2026 mart ayı dış ticaret verileri

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Yazar
Tüm Yazıları

Türkiye ekonomisinin büyüme dinamikleri açısından kritik göstergelerden biri olan dış ticaret endeksleri, 2026 yılı mart ayında dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriler, ihracatta fiyatların yükseldiğini ancak miktar bazında önemli bir daralma yaşandığını gösterirken, ithalatta ise daha sınırlı fakat istikrarlı bir artış eğilimine işaret etti. Özellikle ihracat birim değer endeksindeki çift haneli yükseliş ile ihracat miktar endeksindeki sert düşüşün aynı anda gerçekleşmesi, dış ticaret yapısında yeni kırılganlıkların oluştuğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Mart ayında ihracat birim değer endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,3 artarak önemli bir yükseliş kaydetti. Bu durum, Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin ortalama fiyatlarının yükseldiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı dönemde ihracat miktar endeksinin yüzde 16,7 gerilemesi, daha az ürün ihraç edildiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle Türkiye, daha pahalıya fakat daha düşük hacimle ihracat yapıyor.

Ekonomistler bu tabloyu değerlendirirken iki temel noktaya dikkat çekiyor. İlk olarak küresel ekonomideki yavaşlama, Avrupa başta olmak üzere ana ihracat pazarlarında talep daralmasına neden oluyor. İkinci olarak ise jeopolitik gerilimler, enerji maliyetleri ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar fiyatları yukarı taşırken ticaret hacmini baskılıyor.

İHRACATTA FİYAT ARTIŞI ENERJİ VE HAM MADDE KAYNAKLI

Alt sektörler incelendiğinde en dikkat çekici yükselişin yakıt ürünlerinde yaşandığı görülüyor. Yakıtlar grubunda ihracat birim değer endeksi yüzde 33,3 arttı. Bu yükseliş, enerji piyasalarındaki küresel dalgalanmaların Türkiye’nin dış ticaret rakamlarına doğrudan yansıdığını ortaya koyuyor.

Ham maddelerde yakıt hariç ihracat birim değer endeksi yüzde 15,4 yükselirken, imalat sanayinde bu artış yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Gıda, içecek ve tütün grubundaki yüzde 11,7’lik yükseliş ise tarımsal emtia fiyatlarının uluslararası piyasalarda halen yüksek seyrettiğini gösteriyor.

Bununla birlikte fiyat artışlarının üretici açısından olumlu görünmesine rağmen miktar tarafındaki sert gerileme önemli riskler barındırıyor. Çünkü sürdürülebilir ihracat performansı yalnızca fiyat artışıyla değil, aynı zamanda üretim ve pazar genişlemesiyle mümkün olabiliyor.

İHRACAT MİKTARINDAKİ DÜŞÜŞ ENDİŞE VERİYOR

Mart ayında ihracat miktar endeksindeki yüzde 16,7’lik düşüş son dönemin en dikkat çekici gerilemelerinden biri oldu. Özellikle imalat sanayindeki yüzde 14,8’lik düşüş, Türkiye’nin sanayi üretimi ve dış talep bağlantısı açısından kritik bir sinyal niteliği taşıyor.

Yakıt ihracat miktarındaki yüzde 23,5’lik gerileme ise enerji ticaretindeki oynaklığın sürdüğünü gösteriyor. Gıda, içecek ve tütün grubundaki yüzde 15,7’lik düşüş de dış pazarlarda talep koşullarının zayıfladığına işaret ediyor.

Uzmanlara göre ihracat miktarındaki düşüşte Avrupa ekonomisindeki yavaşlama belirleyici rol oynuyor. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nde tüketim ve sanayi üretiminin zayıflaması, Türk ihracatçısının sipariş hacmini azaltıyor. Ayrıca yüksek finansman maliyetleri, kur istikrarı ve üretim giderlerindeki artış da ihracatçıların rekabet gücünü baskılıyor.

