Deniz’lerden gelen ahın, üstü örtülen arka planı

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazar
Tüm Yazıları

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkındaki idam kararları, Ankara Merkez Cezaevinde infaz edildiğinde, takvimler 6 Mayıs 1972 tarihini gösteriyordu.

***

Bu üç solcu genci idam sehpasına yollayan da…

1961’de Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı idam ettiren de aynı derin karargahtır!

Yani?

-ABD’ye bağlı ve bağımlı Türkiye’deki Gladyo…

Orijinal adıyla “Üst Yapı!”

***

Haliyle…

1972’den itibaren “Üç bizden üç de onlardan!” diyenlerin alayı, bir “optik çarpıtma” yapmakla kalmadılar; arka plandaki derin gerçeğin de üzerini örttüler.

KAÇIRILAN UÇAK

Şimdi, Deniz’lerin idamından üç gün öncesine gidelim…

THY’nin Ankara-İstanbul seferini yapan “Boğaziçi” uçağı dört hava korsanı tarafından Sofya’ya kaçırılmıştı.

Uçaktaki yolcular arasında, enteresandır Ömer İnönü de yer alıyordu.

Dönemin CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün oğlundan söz ediyoruz.

Uçağın kaçırılması, Deniz’lerin idamını engellemek isteyen sol görüşlü korsanların işi diye anlatıldı.

Uçak korsanları, Bulgaristan’a iltica etti.

Yolcular da Türkiye’ye döndü.

***

Kaçırılma hadisesinden beş gün sonra…

8 Mayıs’ta (1972) CHP Olağanüstü Kurultayı toplandı.

İkinci Cumhurbaşkanı ve eski Başbakan İsmet İnönü, ciddi anlaşmazlık yaşadığı Bülent Ecevit için partililere kürsüde şöyle seslendi:

“-Ya ben ya Bülent!”

***

Bülent Ecevit’in “Parti Meclisi” listesi güvenoyu alınca, İsmet İnönü istifa etti.

Ecevit genel başkanlık seçiminde rakipsiz kaldı.

İsmet Paşa, 49 senedir üyesi olduğu ve bunun 33 yılında yönettiği partisini bıraktı.

***

Ecevit, 14 Mayıs 1972’de CHP’nin Genel Başkanı seçildi.

Böylelikle, Türk siyasi hayatında parti içi mücadeleyle ilk defa bir Genel Başkan değişikliği yaşandı.

ACABA?

Gerçeği aramak ve bu minvalde yaman sorular sormak gazetecilik mesleğinin temel gereklerindendir.

Ömer İnönü’nün içinde bulunduğu uçağın kaçırılması…

İsmet Paşa’ya “Artık gitmelisin!” mesajı mıydı, acaba?

***

Türkiye’deki Batıcı rejimi kontrol eden Derin Karargâh…

Çok uzun yıllardır en mutemet siyasetçilerinin başında gelen İsmet İnönü’yü bile günü geldiğinde “Vakit tamam” diye devre dışı bırakabiliyordu!

Bir başka söyleyişle…

O dönemde, kitleler nezdinde “umut” vadeden Bülent Ecevit ile sol kanatta “oyuncu değişikliğine” gitmişlerdi.

***

Ecevit’in CHP’si, kurultaydan bir buçuk yıl sonra yapılan genel seçimlerden birinci parti çıktı.

Bülent Ecevit, 1974’teki CHP-MSP Koalisyon Hükümetinde ilk kez Başbakan oldu.

Kıbrıs Barış Harekatı’nı gerçekleştiren bu hükümetin ömrü on ay gibi kısa bir süreydi.

KOALİSYON PRANGASI

1970’li yıllardaki muhtelif koalisyon hükümetleri dönemi, siyasi istikrarsızlığın şahikasıdır.

***

Kontrgerilla yöntemiyle gerçekleştirilen terör hadiseleri, anarşiyi ayyuka çıkarmıştı; öyle ki, aynı silahla bir gün bir sağcı diğer gün ise bir solcu öldürülüyordu.

Özellikle 1977’den itibaren ivme kazanan bu sağ-sol çatışmaları, son tahlilde “askeri yönetimi çağırmak” amacıyla kurgulanıyordu.

