Kara mizahın kanununu yazsam, yeniden…
Sözcü, Korkusuz ve Tavır…
-Kaçak medya patronu Burak Akbay’ın sahipliğindeki gazeteler!
***
Bu üç gazete, ilk sayfalarında büyük puntolarla…
Tamar Tanrıyar için “Yurtdışına kaçtı!” diye yazdılar.
***
Çok kısa bir süre zarfında işbu “bilginin” yanlış/yalan olduğu ortaya çıktı.
***
Tam yerine denk geldi, şöyle soralım:
-Savcılar, mevzubahis üç gazete ile -aynı gerçek dışı bilgiyi kullanan başka gazeteler için, “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçundan” dolayı gözaltı kararları verecek mi?
-Elbette, vermeyecek.
***
Oysa…
Tamar Tanrıyar’ın çok ses getiren malum videosu için “Cumhurbaşkanı’na hakaret ve halkı yanıltıcı bilgiyi yayma suçundan” dolayı gözaltı kararı verildi.
Söz konusu yayında, Cumhurbaşkanı’na hiçbir surette hakaret edilmediği halde, üstelik Erdoğan lehinde sözler sarf edildiği halde Tamar Tanrıyar, niçin böylesine uçuk bir ithamla karşılaştı?
***
Kaldı ki…
Tanrıyar, medyada -belki de- Cumhurbaşkanı’nı en çok öven isimlerden biridir.
***
Ezcümle…
Tanrıyar, gemi seyahatinden döndükten hemen sonra gitti ifadesini verdi ve serbest bırakıldı.
***
Onun hakkında, kafadan “Kaçtı!” ithamlarını savuran…
“Kruvaziyer gemisinde gözaltına alındığını, İstanbul’a götürüldüğünü” falan yazan pardon “sallayan” Pişkin Medya organları ise…
-Üç maymunu oynamaya, devam ediyorlar.
ACABA?
Yeri gelmişken…
Bu sütunda, 12 Şubat 2026 tarihli “Sakın, sakın, sakın, ha!” başlıklı yazımızda işlediğimiz benzer bir mevzuyu hatırlayalım.
***
Sözcü TV’deki programda; eski futbolcu, eski hakem ve futbol yorumcusu Erman Toroğlu…
G.Saray Kulübü Başkanı’nın, kapalı kapılar ardında TFF Başkanı ile yaptığı görüşmede dile getirdiği bazı sözleri, bir iddia veya duyum olarak izleyicilerle paylaşmıştı.
O akşam, ekrandaki bu konuşmasından dolayı ertesi sabah hakkında “resen” soruşturma başlatılmış; “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” gerekçesiyle ifade vermiş ve neticede serbest bırakılmıştı.
***
O vakit, kimi meslektaşlarımız haklı olarak şöyle yaman bir sual eylemişlerdi:
“Henüz hiç araştırmadan veya soruşturmadan, çok hızlı bir biçimde; savcılık, bunun yanıltıcı bir bilgi olduğunu nereden biliyordu, acaba?”
YARGI MARKAJI
İddianın muhatapları olan iki başkanın hiçbir açıklama yapmadığı bir zaman diliminde veya suç duyurusunda bile bulunmamışlarken…
-Toroğlu, bir tür yargı markajına alınmıştı.
Yargı, bu örnekte “fikir ve ifade hürriyetini engelleyecek şekilde” devreye girmişti.
***
Bir duyumun, kulisin, iddianın, bilginin…
“Halkı yanıltıcı olup olmadığı” hususu…
Değil saatler içinde, bazen bir günde, birkaç ayda, bir senede hatta bazen yıllarca sonra anlaşılıyor.
-Bunun, sayısız/neredeyse sonsuz örneği var, yahu!
ÇİFTE STANDART
Çok kısa süre içinde gerçek dışı, uydurma bir “bilgi” olduğu ortaya çıkan “Tamar Tanrıyar kaçtı” başlığına dönecek olursak…
Halkı yanıltıcı, yanlış bu bilgiyi yayanlara yönelik olarak “tekzip/cevap ve düzeltme” yolu açıktır.
Yani: Karşılığı, gözaltına alınmak olmamalı…
-Zaten, olmadı da.
***
Onlar için böyle bir durum söz konusu olmadığına göre, Tanrıyar için yapılan gözaltı uygulaması “ayan beyan bir çifte standart” örneği teşkil ediyor.
***
Tanrıyar’ın malum iddialarının muhatabı olanlar için de “tekzip/cevap ve düzeltme” yolu açıktır.
Bunu yapmak varken, asıl mevzu bağlamından koparıldı ve bambaşka izahlara tevessül edildi.
-Olmadı!
KISSADAN HİSSE
“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” gerekçesi, suçu…
Bir nevi “muğlaklık torbasında” veya fevkalade geniş bir kapsama alanında yorumlanmamalı!
Böyle yapıldığı vakit, “fikir ve ifade özgürlüğü” ağır yara alıyor.
Maalesef, bu minvaldeki menfi örnekler giderek artıyor.