Darbelerin Mühendisi: NATO

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazar
Tüm Yazıları

“NATO, özgürlükleri ve demokrasiyi korumak için var!”

Bu cümle, “Ümitsiz Siyasi Vaka” Mister Özdağ’a ait.

***

Türkiye’deki 1960, 1971, 1980, 1997, 2007 yıllarındaki askeri darbeler/muhtıralar ile…

FETÖ’nün 2016’daki hain darbe girişiminin arkasında kim vardı?

-El Cevap: NATO!

***

“Yurtta Sulh” adlı FETÖ Cuntası, 15 Temmuz gecesi TRT’de okutturduğu korsan bildiride “NATO’ya bağlılıklarını” bildirmişti; bunu da unutmuyoruz.

***

Sadece, demokrasiyi rafa kaldıran ve özgürlükleri hedef alan bu askeri müdahale örnekleri değil…

Ülkemizde, on yıllar boyunca gerçekleştirilen ekonomik provokasyonlar, muhtelif “faili meçhul” cinayetler, terör örgütlerinin kanlı saldırıları, toplumsal çatışmalar da…

Yine, NATO’nun gizli yapılanması Gladio’nun organize ettiği devasa kötülüklerdir, belalardır.

***

NATO, Türkiye’nin güvenliğini sağlamak şöyle dursun; dünden bugüne, ülkemiz için her bakımdan “en büyük tehdit” unsuru oldu.

GİZLİ PROTOKOL

Gizli servisler ve örtülü operasyonlar uzmanı Guiseppe de Lutiis, “NATO üyesi olmanın derin manasını” İtalya örneği üzerinden şöyle anlatıyor:

“İtalya, 1949’da NATO’ya üye yapılırken; sadece NATO Anlaşması’nı imzalamakla kalmadı.

Seçmenler farklı eğilimler gösterseler dahi…

Ne pahasına olursa olsun, İtalyan devletinin Batı Bloku ile aynı çizgide hareket etmesini garanti etmekle yükümlü bir gayrı resmi örgüt kurmasını şart koşan bir Gizli Protokol imzaladı.”

***

İtalya örneği (diğer tüm üyeler gibi); 1952’de NATO’ya katılırken, Türkiye için de geçerliydi!

İtalya’da Kasım 1990’da yaşanan gelişmelerle birlikte Gladio örgütünün lağvedildiğine dair ön kabul, “galat-ı meşhur” kapsamındadır.

***

Türkiye’de tam yirmi sene önce bu gizli yapılanmanın tasfiye sürecinin başladığı gerçeği ise bilinmiyor yahut özellikle göz ardı ediliyor.

Siyasi kutuplaşmalar ekseninde yapılan bütün analizler, işbu derin gerçeği yok saydığı veya es geçtiği müddetçe çöpe gitmeye mahkumdur.

***

2006 yılındaki Danıştay Suikastı’ndan itibaren…

“Törkiş Gladyo” yeniden derindeki egemenliği ele geçirebilmek amacıyla, lokomotif örgütü FETÖ’yü her türlü açık veya gizli operasyonlarla sahaya sürdü…

15 Temmuz 2016’da berhava edilen darbe teşebbüsü, bu durumun en ileri örneği/en bariz saldırısıdır.

SEKERAT HALİNDEKİ NATO

Türkiye, yıllardır Haydut Devlet ABD ile “Gizli Harp” içinde…

Bununla birlikte, mevzubahis örtülü savaşı NATO içinde kalarak yapıyor.

Bu “içeride kalma” stratejisinin belli avantajları olduğu gibi, mühim mahzurları da vardır.

Her ne kadar gecikmiş olsa da…

-Türkiye’nin NATO’dan çıkması mukadderdir.

Mecburi istikamettir.

***

Fransa’nın “Play-boy” kılıklı Cumhurbaşkanı Macron, NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söylemişti.

Haydut Devlet’in “Pedofil, Tacizci, Tecavüzcü” Başkanı Trump ise ABD’nin NATO’dan çıkabileceğinden söz etti!

Amerikan derin devletinin, Sarı Kovboy ile aynı görüşte olmadığını, söylemeye gerek var mı?

ASLINDA, NEDİR

Türkiye’deki muhalif çevreler, halen daha “Ankara’nın Washington’ın vesayeti altında kararlar aldığı” yalanını pazarlıyor.

DJ Trump “Erdoğan’ın, kendisinin her istediğini yerine getirdiğini” söylerken “psikolojik harekât” icra ediyor.

***

Bu lafı, ABD’nin Türkiye’deki hükümranlığını yitirdiği gerçeğinin üzerini “örtmekle” ilgilidir.

Bir başka deyişle, “ABD boyunduruğunun sürdüğüne” dair bir algı madrabazlığına oynuyor.

***

Özellikle bizdeki Batıcı-Laikçi Cephe, işbu düzenbazlığı taammüden “malzeme” yapıyor!

***

Ekseriyeti gizli kalan, bir kısmı ise aşikâr hale gelen arka planda yaşanmış birçok çarpıcı hadise ise…

Dikkat: DJ Trump’ın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin istediklerini “mecburen, mecburiyetten” yapmak zorunda kaldığını gösteriyor!

***

Bu kaçınılmaz gerçeği…

Sırf iktidar karşıtlığı nedeniyle göz ardı edenlerin ya da “saçma, uçuk, hayali” bulanların…

-İç ve dış olayları, doğru analiz edebilme şansları yoktur.

***

İktidar ile Devlet arasındaki farkı görmek istemeyenler, sadece kendilerine gece yaparlar!

BAŞKENT’TEKİ YASAKLAR

Ankara’da yapılacak “NATO Zirvesi” için alınan abartılı önlemler yahut tartışmalı bazı uygulamalar, eleştirileri elbette hak ediyor.

Uzun yıllardır Ankara’da yaşayan bu satırların yazarı da, başkentimizin bu haftadan itibaren adeta “Yasak Şehir” haline gelecek olmasından dolayı şikayetçidir.

Neyse ki…

Lütfetti, yetkililer:

“-Yayalara yasak yokmuş!”

***

Her şeye rağmen…

Siz, yine de -bu yazıda kısmen anlattığımız arka planda gerçekleşenlere, yaşananlara odaklanınız.

Ve bir de…

Anti- emperyalist maskeli ABD muhibbi muhalifler ile iktidar yandaşı rolünde oynayan “eyyamcı” Batıcı çanak antenlerin “aslında ne yaptıklarına” dikkat buyurunuz!