Neticede “Made in USA” 12 Eylül 1980 darbesi geldi…

-NATO’ya bağlılık ilan edildi!

SİYASİ İSTİKRARA KESİLEN ASKERİ CEZA

Türkiye’deki Gladyo rejiminin arka plandaki egemenleri…

İki dönem üst üste tek başına iktidara gelen ve ülkeye görece bir siyasi istikrar getiren Süleyman Demirel’in Adalet Partisi’ni, 1969’daki genel seçimden sadece bir buçuk sene sonra devirdi.

***

Türkiye’nin o döneme kadar olan en iyi ekonomik rakamlara ulaşması, rejime sahne arkasından ayar verenleri pek rahatsız etmişti!

Kısa sürede “iç karışıklık” kurgulandı.

Palazlanan sol hareketlenmeler, kontra-terör hadiseleri üretilerek önce büyütüldü, sonra acımasızca tırpanlandı.

TERS KÖŞE

9 Mart 1971’de sol darbe yapması beklenen Cunta’yı arka planda destekleyen İki Orgeneral…

Üç gün sonra 12 Mart’ta muhtıra vermek suretiyle AP iktidarını tasfiye eden “Beş Üst Düzey Komutandan” ikisiydi!

ABD’nin istediği müdahaleyi gerçekleştirdiler.

***

Devrim yapacaklarını sanan sol gruplar…

“Fareli Köyün Kavalcısı” misali hareket eden ve “ikili oynayan” iki orgeneralin (Gürler ile Batur) tuzağına düşmüşlerdi!

Sağ cenahtakiler ise bir tür “Konu Mankeni” olan 9 Mart Sol Cuntası’nın 12 Mart Muhtırası ile tasfiye edilmesinin derin arka planını o günden bugüne bir türlü görmek istemediler!

GÜNİZ SOKAK’TAKİ ABD ELÇİSİ

Demirel, 12 Mart 1971 Muhtırasına direnmedi ve istifa etti.

Yıllardır anlatılan “MİT, Başbakan Demirel’e muhtırayı haber verseydi, askeri müdahale yaşanmazdı” hikayesi, bir hurafeden ibaret olmanın da ötesinde trajikomiktir.

***

Dönemin MİT Müsteşarı, muhtıra verileceğini üç saat önceden Başbakan’a “tebliğ” ettiğinde, Süleyman Bey’in bundan bilgisi olduğundan zaten haberdardı!

Çünkü, dönemin ABD Büyükelçisi günler öncesinden Güniz Sokak’ta Demirel’i ziyaret etmiş ve “Askerin muhtıra vereceğini ve buna asla direnmemesini gerektiğini” ona tembihlemişti.

***

Bu gizli ziyaretten…

AP’nin eski milletvekili, meşhur gazeteci Lütfi Akdoğan’a -çok sonraları- bahseden Demirel’in ta kendisiydi!

***

Adalet Partisi’nin 1969-1971 döneminde itina ile bölündüğünü, içinden iki parti birden çıktığını da hatırlatalım.

Bölünerek zayıflayan ve muhtıraya yenik düşen AP’nin üçüncü kez tek başına iktidara gelme ihtimali kalmamıştı…

AP, 1973’teki genel seçimlerde CHP’nin ardından ikinci oldu.

Süleyman Bey, o seçimden itibaren bir daha “tek başına iktidar” yüzü göremedi!

“BAŞLAR, AY DOĞARKEN”

Deniz’lerin idam edilişinin elli dördüncü yıldönümüne bir gün kala…

Attila İlhan’ın “Sultan-ı Yegâh” adlı müthiş şiirinden bir kuple okumadan olmaz!

“Tende nemli yumuşaklığı

Denizden gelen ahın

Gizemli kanatları

Ruhta ölüm karanlığının”

***

Şiir, 1981’de Ergüder Yoldaş tarafından bestelendi; şarkıyı Nur Yoldaş harikulade yorumladı.

Unutulmazlar arasındaki bu şiir; Attila İlhan’ın 12 Mart 1971 Muhtırası ile ardından gelen idamlara bir göndermesidir.