Bu onun stratejisi...
Konuşmasında övgü varsa, satır aralarında bir mesaj; çoğu zaman da bir tehdit vardır...
Trump ne konuşuyorsa orada mutlaka bir hesap vardır.
Bu onun stratejisi...
Konuşmasında övgü varsa, satır aralarında bir mesaj; çoğu zaman da bir tehdit vardır...
Trump ne konuşuyorsa orada mutlaka bir hesap vardır.
Trump gerçekten neye odaklanıyor?
İran ile başlayan savaşın üzerinden neredeyse bir ay geçti ama seyrinin nereye gittiğini kimse bilemiyor.
Her gün yeni saldırı haberleri düşüyor; petrol ve altın fiyatları dünyayı sarsıyor.
Ne eski kalabalıklar kaldı ne de gelenekler tamamen silindi.
Arada bir yerdeyiz.
Kapılar çalınıyor ama eskisi kadar uzun oturulmuyor.
Hürmüz Boğazı fiilen kapandı.
Tankerler yanıyor, drone'lar ve gemi savar füzeler gökyüzünü kaplıyor...
Görüntüler çok korkunç...
Orta Doğu'nun alevleri her yere uzanıyor.
Gazze'de çocuklar hala bombalar altında can veriyor.
Camiler bombalanıyor.
Hürmüz Boğazı, dünyanın petrol damarı.
Her gün yaklaşık 20 milyon varil ham petrol buradan geçiyor.
İran'ın bu boğazı kapatma ihtimali bile ülkelerin ekonomisine olumsuz yansırken, kapatma tehdidinin gerçekleşmesi, ABD'nin savaşma gücünü kırmakla kalmaz, küresel ekonomik krizi de tetikler.
İran'da Ayetullah Ali Hamaney ve üst düzey yetkililer 28 Şubat’ta ABD ve İsrail'in ortak operasyonlarıyla yok edildi.
Bu, sadece kanlı bir saldırı değil; uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler'in ve diplomatik kuralların yok sayıldığının da kanıtıydı.
Hatta bu küresel kürsülerin fiilen sona yaklaştığının işareti bile olabilir.
İran...
Çelişkilerin ülkesi.
Birçok imajı bir arada bulunduran bir toplum.
Uluslararası müzik listelerinde bir numaraya yükseldi.
Türkiye'de bir anda yaşam tarzı oldu, dünya da dinliyor.
Çin sokakları, İspanya semaları, ABD'de de işçilerin dilinde...
Çatalca’da bir otobüs durağı...
Gülten Ürkmez, sadece dişçiye gitmek için evden çıktı.
27 yıl önce, henüz 14 yaşındayken kaçtığı adam tarafından başından vurularak öldürüldü.
"Suikast girişimleri olacaktır, öfkeden kuduruyorlar, muhtemelen hesabımı kesmişlerdir."
Malcolm X, suikasttan kısa bir süre önce yaptığı açıklamada yaklaşan sonunu bu sözlerle özetlemişti.
*
“POS oranları uçmuş gitmiş. Firmalar artık açık hesabı kaldırdı, vadeli mal dönemini bitirdi. En azından kredi kartıyla 35-40 gün vadeli mal alabiliyoruz. Kredi kartı bizim can suyumuz. O suyu keserseniz biz biteriz.”
Esnafın ağzından çıkan bu cümleler, bugün alınan kararların gerçek hayattaki karşılığını açıkça anlatıyor. Esnaf perişan…
“Esnafın limitleri düşürüldüğünde esnaf perişan olur. Hiçbir türlü hareket edemez, mal alamaz, kazanamaz. Bu işi yürütemez.” “Her esnafın elinde yüksek limitli kartlar var, doğru. Ama biz o limitlerle gidip altın almıyoruz, alamıyoruz. O limit bizim döner sermayemiz. Mal alıyoruz, ekonomiyi çeviriyoruz. Limitleri düşürdüğünüzde esnaf hareket edemez, mal alamaz, kazanamaz. Kazanamayan adam dükkânı nasıl yürütsün?”
Neresinden tutsak elimizde kalan günlerden geçiyoruz.
O yüzden bugün ne yazsam diye uzun uzun düşündüm.