İTHALATTA DAHA ILIMLI BİR GÖRÜNÜM

İthalat tarafında ise daha dengeli bir tablo dikkat çekiyor. İthalat birim değer endeksi mart ayında yüzde 6,3 arttı. Bu oran ihracattaki fiyat artışının oldukça altında kaldı. Yakıt ithalatında birim değer endeksinin yüzde 2,7 düşmesi, enerji fiyatlarında baz etkisinin devreye girdiğini gösteriyor.

İthalat miktar endeksi ise yüzde 1,8 arttı. Özellikle gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 20,7’lik artış dikkat çekti. Ham maddelerdeki yüzde 8,7’lik yükseliş ise sanayi üretiminin devamı için ara malı talebinin sürdüğünü ortaya koyuyor.

İmalat sanayi ithalat miktarındaki yüzde 5,4’lük artış da üretim çarklarının tamamen yavaşlamadığını gösteren önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak ithalatın ihracata göre daha güçlü seyretmesi dış ticaret açığı açısından risk oluşturmaya devam ediyor.

MEVSİM ETKİLERİ DE OLUMSUZ SEYRİ DOĞRULADI

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler de dış ticaretteki yavaşlamayı teyit etti. İhracat miktar endeksi şubat ayında 138,2 seviyesindeyken mart ayında yüzde 4,7 düşüşle 131,7’ye geriledi. Takvim etkilerinden arındırılmış yıllık verilerde ise düşüş yüzde 18,3 oldu.

Buna karşılık ithalat miktar endeksi aylık bazda yüzde 2,5 arttı. Yıllık bazda ise sınırlı bir yükselişle yüzde 0,3 artış gösterdi. Bu tablo, iç talebin halen belirli ölçüde canlı kaldığını ancak dış talepte ciddi bir zayıflama yaşandığını ortaya koyuyor.

DIŞ TİCARET HADDİNDE İYİLEŞME

Verilerin olumlu taraflarından biri dış ticaret haddindeki yükseliş oldu. 2025 yılı mart ayında 87,6 olan dış ticaret haddi, 2026 Mart ayında 92,5’e çıktı. Böylece dış ticaret haddinde 4,9 puanlık artış gerçekleşti.

Dış ticaret haddinin yükselmesi, ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre daha hızlı arttığını gösteriyor. Bu gelişme teorik olarak ülkenin dış ticaret gelirleri açısından olumlu kabul ediliyor. Çünkü Türkiye aynı miktarda ihracat yaparak daha fazla ithalat finanse edebilir hale geliyor.

Ancak uzmanlar, dış ticaret haddindeki iyileşmenin kalıcı refah artışı anlamına gelmesi için ihracat miktarındaki düşüşün durması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde yalnızca fiyat artışına dayalı bir iyileşme sürdürülebilir olmayabilir.

KÜRESEL EKONOMİK RİSKLER BELİRLEYİCİ OLUYOR

2026 yılı itibarıyla küresel ekonomide büyümenin yavaşlaması, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler dış ticaret üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Özellikle ABD-Çin rekabeti, Avrupa’daki düşük büyüme ortamı ve Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, dünya ticaret hacmini aşağı çekiyor.

Türkiye gibi üretim ve ihracata dayalı büyüme modeli uygulayan ülkeler açısından bu süreç oldukça kritik görülüyor. İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, yüksek katma değerli üretimin artırılması ve enerji bağımlılığının azaltılması önümüzdeki dönemde daha da önemli hale geliyor.

Ekonomi yönetiminin en büyük hedeflerinden biri, dış ticarette yalnızca fiyat avantajına değil teknoloji yoğun üretime dayalı sürdürülebilir bir yapı oluşturmak olacak. Aksi halde küresel dalgalanmalar karşısında dış ticaret performansının kırılgan kalmaya devam edeceği değerlendiriliyor.

