“Bazen, birkaç davul vuruşu yeter”
Rahmetli Deniz Baykal, yeri geldikçe “Optik Çarpıtma” tabirini kullanırdı.
Bir bakıma onunla özdeşleşen bu sözcükler, vaktiyle bizim de kelime haznemize dahil oldu.
***
Baykal’ın CHP liderliğinden tasfiye edilmesinden bir sene önce partisine “sızdırılan” Özgür Özel, şimdilerde tam bir “Optik Çarpıtma” sihirbazı olarak sahne alıyor.
Unutmayalım…
-Deniz Baykal’a kaset operasyonu düzenleyenler, Eczacı Hususi Bey’i Manisa’dan siyasetçi yaptılar.
POLİTİK MANDRAKE
Özel’in en güncel “optik çarpıtması” şu sözleri ile siyasi gezegenimizdeki yerini aldı:
“Tarihimizde ABD’ye bu kadar göbekten bağlı bir yönetim görülmemiştir. Trump’a teslimiyeti reddediyoruz.”
***
Duyan da Hususi Bey’i “Amerikan Karşıtı” falan zanneder!
***
Sarı Kovboy’un “Ankara’nın istediklerini yapmak zorunda kaldığı” bir süreçte, hakikati öylesine çarpıtıyor ve tersyüz ediyor ki…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ABD’nin “kontrolünden; boyunduruğundan” çıkmaya başlamasının üzerinden tam yirmi sene geçmişken; Mandrake Özel’in “göbekten bağlı” lafı, madrabazlığın şahikasına tırmanıyor.
***
“Made in USA” 15 Temmuz Fetullahçı darbe teşebbüsünün onuncu yıldönümüne birkaç gün kala…
-Onun bu sözleri, ziyadesiyle sakil kalıyor.
BATI’NIN ÇANAK ANTENİ
Hususi Bey’in, hangi cephede yer aldığını görmek için…
-Son dönemde Batı Medyası’na yazdığı yazılara göz atmak bile yeterlidir.
***
Esas itibarıyla “Türkiye’deki muhalefete yardım edin!” çağrıları yapan yazılardır, bunlar…
Chatham House’un desteklediği Financial Times’a NATO Zirvesi’nin öncesinde yazdığı yazıdaki şu cümlesine dikkat buyurunuz:
“Tayyip Erdoğan’ın giderek artan baskı politikaları, sadece Türkiye’nin demokrasisinin değil, NATO müttefiklerinin de güvenliğini riske atıyor.”
***
ABD’deki Newsweek dergisine yazdığı “Türkiye’deki demokrasi krizi bir güvenlik krizine dönüşüyor” başlıklı yazısında da benzer cümleler yer aldı. (1 Haziran 2026)
Newsweek’in, Siyonist İsrail’in destekçisi bir yayın organı olduğunu söylemeye gerek var mı?
***
Türkiye’mizi, ABD/NATO’ya şikâyet ederken…
Açıkça söylemese de…
Özel’in aslında rahatsız olduğu temel husus, Ankara’nın Washington’dan bağımsızlaşmasıdır!
Bağımsızlaşmayı “teslimiyet” diye göstermek, düzenbazlık şaheseridir.
***
Özel-İmamoğlu fraksiyonunun siyasi koşusu, “ABD’nin politikalarını uygulamaya ve de çıkarlarını temsil etmeye” endekslidir.
Tam da bu nedenle, Batı’dan/ABD’den yardım istiyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti’ni “Teslimiyet Cumhuriyeti” yapmak için!
MEHTERE SIRTINI DÖNENLER
Geçtiğimiz 23 Nisan’da Gaziantep’te yaşananlar, henüz hafızalarımızda taze…
Çocuk bayramındaki törende, Mehter Marşı’nı söyleyen çocuk mehter takımına sırtını dönenler kimlerdi?
El Cevap: CHP’nin Gaziantep İl Başkanı ile il teşkilatının elemanları!
***
Mevzubahis Başkan “Çocuklarımızın hala saray kültürüne özendirilmesini protesto ediyoruz” demişti.
***
İşbu laikçi yobazlık…
Türkiye Cumhuriyeti’nin köklerine yabancılaşmanın, tarihi değerlerimize, kültürümüze “hasmane” tavrın simgesel bir örneğiydi, tepkisiydi.
***
Özel CHP’sinin, üç yıldır “sağ-muhafazakâr” seçmenlerin gözlerini bağlamaya büyük gayret sarf ettiği bu riyakarlık sürecinde, parti zurnasının “Zırt” dediği yerdi!
***
Mutlak Butlan sonrasında yeniden CHP’nin başına geçen Kemal Kılıçdaroğlu’nun “feshettiği” il teşkilatları arasında Gaziantep de yer alıyor.
17 Haziran’daki feshi müteakip…
23 Nisan’daki törende “mehtere sırtını dönen” protestocu İl Başkanı da “Abbas Yolcu” oldu.
ASLINDA NEDİR?
Kılıçdaroğlu’nun 9 Haziran’daki “Türkiye, yeniden Osmanlı coğrafyasına yönelmeli, büyümeli” şeklindeki sözleri, Özel ve tayfasının tepkisine yol açtı.
***
2024 yılının başından itibaren, Kemal Bey’deki “fevkalade dönüşüm” CHP’nin Batıcı-Laikçi kesimini rahatsız etti.
Çünkü…
-Söz konusu cephe, anti-emperyalist maskelerinin altında aslında topyekûn “Amerikancılık, Batıcılık” yapıyor.
“Hain Kemal” sloganlarının bilinçaltında yatan da budur!
GELİYOR, GELMEKTE OLAN
Bulgar yazar Sophia Proneikos, NATO liderlerinin mehter marşıyla karşılanmasının “büyüleyici” olduğundan söz etti.
***
Proneikos’un yazısı, Ankara’daki mehter marşının “adrese teslim” mesajını “çok iyi okuduğunu” gösteriyordu.
Şu satırlar, onun yazısından:
“Ne muhteşem bir tarihi süreklilik hissi! (…)
Mehter, aslında sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı.
Amacı askerleri eğlendirmek değil…
Savaştan çok önce, düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru ilerlediğini inandırmaktı. (…)
Bazen, tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter. (…)
Geçmiş bir yük değil, bir dildir.
O dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar.
Çünkü, bazen birkaç davul vuruşu yeter.”
***
Uğradığı “Mahalle Baskısı” sonucu yazısını silmek zorunda kaldı, Bulgar yazar!
Pardon…
“-Fikir ve İfade Hürriyeti” mi, demiştiniz?
NATO KAFA, NATO MERMER
Sophia Proneikos’un mehterle alakalı tam isabet yazısının; Özel-İmamoğlu tayfasındakilerin hoşuna gitmesi mümkün değildir.
Ankara’da Batılı liderlere mehterle verilen “sembolik, ince, manidar” mesajı, “NATO’nun güvenliğine yönelik hareket çekme veya bir sorun” olarak değerlendirdiklerine kuşku yoktur!
***
Batı Kulübü’nün “hınk deyicisi” Mister İmamson’un…
Bundan tam altı yıl önce, Ayasofya’nın yeniden CAMİ hüviyetine kavuşmasından duyduğu “rahatsızlığı” da unutmuyoruz.