“Satılmış” Jurnalciler!
“CIA hesabına çalışmış 100’den fazla Alman gazeteciyi ismen biliyorum!”
***
Bu iddianın sahibi, Alman gazeteci Udo Ulfkotte idi.
Alman medyasındaki birçok ismin NATO-ABD tarafından “özel olarak seçilmiş” gazeteciler olduğunu söylüyordu.
Ulfkotte, “Gekaufte Journalisten” (Satılmış Gazeteciler) adlı kitabında “CIA ile BND için çalışan gazetecileri” deşifre etmişti.
***
Vaktiyle kendisi de CIA için çalışmıştı.
Bir anlamda, Olay Yeri’nden bildiriyordu!
-Eh, en iyi belge itiraftır.
***
Ulfkotte, 13 Ocak 2017 tarihinde evinde ölü bulundu.
“Kalp krizinden öldüğü” açıklandı.
Ancak, hiçbir sağlık sorunu yoktu!
“BANA ARKADAŞINI SÖYLE”
Ulkotte’nin “Satılmış Gazeteciler” diye andığı Transatlantik İttifakı’na iliştirilmiş medyatörler arasında “Bild” gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Kai Diekmann başı çekiyor.
Diekmann, Yahudi şirketi Axel Springer’in yayınladığı Bild’i Ocak 2001’den Aralık 2015’e kadar yönetti.
***
Kai, “Sıfır Sıfır Yedi” Ertuğrul Ö’nün çok yakın arkadaşıdır!
Birbirleriyle gurur duyarlar.
ABD-İsrail tandeminin tezleri ve menfaatleri doğrultusunda birçok manşet attılar, klavye oynattılar.
Diekmann, 2004’ten itibaren epeyce bir süre Hürriyet yönetim kurulunun üyesiydi.
ATLANTİK KÖPRÜSÜ
Kai Diekmann “Atlantik Brücke” derneğinin önde gelen üyeleri arasındadır; yönetim kurulunda da yer aldı.
***
Bu dernek, Almanya’da 1952 yılında John McCloy’un teşvikiyle “özel bir örgüt” olarak kuruldu.
McCloy, vaktiyle Almanya’daki Amerikan işgal kuvvetlerinin “Yüksek Komiseri” idi.
İki sene, Dünya Bankası’nın ikinci başkanlığını yaptı.
Rockefeller Hanedanı’nın sahipliğindeki Chase Manhattan Bank’ın Yönetim Başkanlığı görevini de yürüttü.
***
Ayrıca…
22 Kasım 1963’teki John F. Kennedy suikastının arka planında FBI ve CIA’in yer aldığı gerçeğini ihtimamla karartan “Warren Komisyonu”nun üyesiydi.
“GİZLİ LOCA”
Geçmişte, Frankfurter Allgemeine Zeitung’un 17 sene boyunca yöneticiliğini yapmış bir gazeteci olan Udo Ulfkotte…
CIA’e eklemli çalışan “Atlantik Brücke” derneğine “Gizli Loca” denildiğinden de bahsetmiştir.
***
Almanya’da uzun seneler (2005-2021) Başbakanlık yapan “Evanjelik Papaz’ın Kızı” Angela Merkel, bu derin derneğin üyeleri arasındadır.
Şimdiki Alman Şansölyesi Friedrich Merz ise bu görevinin öncesinde Atlantik Brücke’nin başkanıydı!
“Olağanüstü Amerikan Yanlısı” diye anılan Merz, vaktiyle David Rockefeller’ın kurduğu ‘Trilateral Komisyon’un üyesidir.
İTİRAFNAME
Udo Ulfkotte, dünyaya yön veren haberlerin “CIA tarafından yaptırıldığını” çarpıcı örnekleriyle söz konusu kitabında anlattı.
Alman gazeteci, CIA’e bağlı çalışan gazetecilerin “Gerçekleri gizlemek ve savaş kışkırtıcılığı yapmak için resmi olmayan bir örtü vazifesi gördüklerini” de itiraf etmişti.
“-Çok pişmanım, utanıyorum” diyordu!
TRANSATLANTİK’TEKİ “GAZETECİLER”
Ulfkotte’nin belgeli kitabında, CIA ve BND için çalışan Türk gazetecilerden de bahsediliyor.
Şu çarpıcı satırlar, Ulfkotte’ye ait:
“Amerikalıların, Türk ve İngiliz gazetecilere tesirini, mesela Okyanus Ötesi organizasyonlara baktığımızda görebiliriz…
Bu organizasyonlar, Türkiye’den gazetecileri de davet ederler ve onları kendilerine ait gizli servis ağlarına bağlarlar.
Eğittikleri gazetecilere ABD/İngiltere yanlısı yazılar yazdırtırlar.
Son tahlilde, bu gazetecilerin çalıştıkları yerlerde yönetici pozisyonuna yükselmesi beklenir.
ABD’deki organizasyonlara davet edilen gazeteciler arasında birçok Türk gazeteci de bulunuyor.
