Doksanlar’daki derin cinayetler
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetler bürosunun zamanaşımına uğramamış 680 dosyayı incelediğini açıkladı.
Gürlek “Uğur Mumcu, Çetin Emeç ve Bahriye Üçok dosyalarının da masada olduğunu” söyledi!
KARANLIK DOKSANLAR
1990’daki Emeç ve Üçok cinayetleri ile 1993 yılındaki Mumcu suikastı, 1990-1993 dönemindeki “fevkalade kaotik” süreçte gerçekleşti.
***
Türkiye’de laik aydın cinayetlerinin başladığı 31 Ocak 1990 tarihi…
Sovyetler Birliği’nin lokomotifliğindeki Doğu blokunun çöküşüyle birlikte, NATO’daki Komünizmle Mücadele konseptinin yerini İslam düşmanlığının aldığı dönem ile çakışıyor!
-Bu durum, asla bir tesadüf değildi.
***
Türkiye’deki NATO’ya bağlı Gladyo yapılanmasının, ülkemizde laik-anti laik kutuplaşmayı inşa etmesi, işte bu konsept değişikliğiyle alakalıdır.
Kontrgerilla operasyonlarının üzeri -o dönemdeki “faili meçhul cinayetlerin” hayali İslami örgütlerin üzerine yıkılmasıyla- örtülmüştü.
Toplumsal algı, taammüden yanlış yönlendirilmişti.
***
Bu minvaldeki psikolojik harekât, kutuplaşmayı keskin bir hale getirmişti.
***
1990-1993 yıllarında yoğunlaşan cinayetler, 1997’deki 28 Şubat darbesine giden kanlı güzergahta “başlangıç” dönemini teşkil ediyordu.
UYDURUK ÖRGÜTLER
Laik aydın cinayetleri, 31 Ocak 1990 tarihinde hukukçu ve siyasetçi Muammer Aksoy suikastıyla başladı.
Cinayet, ilk andan itibaren uydurma “dinci terör örgütü” ile ilişkili gösterildi!
***
Muammer Aksoy katledildiğinde, Turgut Özal henüz üç aylık bir Cumhurbaşkanı idi.
Medyadaki psikolojik harekatın “dolmuşuna binmeyen” Özal, şöyle demişti:
“Prof.Aksoy’un öldürülmesi profesyonelce, irticaın işi değil. Hoca’yı vuran silah ile bana ateş edilen silah aynı tipte!” (Milliyet, 7 Şubat 1990)
***
Turgut Özal, bu sözleriyle…
18 Haziran 1988’deki Anavatan Partisi Kongresi’nde tetikçi Kartal Demirağ’ın kendisine yönelik suikast teşebbüsüne atfen bir “eşleştirme” yapmıştı.
Turgut Bey, işte bu suikast hadisesinden itibaren, perde arkasında yer alan karargâhı işaretlerken “Güç Odağı” tabirini kullanmaya başladı.
Kastettiği derin odak, Törkiş Gladyo’dur!
KONFORLU LAİKÇİ HÜKÜMLER
7 Mart 1990 tarihinde, gazeteci-yazar Çetin Emeç’in katledilmesi, laik aydın suikastları serisindeki ikinci cinayettir.
Bu suikast da hayali “dinci örgütler” ile İran devletinin üzerine yıkılmıştı!
***
Bu kapsamdaki cinayetlerden bir diğeri de 6 Ekim 1990 tarihinde Bahriye Üçok’un katledilmesidir.
Üçok, “evine kargoyla gönderilen paketin patlaması” sonucunda hayatını kaybetmişti.
***
Bahriye Üçok’a bombalı kargoyu gönderen Gülay Çalap’a -bu paketi, dönemin MİT Müsteşarı Teoman Koman’ın şoförünün verdiği bilgisi, kaçışı olmayan bir gerçektir!
Buna mukabil, cinayet anında “İslami Hareket” denilen hayali örgütle bağlantılı gösterilmişti.
***
Aksoy’un katledilişinin birinci yıldönümünde, Uğur Mumcu bile “İslami Hareket örgütünün en son kıydığı can, Bahriye Üçok’tu” diye yazmıştı.
(Cumhuriyet, 31 Ocak 1991)
KURGUSAL OPERASYON
Uğur Mumcu da, 24 Ocak 1993’te Törkiş Gladyo’nun arka planda yer aldığı derin bir cinayete kurban gitti.
Suikast, ilk andan itibaren uyduruk İslami terör örgütleri ile hayali İranlı şahıslara bağlandı.
***
6 Mayıs 2000’deki “Umut Operasyonu” ile başta Uğur Mumcu olmak üzere laik aydın cinayetleri -suikastlarla hiçbir ilişkisi bulunmayan- tamamen masum insanların üzerine yıkıldı!
Sistematik işkenceler ve ölüm tehditleriyle o cinayetleri “kabullenmek” zorunda kaldılar; uzun yıllar hapislerde çürütüldüler.