Sağlığımız için doğru beslenmenin önemi… (7)

Ümit Yurtkuran

Ümit Yurtkuran

Yazar
Tüm Yazıları

Tipik bir Türk ailesinde tablo genellikle şöyledir:

  • Büyükanne: Neredeyse ağrımayan hiçbir yeri yoktur. Sürekli dizlerinden, eklemlerinden ve kemiklerinden yakınır; sindirim sistemi bozuktur, iyi göremez. Ağrı kesici, tansiyon, şeker ve kolesterol hapları gibi sürekli kullandığı ilaçların bulunduğu küçük çantası hep yanındadır.

  • Büyükbaba: Büyükanneden pek farkı yoktur. Sindirim sistemi bozukluklarına, ağrıyan dizlerine, eklemlerine ve kemiklerine ilave olarak depresyon, kalp-damar sorunları; genellikle de sigaraya bağlı nefes darlığı, bronşit veya astımı vardır. Ağrı kesici, kolesterol, depresyon, tansiyon ve şeker ilaçları hep elinin altındadır.

  • Baba: Hazımsızlıktan, mide ekşimesinden, mide yanmasından, ishal ya da kabızlıktan, sırt ağrılarından, çabuk yorulmaktan ve halsizlikten şikâyetçidir. Enerjisi azalmış, eklem ağrıları başlamıştır. Ancak yapması gereken birçok iş, koşturması gereken bir hayatı vardır ve vücudundan gelen sinyallerle ilgilenmeye pek vakti yoktur.

  • Anne: Sindirim bozukluklarından, sık sık kabız olmaktan, regl ve baş ağrılarından, yorgunluktan, halsizlikten, kansızlıktan ve sinir bozukluğundan şikâyetçidir; sürekli depresyon hâlindedir. Diz ağrıları onda da başlamıştır ancak daha yaşı gençtir, hayal ettiği çok şey vardır. Bu nedenlerle sağlığıyla ilgili şikâyetlerin sebeplerini araştırmak ya hiç aklına gelmez ya da buna ayıracak vakti yoktur.

  • Çocuklar: Genelde gözlük takarlar, bağışıklık sistemleri düşüktür, sindirim sistemleri iyi çalışmaz, birçok şeye alerjileri vardır. En çok sivilcelerinden ve dişlerinin şekilsizliğinden şikâyetçidirler; sık sık soğuk algınlığına yakalanır yahut grip olurlar.

Pek çoğumuz bu problemlerin tümünü hiç yadırgamadan kaderimizmiş gibi kabul ederiz. Sebepleri ya da çözümleri üzerinde hiç kafa yormaz, zerre kadar emek vermeyi düşünmeyiz. Çünkü "hasta olduğumuzda nasıl olsa doktorlar ve ilaçlar vardır." Zaten hastalıkların pek çoğunun genetik veya kronik olduğuna, yani yapabileceğimiz bir şey olmadığına inanırız.

Televizyonlar; sivilcelere, aknelere, diş çürümelerine, baş ağrılarına, eklem ağrılarına, sırt ağrılarına ve soğuk algınlığına karşı mucizevi ilaçların reklamlarıyla doludur.

Ancak bütün bu ilaçların "hastalığa yol açan asıl nedenlerle" değil de sadece görünür belirtilerle mücadele ettiğini ve asıl problemi maskeleyerek daha da büyümesine neden olduğunu hiç kimse aklına bile getirmez.

(Devam edecek)

Cuma gününün yeni umutlara, iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…