Kader, adalet eder
“Kader, bizden yana değildi. Şansımız yoktu.”
***
İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella, A Milli Futbol Takımımızın Dünya Kupası’nda yaşadığı kallavi rezalet için, aynen böyle dedi.
***
Montella’ya öfkelenenlerin istek parçası mı, Bergen ile özdeşleşen yılların eskitemediği şarkıdır:
“-Kader diyemezsin, sen kendin ettin”
***
Şu sıra, Montella’nın “kabahati kadere bulmasına” haklı itirazın mektubu gibidir, o şarkının sözü!
Kaldı ki…
-İtalyan teknik adamın sabit fikirliliğinden üreyen bariz yanlışları da kaderin kapsama alanındadır.
***
“Külli irade, cüz-i irade” bahsini Montella bilmeyebilir, medyamızdaki laikçi tiplerin ise öğrenmeye niyetleri yok!
Ezcümle:
-Kader, adalet eder.
DEV AYNASI
Montella’nın santrforsuz diziliş anlayışı, ta en başından beri yanlış bir tercihti.
Haliyle, çekirgenin futbol sahasındaki sıçraması da bir yere kadardır!
***
Forvette “zorunlu ikamete” tabi tutulması, taammüden hedef tahtasına oturtulan Kerem’in kabahati değildir.
Milli Takımda “Kontenjan Senatörü” misali oyuncuların yer alması da İtalyan’ın eksi hanesine yazılan bir iştir.
***
Dünya Kupası’na katılan takım sayısının ticari nedenlerle 32’den 48’e çıkarılması sayesinde, yirmi dört sene sonra turnuvaya katılma hakkı elde etmişti, Milliler…
Buna mukabil…
Medyamız dahil, Bizim Çocuklar’a “dev aynası” tutuldu; acayip “gaz” verildi.
Gruptaki rakiplerimiz, el birliğiyle küçümsendi.
***
Beklentiler, öylesine yüksek tutulmuştu ki…
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu “Kupayı alıp geleceğiz” diye uçuşa geçmişti.
Dar alanda “siyasi hesaplı” paslaşmalar da gırla gitti.
POLİTİK FUTBOL
Türkiye’de siyasetin futbola karışması, elbette yeni bir olay değil…
Uzun yıllardır sayısız örneklerini gördük, yaşadık.
Gelgelelim…
Mevcut iktidar döneminde işbu kronik yanlış “stratosfere çıktı” yahu!
***
Hangi birini sayalım?
Kulüp başkanları, teknik direktörler vs. ekseriyetle “siyasi turnikeden” geçip stadyuma giriyorlar.
***
TFF’nin başkanlık seçimlerinde yıllar yılı sözde “seçilen” isimleri tek tek anmaya gerek var mı?
“SAKIN HA!”
Mevcut Başkan’ın seçilmesi ise belli bir ölçüde “standart sapma” örneği kabul edilebilir.
Birkaç oy farkla kazanıp sürpriz yapmış; “siyasi destekle seçilmesi istenen” önceki başkanı mağlup etmişti.
***
Yapı’sal futbol düzenini değiştirmesi beklenmese de hiç olmazsa birkaç “karşı atak” yapacakmış gibi duruyordu.
Ne ki, gün geldi: Malum Kulüp Başkanı’nın “Sakın, ha!” uyarısıyla sessizliğe büründü.
***
Paralel MHK’ya dokunamadı.
Süper Ayak Oyunları Ligi’nde Yapı’sal Takım’ın “Haram-piyonluk” serisi devam etti.
***
Spor Bakanı ise, Mister Pike’nin de izlediği sarı kırmızılı törende coştu; derbi maçtan önce şampiyonu ilan etti!
-Siyasi “Kollama” mı, her sezon el artırıyor.
ASLINDA NEDİR?
Mister Pike’nin vesayeti altındaki Ayaktopu Yapılanması, siyasi desteği arkasına alarak Türkiye’de futbolu çürüttü.
‘İki Maçta Sıfır Gol, Sıfır Puan’ antetli rezaletin vitrininde İtalyan Teknik Direktör ve futbolcularımız olsa da…
-Hadisenin temelinde, işte bu “Yapı’sal Çürüme” yatıyor!
***
Hal böyleyken, bir kez daha hatırlatalım:
-Kader, adalet eder.
***
Adı “Sakın Ha!” sezonuyla özdeşleşen Kulüp Başkanı, Yapı’yı her bir vesileyle yok sayıyor, inkâra yelteniyor.
O Yapı’nın “bütünleyici parçası” olduğu için…
Futboldaki Yapı’nın kurgusal icraatlarından istifade eden kulübü yönettiği için; gerçekleri “inkâr etmek” elemanın sekizde sekiz işine geliyor!
***
Youtube’ta “gazeteci; yorumcu” geçinen Sarı-Kırmızı eşofmanlı futbol trolleri…
Dünya Kupası’ndaki rezaleti müteakip TFF Başkanı’na saydırırken, ne kadar da pişkinler; pişkin oldukları kadar da trajikomikler!
***
“Sakın Ha!” ültimatomunun ardından sessizliğe bürünen Başkan’dan bizim şikâyet etmeye hakkımız var…
Amma velakin, o sessizlikten “yararlanan” fabrikasyon kupanın sahibi Pişkinler Cenahı’nın zinhar yok.