Bir yanım, eli kulağında açacak zerdali çiçeklerini yazmak istiyor.
CHP bugünlerde yolsuzluk üzerinden bir “temizlik” operasyonu yaptığını iddia ediyor ama kendi içindeki “namuslu-namussuz” ayrımını sanki cebinde taşıdığı keyfi bir teraziye göre yapıyor.
Sorun tam da burada başlıyor.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın, AK Parti’ye geçiş söylentileri havada uçuşurken, Osman Gökçek’in birden bire soruşturma talebiyle sahaya inmesi tam bir ironi.
Hani bazen sırtınıza bir ağrı girer…
İçgüdüsel bir refleksle kendinizi geriye doğru esnetirsiniz.
Omurga yavaş yavaş açılır, nefes genişler, beden “oh be” der.
Jeffrey Epstein…
Yıllardır parça parça dökülen, üstü örtülen, ötelenen o dosya nihayet patladı.
Cuma günü ABD’de yayımlanan yaklaşık 3 milyon sayfalık resmi Epstein arşivi, dünyayı yönetenlerin "arka bahçesini" tüm çıplaklığıyla önümüze serdi.
İşler ne zaman tıkırında gitse, birileri çıkıp 'ama bizim oyuncağımız nerede' diye mızmızlanarak ortamın havasını bozuyor.
Kaostan beslenmek, bugün siyasetin adı olmuş.
Daha doğrusu CHP siyasetinin…
Siyasi yapımız iyice tuhaflaşmaya başlamadı mı?
Aynı masalardan farklı farklı sesler geliyor...
Kimse kimseyi dinlemiyor...
Don Kişot, yel değirmenlerini dev sanacak kadar kendi hayaline inanan bir şövalyeydi.
Davos’ta sahneye çıkan Trump da farklı değildi.
*
Suriye’de haritalar çizilirken "bölünecek" diye felaket tellallığı yapanların propagandası ellerinde patladı.
Suriye bölünmedi.
Aksine, Şam’daki Ahmed el-Şara yönetimi ile terör örgütü YPG/SDG arasında sancılı bir "tam entegrasyon" süreci başladı.
"Dün ne dediğinin önemi yok, bugün nerede durduğunun önemi var."
Biz ne ara ilkeleri, ideolojileri ve o uğruna bedeller ödenen "dava"ları bir kenara bıraktık?
Bugün eleştirdiğimizi yarın hiçbir mahcubiyet duymadan şapır şupur öper hale geldik?
Ankara kulislerinde bir süredir sessiz ama dikkat çekici bir fısıltı dolaşıyor. Söylenene göre Mansur Yavaş, bir dönem düzenli aralıklarla Beştepe’ye gidiyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşüyordu. Ne basına yansıyan bir fotoğraf vardı ne de resmi bir açıklama. Ama Külliye koridorlarında duyulan tek bir cümle, bu sessiz trafiğin varlığına işaret ediyordu. “Bir ara olmuştu, şimdilerde olmuyor.”
*
Herkes Ankara’daki açık siyasi kavgaları izlerken, Başkent’in en yüksek noktasında başka bir hikaye yazılıyordu. Bugüne kadar üstü örtülen, konuşulmayan ama bugün bir kulis fısıltısıyla gün yüzüne çıkan bu iddianın izini sürdüm. O “bir ara” neydi, neden vardı ve neden şimdi yoktu?
Değerli okurlarımız, bu hafta size manşetlerin ardındaki büyük mutfaktan bahsetmek istiyorum. Yeniankara.com.tr sadece bir haber portalı değil; günün 24 saati 'daha iyiye nasıl ulaşırız?' sorusuna yanıt aranan bir okul gibi çalışıyor.
Şu sıralar ekibimizle, sizler için daha neler yapabiliriz diye çıktığımız yolda var gücümüzle çalışıyoruz.
Hedefimiz ulusal medya...
3. Dünya Savaşı ne zaman çıkacak sorusunun cevabı, 2026’ya girerken yaşanan gelişmelerde gizli olabilir.
Geleneksel savaşların aksine; siber saldırılar, ekonomik yaptırımlar...
Trump’ın Grönland ilhakı gibi, neo-sömürgeci hamlelerle 3. Dünya Savaşı hibrit bir şekilde çoktan başladı.