Bu millet yok olma noktasına nasıl getirildi… (2)

Ümit Yurtkuran

Ümit Yurtkuran

Yazar
Tüm Yazıları

Yeteri kadar vatansever gencimiz ve aileleri “İşkencelerle, idamlarla, hapis cezalarıyla sindirilip işe yaramaz hale getirildikten sonra,” tekrar Demokrasiye yani sivil yönetime geçildi (!) Demokrasiye geçişle birlikte “gençlerimiz arasında savaşma seviş” gibi sloganlar yaygınlaştırılıp, sorumsuzluğun, cinselliğin, eğlencenin sürekli ön plana çıkarıldığı bir dönemde “AİDS denen ölümcül bir hastalık” ortaya çıktı.
Tabii hemen “bilim insanlarımız, cahil(!) halkımızı bilinçlendirmek üzere” bütün medya araçlarını (Corona da olduğu gibi) işgal ettiler. Öyle bir “korku pompalandı ki,” kendi eşimizle bile sarılmaya, öpüşmeye, ilişkiye girmeye korkar hale geldik. “Korkunun zirve yaptığı bir dönemde” ismini bile doğru dürüst telaffuz edemediğimiz “prezervatifler ve doğum kontrol hapları” (tümör oluşumunun nedenlerinden biri) gündeme oturdu.

Avrupa ülkelerinde “doğum oranını artırabilmek” için çok ciddi teşvik unsurları kullanılırken, bizim sağlık kuruluşlarında “doğum kontrol araçları” bedava uygulanmaya, “kapı kapı dolaşıp doğum kontrol hapları ve prezervatif dağıtmaya” başladılar. “Halen bütün dünyada var olan (AİDS hastalığı nedeni) HİV Virüsü ise gündemden düştü ve sanki yok oldu(!)”

Derken bilim insanlarımız “normal doğumun ne kadar eziyetli, ne kadar sancılı, ne kadar riskli olduğunu” kadınlarımıza anlatmaya başladılar. Bu kadar eziyet çekmeye ne gerek vardı kiii? Artık ülkemizde de, batı ülkelerinde olduğu gibi “sezaryenle doğum yapmak mümkündü…”

“Doktorun sana uygun olduğu saati dakikayı versin ”sen bütün makyaj malzemelerinle birlikte doğum çantanı hazırla gel," “15 dakikada narkozla uyutsunlar, karnını yarsınlar, (saçının bir tek teline zarar gelmesine razı olmayacağın) bebeğini lap diye alsınlar, hemen içi Alüminyum Sülfat, Alüminyum Nitrat vs ağır metaller ve kimyasallarla dolu aşılarını da yapıp” yanına yatırsınlar…

Tabiii sana bu güzellikleri(!) yaparken, “ikinci hamileliğin riskli olacağı, sevgili bebeğinin sezaryen doğumu nedeniyle bronşit, astım, alerji, bağışıklık sistemi zayıflığı gibi problemlerle yaşamak zorunda kalacağını, aşılar yoluyla vücuduna aldığı toksinler nedeniyle çok ciddi hastalıklara yakalanma risklerini söylemediler.” İnsanlarımız reklamı yapılan bu uygulamaların risklerini hiçbir zaman araştırmadı ve bilmedi ama “nüfus planlaması” kapsamında iyi bir vatandaş(!) olmaya devam ettiler...

Cuma gününün iyilik ve güzelliklere vesile olması dileğiyle…

(Devam edecek)