Bu azgınlığın sonu nereye varır?
“--Bana kaderimin oyunu mu, bu?”
Bugünlerde…
-Orhan Gencebay değil, Kanada Başbakanı Mark Carney söylüyor!
***
-Nasıl mı?
-ABD’nin Afganistan ve Irak’taki işgallerine destek veren Kanada, şimdilerde işgal edileceği korkusuyla “direniş modeli” olarak Taliban’ı örnek alacakmış!
Kaderin cilvesi, işte budur.
***
Sarı Kovboy Donald, Kanada’ya da göz koydu, ya…
Geçtiğimiz hafta (22 Ocak) şöyle bir haber sahne aldı:
“Kanada, muhtemel bir ABD işgaline karşı ‘alışılmadık savaş yöntemlerini ve 400 bin gönüllü askerden oluşan bir yedek kuvveti içeren’ savunma senaryosu geliştirdi.”
***
Trump, Kanada’yı “mönüde görmek istediğini” ilk kez açık ettiği vakit, Ottawa Hükümeti bunu “Kaos çıkarmaya yönelik” diye nitelendirmişti.
Şu sıralar faşizan iştahı iyice kabaran Sarı Kovboy’un Grönland eksenli talepleri, Kanada Başbakanı’nı ziyadesiyle ürküttü.
NATO’nun lokomotifi Haydut ABD’nin, üye ülkeler için güvenliği sağlamak şöyle dursun, bizzat tehdit anlamına geldiğini Kanada bile görmüş oldu.
-Ottawa’nın “güvendiği dağlara” kar yağdı!
KANADA’NIN HAL-İ PÜR MELALİ
Mark Carney, Davos’ta yaptığı konuşmada şöyle dedi:
“Sizlere, dünya düzeninde yaşanan bir kopuştan, hoş bir hayalin sona ermesinden ve sert bir gerçekliğin başlangıcından söz edeceğim.
Bu yeni gerçeklikte, büyük güçlerin jeopolitiği, artık hiçbir sınırla hiçbir kısıtlamayla bağlı değildir. (…)
Kurallara dayalı uluslararası düzenin zayıfladığı, güçlü olanın istediğini yaptığı, zayıf olanın ise katlanmak zorunda kaldığı bir dönemdeyiz.
Bu mantık karşısında, ülkeler için güçlü bir eğilim ortaya çıkıyor:
Uyum sağlamak, sorun çıkarmamak, başını derde sokmamak ve itaatin güvenliği satın alacağını ummak…
Ama, almayacak! (…)
Ritüellere katıldık. Söylemler ile gerçekler arasındaki farkı çoğu zaman görmezden geldik. Bir geçişin değil, kopuşun içindeyiz…
Kanada uyanış çağrısını erken alan ülkelerden oldu ve stratejik duruşunu köklü biçimde değiştirdi.
Kanada gibi orta güçler, birlikte hareket etmelidir. Çünkü masada değilsek, mönüdeyiz.
Kurallara dayalı düzen varmış gibi davranmayı bırakmalıyız.”
ÖĞLEDEN SONRA GÜNAYDIN
-Dünyada “Kurallara Dayalı Düzen” günümüze kadar vardı da yenilerde mi bozuldu?
-El Cevap: Hayır!
***
Bir bakıma “estetize” edilmiş, makyajlanmış bir “Orman Kanunu” hep vardı…
Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte “Orman Kanunu” uygulamasında artık makyaja falan da ihtiyaç duyulmuyor!
***
Amerika Birleşik Haydutlar Devleti, Batılı koalisyon ortaklarıyla birlikte Afganistan ile Irak’a çöktüğünde…
-Kanada, bu gayrı meşru askeri harekatlara ve işgale tam destek verdi/katıldı.
***
O dönemde şu dillere destan “Uluslararası Kurallar” nereye kaybolmuştu, yahu?
Kanada devleti; ne zaman ki, Tiran Trump’ın mönüsünde “kendi ismini” gördü, birdenbire “aklı başına geldi.”
-Öğleden sonra günaydın, Kanada!
***
Haydut ABD ve destekçisi Batılı devletler; Irak’ta bir milyon iki yüz bin, Afganistan’da üç buçuk milyon sivili, masum insanı taammüden öldürdüler…
Yapmadıkları kötülük, işkence, zulüm, gaddarlık, barbarlık kalmadı…
Batı Kulübü’nün faşizan terminolojisinde, bütün bunlara “Kurallara dayalı uluslararası düzen” deniliyor, ya!
