Sağlığımız için doğru beslenmenin önemi…(3)
Ülkemizde birçok konuda olduğu gibi, beslenme konusunda da ciddi bir bilgi kirliliği mevcuttur. Bunun temel sebebi, sağlıkta olduğu gibi beslenme konusunun da bütünsel değil, parça parça ele alınıp incelenmesidir. Genellikle gıda maddeleri en küçük biyokimyasal yapı taşlarına kadar araştırılmakta; bu mikro verilerden hareketle, beslenme ve sağlık üzerindeki etkilerine dair kapsamlı ve kesin sonuçlara varılmaya çalışılmaktadır.
Neticede ortaya çıkan çelişkili sonuçlar nedeniyle; aynı eğitime, kültüre ve unvana sahip iki bilim insanından, aynı konuda taban tabana zıt bilgiler duymamız mümkün olabilmektedir.
Bunlara bir de; ürünün besin değerinden ziyade raf ömrü, görüntüsü, pazar payı ve satılabilirliği gibi özelliklerini önceleyen gıda üreticilerinin yanıltıcı reklamları ile diyetisyenler ve doktorlar tarafından verilen tutarsız, birbiriyle çelişen tavsiye ve diyet programları eklendiğinde; tüketicinin şaşkınlık ve bıkkınlık yaşaması kaçınılmaz hale gelmektedir.
Günümüzde; yiyeceklerin sindirim sistemindeki hazmı ve emilimi ile buna bağlı gelişen beslenme çeşitliliği ve şekli konusunda birbirinden çok farklı görüşler mevcuttur. Konunun uzmanı olduğu ifade edilen bilim insanlarının kimisi tek tip beslenmeyi, kimisi üç öğünü, kimisi ise ara öğünlerle birlikte sekiz öğünü tavsiye etmektedir.
Hazırlanan diyet programlarının bir kısmı sadece protein ağırlıklı beslenmeyi, bir kısmı ise karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi önermektedir. Bazı yaklaşımlar sadece günlük alınacak kalori miktarını baz alırken, bazıları yağın cinsini ve kalitesini dikkate almadan tüm yağları yasaklamaktadır.
Gıda maddelerini ve sindirim sistemini parça parça ele aldığımızda, bu çıkarımların doğru tarafları olduğu gibi yanlış tarafları da vardır; ancak bunların tamamı "çok büyük bir bütünün, çok küçük parçalarıdır."
Buradaki en büyük yanlış; bilim adına uzmanlaşma etiketinin arkasına sığınılarak, muazzam bir bütünlük içerisinde çalışan insan vücudunun ve sindirim sisteminin binlerce parçaya ayrılarak incelenmesi, her bir parçanın ayrı değerlendirilmesi ve en önemlisi de Yaratıcımızın insan vücuduna (hücrelerine kadar) yüklediği sayısız program ve yeteneğin göz ardı edilmesidir.
(Devam edecek)