Gazeteciler, bu organizasyonlara dahil olduklarında, adeta bir beyin yıkama olayına maruz kalıyorlar…
Amerikan yanlısı olmaları sağlanıyor.
Türk devletinin çıkarlarını düşünmek yerine, onlardan daima ABD’nin menfaatlerine göre hareket etmeleri ve Amerikalıların istediklerini yazmaları isteniyor.”
MASKELİ BALO
Türkiye’de CIA’in namı hesabına etki ajanlığı yapan gazeteciler, Komprador Burjuvazi’nin yani Törkiş Gladyo’nun derin kanatları altında faaliyet gösterirler.
***
Bu kapsamdaki “iliştirilmiş” medya mensupları, farklı etiketler veya maskeler altında görev yaparlar.
Medyada “tez ve antitezi” savunmak üzere sahne aldırılan belli başlı isimleri aynı derin karargâh istihdam eder; izleyiciler veya okuyucular ise onların “kavga ettiğini” sanırlar!
Onların temel görevleri, gerçekleri itina ile perdelemektir.
Batıcı tezleri, sahne aldıkları medyalarda zihinlere “şırınga” ederler!
***
Şöyle bir benzetme yapalım:
Eski yıllardaki radyoları gözünüzün önüne getiriniz ve oradaki farklı frekansları/istasyonları hatırlayınız…
Bu muhtelif frekanslardan yayın yapan medyatörlerin tamamı, aslında büyük şebekeye bağlıdır ve “bütün farklı, zıt görüşler ipotek altına alınmış halde” onlar üzerinden “Kontrollü Gerilim Stratejisi” kapsamında seslendirilir.
Hiçbiri size gerçekte olup biteni, arka plandakileri anlatmaz; derin gerçekleri Batı Kulübü’nün işine gelecek şekilde itinayla karartırlar.
KRİPTOLOJİK KURGU
Mete Gündoğan’ın “Oyun Teorisi” adlı kitabında sözünü ettiği “Kriptolojik Kurgu” olayına medyamızdan (yandaşı ve yoldaşı) çok sayıda örnek bulabiliriz!
“Öyle bir oyun düşünün ki, bütün oyuncular aynı ekipten…
Sözde kendi rakibinize karşı oynuyorsunuz: Muhteşem bir kriptolojik kurgu!
Rakibiniz, sizinle aynı amaçlara hizmet eden biri oluyor…
Siz ve rakibiniz, sizin için hangi strateji en büyük getiriyi sağlıyorsa onu tercih ediyorsunuz. Size karşı oynuyor gibi görünerek aslında size hizmet ediyor!”
KUKLACI’NIN KUKLALARI
Ekranlardaki “Kayıkçı Kavgası” polemikleri, izleyiciyi hipnotize etme bahsinde Sihirbaz Mandrake’yi bile çırak çıkartır!
Gladyo’daki “Puppetmaster” tahterevalliyi sahne arkasından yönetir; ayrıca, farklı medya kuruluşlarına belli elemanlarını belli sürelerle gönderirler yani onları voleyboldaki gibi “dönerli” oynatırlar!
***
“Muhafazakâr” geçinen/iktidar yanlısı rolünde oynayan bir kanalın, misal bir ekran yüzü…
Sonraki yıllarda birdenbire “muhalif” kamuflajıyla karşınıza çıkıverir.
Bunun tersi de -aynen con vaynen-geçerlidir.
“DÖRT MEVSİM” ERTUĞRUL
Medyamızın gelmiş geçmiş en büyük “çürütücüsü” Ertuğrul; Fikret Kızılok’un “Süleyman Hep Başbakan” şarkısındaki gibi hep sahnededir.
Gider gibi görünür ama aslında gitmez, kaybolmaz; doğadaki pet şişeler gibidir, tükenmez!
Onun paltosundan çıkanlar yahut devşirdikleri de ekranları ve sütunları kaplamaya devam eder.
***
Bununla birlikte…
Ertuğrul Öz-Bukalemun Bey “fevkalade konforlu bir şikayetçi” pozunda sekizde sekiz defolu geçmişini hiç utanmadan temize çekmeye yeltenir.
-Halen daha “üst perdeden; pişkince” konuşabiliyor.
***
Onu ekranlarına veya Youtube kanalına çıkaranlar mı; kendisini (bilerek yahut bilmeyerek) her defasında yeniden üretiyorlar!
***
Nagehanları, ROK’ları vs. halen daha ekranlarda tutanlar da…
İşbu “bukalemun” portreleri, her defasında yeniden “tahkim” ediyorlar.
Ertuğrul denilen “Transatlantik” bunlar gibi birçok Maskeli Balo müdavimi ismi, bazen överek bazen de “karşı çıkıyormuş” gibi yaparak defalarca “lanse” etti, halen daha ediyor.
YEŞİLÇAM USULÜ “DNA TESTİ”
Yandaş ve de yoldaş medyada konuşlanmış, konuşlandırılmış sözde gazeteciler/güya yorumcular için; Yeşilçam filmlerinin unutulmaz repliği her daim güncelliğini koruyan manidar bir sesleniştir:
“-Durun, siz kardeşsiniz!”