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI
Rus siyaset bilimci Alexander Dugin “Uluslararası Hukukun Sonu ve Dünya Savaşının Geri Dönüşü” başlıklı yazısında şöyle diyor:
“ABD, özellikle Trump döneminde -Neocon’cuların etkisi altında- tek hegemonik devlet gibi davranarak Yasa’yı kendi çıkarlarına uygun olan her şey olarak kabul ediyor.
Bu mesihçi yaklaşım, tüm devletlerin egemenliğinin zorla elinden alınmasında ısrar ediyor.”
***
Dugin, ABD’nin bu konumundan “Uluslararası beş işletim sisteminden biri” olarak söz ediyor ve ekliyor:
“Bu beş farklı işletimsistemi, dünyada aynı anda çalışıyor ve bunlar farklı üreticilerin yazılımları kadar uyumsuz…
Haliyle, bunlar birbirleriyle etkileşime girerek sürekli çelişkilere, arızalara, çatışmalara yol açarlar.
Eğer birbirini dışlayan beş eş zamanlı uluslararası hukuk varsa, özünde hiçbir hukuk yoktur!”
***
Dugin, bu “endişe verici” analizinin sonucunda, Üçüncü Dünya Savaşı’nın çıkma ihtimalini hayli yüksek görüyor.
(Substack, 3 Ocak 2026)
SIRADAKİ ÜLKE?
Alexander Dugin, Sputnik TV’deki “Escalation” programında ise Kanada’ya dikkat çekti:
“Trump, sosyal medyada ‘Venezuela’nın Geçici Başkanıyım’ diye tesadüfen yazmıyor. Bu mantığa göre, Grönland Kuzey Amerika’nın doğal coğrafi uzantısıdır…
Trump, burada durmayacak. Kanada’nın mevcut Başbakanı zaten fiilen ABD ile savaşa hazırlanıyor. Kanada, bir sonraki hedeftir, buna hazır olmalı!” (20 Ocak 2026)
SARI GRİNGO
Vahşi Batı’da geçen kovboy filmlerinde “salona dalar gibi giren” Gringo’lar vardır.
Sarı Kovboy, bu zorba karakterin günümüzdeki temsilcisidir.
Filmlerdekinin aksine gerçek bir “Gringo” olarak salona dalar gibi dünya siyasetine daldı ve önüne gelene ateş açtı…
-Kendisini “Şerif” ilan etti!
***
Dugin’in, Sarı Kovboy’u “Vahşi Batı’nın vücut bulmuş hali” diye tanımlaması “cuk oturan” bir benzetme.
Gazze’deki soykırımı finanse etmeyi sürdürdü…
Venezuela’nın Seçilmiş Başkanı’nı kaçırdı…
Dünya haritasını masasına yayıp, kendisine ülke beğendi…
Amerikan Anayasası’nı da, uluslararası hukuku da, temel hakları ve özgürlükleri de, ahlakı da -velhasıl- hiçbir şeyi umursamıyor.
-O bir Tiran!
***
Küresel bir illüzyon sunucu “İleri Demokrasi” zannedilen ABD’nin aslında faşist bir devlet olduğunu…
En yoldan çıkmış örneklere imza atmak suretiyle, kendisinden önceki bütün başkanlardan “çok daha çarpıcı; ileri seviyede” göstermeye, kanıtlamaya devam ediyor!
***
ABD’yi içeride parçalıyor, dışarıda ise her dönemdekinden daha ziyade nefret objesi haline getiriyor.
Donald Tiran’ın faşizan azgınlığı, bu gidişle ters tepmeye mahkumdur ve son tahlilde dünyadaki tüm mazlumlar için hayırlı gelişmelere yol açacaktır!
KADER BAĞLAYINCA
Sarı Kovboy Donald ve elbette soykırımcı ortağı Adolf Netanyahu için…
Temel fıkrasındaki “Furdi, furdi, furuldi!” repliği, bir nevi kehanet hükmüne geçebilir.
Şu manevi kuraldan dolayı:
“-Zalimler zulmeder, kader adalet eder!”