Sağlığımız için doğru beslenmenin önemi… (8)

Ümit Yurtkuran

Ümit Yurtkuran

Yazar
Tüm Yazıları

Hem sürekli ilaçlar kullanılır hem de hastalıklara yol açan yanlış beslenme alışkanlıklarına aynen devam edilir. Pek çok yetişkinin bu gerçeği anlamaması ve çocuklara olan düşkünlüklerini dondurmalar, pastalar, rengârenk şekerlemeler, muhtelif şekerli abur cuburlar veya şekerli içecekler vererek göstermeleri çok acıklı bir durumdur.

Çünkü bütün bu şekerli ve rafine ürünler, tüketildikten sonra çocukların bedeninde toksine (zehre) dönüşerek hayatlarının devamında sağlıklarını mutlaka olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenle sık sık kronik veya genetik hastalıklardan söz edildiğinde, hastalıkların kalıtımla geçmediğini; "kalıtım yoluyla aldığımız asıl şeyin, sadece yanlış beslenme alışkanlıkları ve sağlıksız bir yaşam tarzı olduğunu" tekrar tekrar söylemek istiyorum.

"Hastalıklara karşı normal direnç doğrudan uygun besinlere bağlıdır, hiçbir zaman bir hap kutusundan elde edilemez. Dengeli beslenme; normal direncin beşiği, normal bağışıklığın oyun alanı, sağlıklı olmanın atölyesi ve uzun yaşamanın laboratuvarıdır." — Dr. Charles Mayo (ABD’deki Mayo Kliniği Kurucusu) Beslenmemizi Doğrudan Etkileyen Faktörler

Beslenmemizi doğrudan etkileyen faktörlere geçmeden önce; yediklerimizin ve içtiklerimizin sağlığımız, özellikle de ruh hâlimiz ve psikolojimiz üzerinde ne kadar etkili olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu konunun ne derece önemli olduğunu göstermek açısından, gazeteci, yayıncı ve yazar David Steinman’ın "Diet for a Poisoned Planet" (Zehirli Bir Gezegen İçin Diyet) adlı kitabında bahsettiği bir deneyden söz etmek yerinde olacaktır.

Bu deneyde fareler dört gruba ayrıldı:
  • Birinci Grup: Doğal gıdalarla beslenip temiz su içirildi. Üç ay süren deney boyunca bu fareler aktif, sakin ve sosyal kaldılar.

  • İkinci Grup: İlk grupla aynı gıdaları tükettiler. Ancak diyetlerine "sadece sosis" eklendi. Bir süre sonra bu fareler vahşileşti ve sürekli birbirleriyle kavga etmeye başladılar.

  • Üçüncü Grup: Bu gruba "şeker kaplı kahvaltılık gevrekler" verildi ve "meyve suyu" içirildi. Bir süre sonra bu fareler gergin, hiperaktif ve amaçsız hayvanlara dönüştüler.

  • Dördüncü Grup: Sadece "şekerli donutlar ve kola" ile beslendi. Deney sonunda bu fareler uyumakta sıkıntı çektiler, her şeyden korkar oldular ve sosyal bir grup olarak işlev gösteremediler.

Deney süresince verilen bu yiyeceklerin mikro gıdalar açısından yetersizliği ve içerdikleri toksinler, bu hayvanların sağlığını ve ruh hâlini ciddi şekilde etkiledi; davranışları üzerinde kalıcı değişikliklere yol açtı.

Günümüzde pek çok çocuğun hiperaktif, antisosyal, hatta saldırgan davranışlar sergiliyor olması ile yukarıda bahsettiğim deney sonuçları birlikte değerlendirildiğinde; çocukların gösterdiği bu davranışlara beslenme şekillerinin neden olup olmadığı konusunun ciddi şekilde ele alınıp düşünülmesi gerektiğini göstermiyor mu?

(Devam edecek)

Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…