Kemal Bey, “Saray’ın Adamı” mı?
Mutlak Butlan’ın filmi yapılsaydı, eğer…
Adı “CHP, CHP’ye Karşı!” olurdu.
***
Salı günkü Grup Toplantısı Krizi, partinin ikiye bölündüğünü net bir biçimde gösterdi.
Genel Merkez’de Kılıçdaroğlu, Meclis’te Özel egemen!
***
CHP Sözcüsü Müslim Sarı, iki başlı bir yapı oluştuğuna dikkat çekti ve “Hiçbir partinin böyle bir durma izin vermeyeceğini” dile getirdi.
***
Kılıçdaroğlu MYK’sından Özel destekçisi dokuz milletvekili için çıkan kesin ihraç talebi, bu bölünmenin hızla “dönüşü olmayan bir noktaya” ilerlediğinin işaretidir.
Kemal Bey’in “Arınma” siyaseti, bu ilk atakla sınırlı kalmayacaktır.
***
Özel Cephesi’nin ısrarla tekrarladığı “Acilen Kurultay’a gidilmeli” talebinin karşılık bulmayacağı da aşikâr.
AYRIŞMA HIZLANIYOR
Özgür Bey ve kadrosunun öncelikli planı, CHP’de kalmak için tüm şartları zorlamak; yeni bir parti kurmayı- ancak, partide kalmanın imkânsız hale geldiği vakit hayata geçirmekti.
İkinci ihtimal için zaten birtakım hazırlıklar yapıldığı biliniyor.
Gelinen noktada ise bu ayrışma sürecinin hızlanacağı anlaşılıyor.
***
Kılıçdaroğlu’nun bahsettiği kurultay takviminin aylarca süreceği belli…
Yargıtay’dan acilen bir kararın çıkmayacağı da bu hesaba katıldığı vakit, nihayetinde yapılacak kurultayda Özel Cephesi’nin kazanma şansı nedir?
O vakit, Hususi Bey Cephesi’nin “mevcut şartlardaki avantajlarının yerinde yeller eseceğini” şimdiden öngördüğüne kuşku yoktur.
“ZAFER” YANILSAMASI
Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısını Genel Merkez’de yapması, evet bir geri adımdı; ancak kendisi açısından isabetli bir karardı.
Eğer Meclis’te grup toplantısı için ısrar etseydi, iki taraf arasında yaşanması kuvvetle muhtemel bir gerginlik hatta kavgadan sadece Özgür Özel değil kendisi de ciddi zarar görecekti.
Böyle bir duruma düşmedi!
***
Hususi Bey, her ne kadar “Bu kürsüde ilan edilen saatte konuşma yapmayı bir zafer olarak görmüyorum” dese de…
En azından, onun takımındakiler, hadiseyi “zafer” diye görüyorlar!
Özgür Özel destekçisi Cumhuriyet gazetesinin, Salı günkü “Siyasi Muharebe” için “Kürsü darbesi, püskürtüldü” diye attığı manşet, buna ilişkin örneklerden sadece biridir.
Gelgelelim…
Burada, en iyi ihtimalle bile bir “Pirus Zaferi’nden söz edilebilir!
***
Ve böylesi bir “zafer” telakkisi dahi, bundan sonrası için fevkalade yanıltıcı olacaktır.
Hususi Bey’in “yangına körükle gitme” siyasetinin, kendisine zarar vereceği -önünde sonunda- görülecektir.
***
Ezcümle…
“Kahramanlık” pozları vermeyi çok seven Özel ile onun heyecanlı taraftarlarının “Mutlak Butlan” sürecini yanlış okumaya devam edecekleri anlaşılıyor.
SARAY’IN ADAMI
Özel cephesinin, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Saray’ın Adamı” diye tanımlaması, bu yanlış değerlendirmenin belirgin bir yansımasıdır.
Kemal Bey’in CHP Genel Merkezi’ndeki grup toplantısında, işte bu yakıştırmaya karşı çıkarken söylediği “Sarayla müzakere edilmez, mücadele edilir” cümlesini ve iktidara yönelik temel eleştirilerini sürdürmesini dahi geçelim…
Temel dinamiğin nereden kaynakladığını doğru okuyabilmek için, Kılıçdaroğlu’ndaki ciddi değişimi ortaya koyan belli açıklamalara, çıkışlara şöyle bir bakmak gerekiyor.
2024’ün başından itibaren gözlemlediğimiz bu söylem değişikliği göz ardı edilirse, bugünkü süreç anlaşılamaz.
***
Bu değişimi beyan eden en güncel çıkışını not ederek bitirelim:
“Osmanlı’nın topraklarına bakın: Türkiye, o coğrafyaya gitmek ve o coğrafyada kendi kişiliğini geliştirmek zorundadır!”
PÜF NOKTASI
CHP’nin Kasım 2023 Kurultayı öncesindeki süreçte/senelerde “Suriye’de/Libya’da ne işimiz var?” diyen “Ben Kemal” gitmiş, yerine çok farklı bir “Ben Kemal” gelmiş, vaziyette!
-Sahi, neden acaba?
Bunun “Saray” ile filan alakası yoktur.
“Püf Noktası” işte tam da burada!