Batmaya yüz tutan Transatlantik’teki “İki Kral”

Tamer Korkmaz

Tamer Korkmaz

Yazar
Tüm Yazıları

Venezuela lideri Maduro’yu esir aldıktan sonra ayakları yerden kesilen Sarı Kovboy “Ben Kral’ım!” demişti.

Devamı geldi…

İngiltere Kralı Üçüncü Charles’ın ABD ziyareti sırasında, onunla fotoğrafını paylaşarak “İki Kral” diye tivit attı!

***

Beyaz Saray’daki buluşmada uzağından bile geçmeseler de “İki Kral”ın yollarının “çatallandığı” arazi, Jeffrey Epstein Adası’dır.

Vaktiyle: Trump ile Kral’ın biraderi Andrew, Mossad ajanı Pedofil Epstein’in en önde gelen müşterileri arasındaydı.

Kral 3. Charles, sapık kardeşine kapıyı göstermek zorunda kaldı amma velakin Tecavüzcü Trump, Epstein belgelerini sansürleterek -şimdilik- yırtmış görünüyor.

***

Evet, şimdilik:

Şu ana dek yarısı gün ışığı görmemiş belgeleri, Atanmamış Kral’ın başının üzerinde sallanan bir kılıç gibi düşününüz!

MONARK’IN SAHNE PERFORMANSI

Üçüncü Charles, Beyaz Saray’daki yemekte Kral’dan çok bir “Stand-Up Komedyeni” gibiydi.

Kaşarlanmış Monark’ın, Trump’ın politikalarına yaptığı seri iğnelemeler, klasik İngiliz küstahlığı ve yine onlara has mizahla yoğrulmuştu.

***

Susan Glasser, The New Yorker dergisinde şöyle yazdı:

“ABD deneyiminin üzerinden iki yüz elli sene geçtikten sonra, cumhuriyetimizi nasıl yöneteceğimizi bize bir Kral’ın söylemesi gerektiği ortaya çıktı…

Kral Charles, ev sahibine ince bir şekilde sataştığı ironi duygusuyla, ABD’nin Başkanı’na Amerikan tarzı liberal demokrasinin erdemlerini övdü…

İki buçuk yüzyıl sonra, Amerikan Haklar Bildirgesi’ne saygı duyan bir Kral ve giderek o metni reddeden bir Başkan ile karşı karşıyayız.” (30 Nisan 2026)

YAMAN ANONS

Demokrat Parti cenahının, Glasser gibi düşündüğünü söylemeye gerek var mı?

***

Tam da bu noktada; onlar için “Houston, bir sorununuz var!” dememiz gerekiyor.

Niye mi?

DJ Trump’ın ikinci dönemindeki politikaların aslında ABD’nin gerçek yüzünü açık etmeye yaradığı hususuyla yüzleşemeyecekleri için, bu anonsu yapıyoruz!

***

Amerikan tarzı liberal demokrasinin “erdemleri” dedikleri hakikatte nedir?

Küresel mafyacılık, sömürgecilik, soykırım finansörlüğü, muhtelif ülkelerde askeri darbe organizasyonları, İslam coğrafyasında milyonlarca masumun kanlarını dökmek, dünyada dolar vesayetine dayalı ekonomik tetikçilik veya devasa tefecilik!

NATO’DAKİ HAYATİ ÇATLAK

Faşist Trump’ın ABD’si, Siyonist İsrail’in Gazze’deki soykırımını her türlü destekledi, destekliyor.

Monark Charles’ın İngiltere’si de işgalci terör devletine tam tekmil desteğin yanı sıra fazla sözü edilmeyen askeri ve istihbarat yardımlarını yetiştirdi.

***

ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşında, İngiltere hükümeti Sarı Kovboy’un talep ettiği askeri desteği vermese de…

İran’ı vuran dehşetli saldırılarda birleşik terör devletlerinin yanında yer aldı.

***

DJ Trump’ın, ABD’nin NATO’daki müttefiklerini hedef alan politikasının -diğerlerinden daha ziyade- İngiltere’ye hayal kırıklığı yaşattığı aşikâr.

King Charles’ın şakayla karışık ince iğnelemelerinde, işte bu kırıklığın izleri görüldü.

***

Hürmüz Krizi’nde Sarı Kovboy’dan yedikleri ağır fırça ile Trump’ın “Ukrayna bizim savaşımız değil! Zaten savaşı da Rusya değil Ukrayna başlattı!” sözleri, alayını sarstı!

ÇANLAR, KİMİN İÇİN ÇALIYOR?

İngiliz Monark’ın, Haçlı Kralı Trump’a hediye ettiği İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılan “HMS Trump” denizaltısına ait çan…

-ABD’ye 1944-1945’te kurulan “sekizde sekiz yoldaşlığı” hatırlatmakla ilgili diplomatik bir semboldü!

Nitekim; Kral Charles, hediyeyi verirken “Bize ulaşmanız gerekirse, sadece çanı çalın!” dedi.

***

İngiliz Kralı’nın Trump’a verdiği ince ayarın Transatlantik İttifakı’na “Eskisi Gibi Tam Yol İleri” istikameti vermeye yetmeyeceği anlaşılıyor.

Faşist “Kral” Trump’ın ABD’yi içeride ve dışarıda yıkıma götüren politikalarının “hangi esrarengiz mücbir sebepten kaynaklandığı” bilinmediği için, Sarı Kovboy’a verilen belli birtakım ayarlar son tahlilde fayda etmeyecektir!

***

Trump’ın ikide bir bozuk çaldığı NATO müttefiklerinden en başta İngiltere, Almanya ve Fransa; hiç olmadığı kadar ciddi bir zafiyet içinde!

İran Savaşı’nda yaşananlar, 1945’ten itibaren hüküm süren transatlantik zorbalığa dayalı düzenin çöktüğünü gösterdi, müjdeledi.

***

Çok Kutuplu Dünya’nın “ayak sesleri” gün geçtikçe daha ziyade duyuluyor!