2026 MART AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ

Türkiye ekonomisinin büyüme dinamikleri açısından kritik göstergelerden biri olan dış ticaret endeksleri, 2026 yılı mart ayında dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriler, ihracatta fiyatların yükseldiğini ancak miktar bazında önemli bir daralma yaşandığını gösterirken, ithalatta ise daha sınırlı fakat istikrarlı bir artış eğilimine işaret etti. Özellikle ihracat birim değer endeksindeki çift haneli yükseliş ile ihracat miktar endeksindeki sert düşüşün aynı anda gerçekleşmesi, dış ticaret yapısında yeni kırılganlıkların oluştuğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Mart ayında ihracat birim değer endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,3 artarak önemli bir yükseliş kaydetti. Bu durum, Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin ortalama fiyatlarının yükseldiğini ortaya koyuyor. Ancak aynı dönemde ihracat miktar endeksinin yüzde 16,7 gerilemesi, daha az ürün ihraç edildiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle Türkiye, daha pahalıya fakat daha düşük hacimle ihracat yapıyor.

Ekonomistler bu tabloyu değerlendirirken iki temel noktaya dikkat çekiyor. İlk olarak küresel ekonomideki yavaşlama, Avrupa başta olmak üzere ana ihracat pazarlarında talep daralmasına neden oluyor. İkinci olarak ise jeopolitik gerilimler, enerji maliyetleri ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar fiyatları yukarı taşırken ticaret hacmini baskılıyor.

İHRACATTA FİYAT ARTIŞI ENERJİ VE HAM MADDE KAYNAKLI

Alt sektörler incelendiğinde en dikkat çekici yükselişin yakıt ürünlerinde yaşandığı görülüyor. Yakıtlar grubunda ihracat birim değer endeksi yüzde 33,3 arttı. Bu yükseliş, enerji piyasalarındaki küresel dalgalanmaların Türkiye’nin dış ticaret rakamlarına doğrudan yansıdığını ortaya koyuyor.

Ham maddelerde yakıt hariç ihracat birim değer endeksi yüzde 15,4 yükselirken, imalat sanayinde bu artış yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Gıda, içecek ve tütün grubundaki yüzde 11,7’lik yükseliş ise tarımsal emtia fiyatlarının uluslararası piyasalarda halen yüksek seyrettiğini gösteriyor.

Bununla birlikte fiyat artışlarının üretici açısından olumlu görünmesine rağmen miktar tarafındaki sert gerileme önemli riskler barındırıyor. Çünkü sürdürülebilir ihracat performansı yalnızca fiyat artışıyla değil, aynı zamanda üretim ve pazar genişlemesiyle mümkün olabiliyor.

İHRACAT MİKTARINDAKİ DÜŞÜŞ ENDİŞE VERİYOR

Mart ayında ihracat miktar endeksindeki yüzde 16,7’lik düşüş son dönemin en dikkat çekici gerilemelerinden biri oldu. Özellikle imalat sanayindeki yüzde 14,8’lik düşüş, Türkiye’nin sanayi üretimi ve dış talep bağlantısı açısından kritik bir sinyal niteliği taşıyor.

Yakıt ihracat miktarındaki yüzde 23,5’lik gerileme ise enerji ticaretindeki oynaklığın sürdüğünü gösteriyor. Gıda, içecek ve tütün grubundaki yüzde 15,7’lik düşüş de dış pazarlarda talep koşullarının zayıfladığına işaret ediyor.

Uzmanlara göre ihracat miktarındaki düşüşte Avrupa ekonomisindeki yavaşlama belirleyici rol oynuyor. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nde tüketim ve sanayi üretiminin zayıflaması, Türk ihracatçısının sipariş hacmini azaltıyor. Ayrıca yüksek finansman maliyetleri, kur istikrarı ve üretim giderlerindeki artış da ihracatçıların rekabet gücünü baskılıyor.

