Bu millet yok olma noktasına nasıl getirildi… (4)
Ta ki sayın Canan Karatay, İsmail Hakkı Aydın, Ahmet Rasim Küçükusta gibi profesörlerimiz veya doktorlarımız ortaya çıkıp doğruları söyleyene kadar zararları fark edilip konuşulmadı…
“Akciğer zarı kanseri, gırtlak kanseri, yumurtalık kanseri ve daha birçok ölümcül hastalığın” nedeni olduğu sonradan anlaşılacak olan; özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra, ısıyı ve elektriği yalıtması, sürtünmeye ve asit gibi maddelere dayanıklı olması, ucuz olması ve başka nedenlerle “sihirli mineral” olarak tanınmaya başlayan asbest maddesi, 1970’lerin başında yaygın bir şekilde hayatımıza girdi…
Bu “sihirli mineral” ülkemizde de evler, hastaneler, okullar, iş yerleri, fabrikalar ve benzeri yerlerin çatı ve duvar izolasyonlarında, havalandırma ve boru sistemlerinde (özellikle içme suyu boruları), çimento, boya, kâğıt, lastik, plastik, filtre, fren ve debriyaj balataları, perde, keçe, yangın battaniyesi ve elbise gibi pek çok tekstil malzemesinde ve daha birçok ürünün imalatında kullanıldı.
Ancak 2000’li yılların başından itibaren, asbestin başta kanser olmak üzere birçok ölümcül hastalığın ana sebebi olduğu anlaşılıp “öldürücü toz” olarak tanımlanmasıyla birlikte tüm dünyada yasaklanmaya başlandı.
Ülkemizde de 31 Aralık 2010 tarihinden itibaren “tüm asbest türlerinin çıkarılması, herhangi bir ürün imalatında kullanılması ve asbest içeren tüm ürünlerin piyasaya arzı” yasaklandı. Ancak yasak öncesi piyasaya sürülen ve özellikle binalarda ve su şebekelerinde kullanılan asbestli ürünlerin pek çoğu hâlen zehir saçmaya devam etmektedir. (Tabii asbest yasaklanırken kim bilir kanserojen başka hangi kimyasallar hayatımıza girdi, bilmiyoruz.)
Kasım 2002’de Hong Kong’da “SARS adında yeni bir virüs” ortaya çıktı ve dünya genelinde yine korku ve endişe pompalanmaya başlandı. Temmuz 2003 tarihine kadar 37 ülkeye yayılarak pandemik hâle geldiği (!) söylenen SARS virüsü nedeniyle dünya çapında 8.422 vaka ve 916 ölüm görüldü. Nedendir bilinmez ama bu korkunç (!) SARS virüsü çok kısa sürede, 2003 yılı haziran ayında görülen son enfekte insan vakasıyla birlikte piyasadan çekilip gitti (!)..
(Devam edecek)
Cuma gününün iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…