarları açısından Avrupa Birliği’nin ağırlığı da devam ediyor. Ana faaliyeti sanayi olan işletmeler ihracatlarının yüzde 49,2’sini AB ülkelerine yaptı. AB dışındaki Avrupa ülkelerinin payı yüzde 14,3, Yakın ve Orta Doğu ülkelerinin payı ise yüzde 10,9 oldu. Dolayısıyla Türkiye’nin sanayi ihracatında Avrupa pazarı hâlâ temel belirleyici konumunda.

İthalatta ise AB’nin yanı sıra Asya ülkeleri de önemli bir yere sahip. Sanayi işletmelerinin ithalatında AB ülkelerinin payı yüzde 35,3 olurken, diğer Asya ülkelerinin payı yüzde 25,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo Türkiye’nin üretim zincirlerinde Avrupa kadar Asya’ya da bağımlı olduğunu gösteriyor.

Dış ticaretteki yoğunlaşma ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 51’i en fazla ihracat yapan ilk 500 girişim tarafından gerçekleştirildi. İthalatta ise ilk 500 işletmenin payı yüzde 64,8’e ulaştı. İlk 5 ihracatçı toplam ihracatın yüzde 8,9’unu, ilk 5 ithalatçı ise toplam ithalatın yüzde 13,8’ini gerçekleştirdi.

Bu rakamlar dış ticaretin önemli ölçüde belli sayıdaki büyük işletmenin performansına bağlı olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla birkaç büyük şirketin üretim, yatırım veya ihracat kararlarında meydana gelebilecek değişiklikler dış ticaret rakamlarını da etkileyebilir.

Bir başka dikkat çekici sonuç ise dış pazarlara açılmanın yaygınlığıyla ilgili. İhracat yapan işletmelerin yüzde 39’u yalnızca tek ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Buna karşılık 20 ve daha fazla ülkeye ihracat yapan işletmelerin oranı yalnızca yüzde 3,2 olmasına rağmen, bu işletmeler toplam ihracatın yüzde 57,4’ünü gerçekleştiriyor. İthalatta da benzer bir yoğunlaşma var. İşletmelerin yüzde 84,6’sı yalnızca tek ülkeden ithalat yapıyor.

Bütün bu veriler Türkiye açısından iki farklı mesaj veriyor. Birincisi, büyük işletmeler dış ticaretin omurgasını oluşturuyor. İkincisi ise KOBİ’lerin ve mikro işletmelerin dış ticarette daha güçlü hale gelmesi gerekiyor.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ihracatını artırabilmesi yalnızca mevcut büyük ihracatçıların performansına bağlı olmamalı. Daha fazla KOBİ’nin ihracatçı hale gelmesi, ihracat yapılan ülke sayısının artırılması ve katma değerli ürünlere yönelinmesi büyük önem taşıyor.

Özellikle teknoloji yoğun, markalı ve yüksek katma değerli ürünlerin ihracat içindeki payının yükseltilmesi, Türkiye’nin dış ticaret dengesine de olumlu katkı sağlayabilir. Çünkü yüksek ithalat bağımlılığı devam ettiği sürece ihracat artışının ekonomiye sağladığı katkı sınırlı kalabilir.

Sonuç olarak 2025 verileri bize Türkiye’nin dış ticaretinde büyük işletmelerin güçlü konumunu açıkça gösteriyor. Ancak geleceğin Türkiye ekonomisi açısından asıl hedef, büyük şirketlerin gücünü korurken küçük ve orta ölçekli işletmeleri de küresel ticaretin daha güçlü oyuncuları haline getirmek olmalıdır. Daha geniş bir ihracatçı tabanı, daha fazla ülkeye satış ve daha yüksek katma değer; Türkiye’nin dış ticarette sürdürülebilir başarıya ulaşmasının en önemli anahtarları olacaktır.

ekonomi