İTHALATTA DAHA ILIMLI BİR GÖRÜNÜM

İthalat tarafında ise daha dengeli bir tablo dikkat çekiyor. İthalat birim değer endeksi mart ayında yüzde 6,3 arttı. Bu oran ihracattaki fiyat artışının oldukça altında kaldı. Yakıt ithalatında birim değer endeksinin yüzde 2,7 düşmesi, enerji fiyatlarında baz etkisinin devreye girdiğini gösteriyor.

İthalat miktar endeksi ise yüzde 1,8 arttı. Özellikle gıda, içecek ve tütün grubunda yüzde 20,7’lik artış dikkat çekti. Ham maddelerdeki yüzde 8,7’lik yükseliş ise sanayi üretiminin devamı için ara malı talebinin sürdüğünü ortaya koyuyor.

İmalat sanayi ithalat miktarındaki yüzde 5,4’lük artış da üretim çarklarının tamamen yavaşlamadığını gösteren önemli göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak ithalatın ihracata göre daha güçlü seyretmesi dış ticaret açığı açısından risk oluşturmaya devam ediyor.

MEVSİM ETKİLERİ DE OLUMSUZ SEYRİ DOĞRULADI

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler de dış ticaretteki yavaşlamayı teyit etti. İhracat miktar endeksi şubat ayında 138,2 seviyesindeyken mart ayında yüzde 4,7 düşüşle 131,7’ye geriledi. Takvim etkilerinden arındırılmış yıllık verilerde ise düşüş yüzde 18,3 oldu.

Buna karşılık ithalat miktar endeksi aylık bazda yüzde 2,5 arttı. Yıllık bazda ise sınırlı bir yükselişle yüzde 0,3 artış gösterdi. Bu tablo, iç talebin halen belirli ölçüde canlı kaldığını ancak dış talepte ciddi bir zayıflama yaşandığını ortaya koyuyor.

DIŞ TİCARET HADDİNDE İYİLEŞME

Verilerin olumlu taraflarından biri dış ticaret haddindeki yükseliş oldu. 2025 yılı mart ayında 87,6 olan dış ticaret haddi, 2026 Mart ayında 92,5’e çıktı. Böylece dış ticaret haddinde 4,9 puanlık artış gerçekleşti.

Dış ticaret haddinin yükselmesi, ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına göre daha hızlı arttığını gösteriyor. Bu gelişme teorik olarak ülkenin dış ticaret gelirleri açısından olumlu kabul ediliyor. Çünkü Türkiye aynı miktarda ihracat yaparak daha fazla ithalat finanse edebilir hale geliyor.

Ancak uzmanlar, dış ticaret haddindeki iyileşmenin kalıcı refah artışı anlamına gelmesi için ihracat miktarındaki düşüşün durması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde yalnızca fiyat artışına dayalı bir iyileşme sürdürülebilir olmayabilir.

KÜRESEL EKONOMİK RİSKLER BELİRLEYİCİ OLUYOR

2026 yılı itibarıyla küresel ekonomide büyümenin yavaşlaması, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler dış ticaret üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Özellikle ABD-Çin rekabeti, Avrupa’daki düşük büyüme ortamı ve Orta Doğu’daki jeopolitik riskler, dünya ticaret hacmini aşağı çekiyor.

Türkiye gibi üretim ve ihracata dayalı büyüme modeli uygulayan ülkeler açısından bu süreç oldukça kritik görülüyor. İhracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, yüksek katma değerli üretimin artırılması ve enerji bağımlılığının azaltılması önümüzdeki dönemde daha da önemli hale geliyor.

Ekonomi yönetiminin en büyük hedeflerinden biri, dış ticarette yalnızca fiyat avantajına değil teknoloji yoğun üretime dayalı sürdürülebilir bir yapı oluşturmak olacak. Aksi halde küresel dalgalanmalar karşısında dış ticaret performansının kırılgan kalmaya devam edeceği değerlendiriliyor.

Kaynak: TÜİK