Türk-Kürt ayrımını yapmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?

Sima Güleser Polat

Sima Güleser Polat

Yazar
Tüm Yazıları

İşler ne zaman tıkırında gitse, birileri çıkıp 'ama bizim oyuncağımız nerede' diye mızmızlanarak ortamın havasını bozuyor.

Kaostan beslenmek, bugün siyasetin adı olmuş.

Daha doğrusu CHP siyasetinin…

*

Oysa bölgede çok kritik bir eşik aşılmak üzere.

Suriye’de yıllardır kanla konuşan silahlar nihayet susuyor.

Bu durum, “Suriye’den bize ne?” kolaycılığıyla geçiştirilecek bir mesele değil.

Çünkü kazın ayağı öyle değil.

*

Biz bunları anlattık.

Fırçayla, yazıyla, haberle anlattık.

Gerçeklerle anlattık.

Ya hu anlattık!

Güldür Güldür’deki eşofmanlı Şevket Hoca gibi.

*

Ama CHP hâlâ anlamamakta ısrar ediyor.

Silahlar susarken CHP hala kaos cephesinde bir şeylerin yoluna girmesinden endişe ediyor.

*

Suriye’de silahların susması Türkiye açısından sadece dış politika meselesi değil; doğrudan iç güvenlik, toplumsal barış ve ekonomik istikrar meselesi.

Terörün beslendiği alan daralırken, içeride hâlâ “kimlikler üzerinden siyaset” üretmeye çalışmak iyi niyetli bir tutum değil.

*

CHP dün yine bir “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” düzenledi.

Konu neydi?

Yine Kürt meselesi.

Burada sormak gerekiyor:

Kürt vatandaşlarımızı mesele olarak gören kim?

*

Özgür Özel konuşmasında “çoklu krizleri çoklu kimliklerimizle yan yana durarak aşmalıyız” dedi.

Peki buna kim itiraz ediyor?

Zaten Türkiye’nin geldiği nokta tam olarak bu değil mi?

*

Terörsüz Türkiye Komisyonu neden kuruldu?

Toplumsal barış için değil miydi?

Peki CHP neredeydi?

Komisyona 10 vekil gönderdi, “katkı vermek istiyoruz” dedi.

Ama iş İmralı heyetine gelince...

Son anda vazgeçti, oylamaya katılmadı, temsilci göndermedi.

Komisyonda kalmaya devam etti ama kritik ziyarete üye vermedi.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

DEM’i yalnız bırakmamak için konferans düzenliyor, ama İmralı sürecinde çekiliyor.

Neredeydin yoldaş?

*

Bence şunu net söyleyelim:

Kürt vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti için hiçbir zaman bir “mesele” olmadı.

Mesele haline getirilen şey, Kürt kimliği üzerinden yapılan siyasettir.

Bu ayrımı siyasiler yarattı.

Oy devşirmek için…

Muhalefet üretmek için…

Sürekli aynı yarayı kaşıyarak gündemde kalmak için…

*

Ekrem İmamoğlu bile, CHP'nin dün gerçekleştirdiği "Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı"na yapay zeka aracılığıyla hazırlanan video ile katıldı.

İmamoğlu mesajında, Kürt meselesinin çözülmesi, terörün bitirilmesi, eşit vatandaşlık gibi konulara değindi.

Burada insan ister istemez soruyor:

Biz bunları konuşup aşmadık mı?

Bugün gelinen noktada, silahlar susuyorken hâlâ “mesele varmış” gibi konuşmak neyin hazırlığı?

ÖZGÜR ÖZEL’İN BİTMEK BİLMEYEN ÇELİŞKİLERİ

Özgür Özel’in söylemlerine baktığımızda tablo daha da netleşiyor.

Bir yandan “çoklu kimlikler” diyor, öte yandan Suriye’deki Kürtler üzerinden YPG’ninyerel yönetim taleplerine göz kırpan açıklamalar yapıyor.

Bir mitingde sıkça “Kürt” kelimesini kullanıyor, başka yerde Terörsüz Türkiye Komisyonu’nda İmralı heyetine katılmıyor.

Rudaw’a röportaj verip barış sürecini savunuyor, ama Türkiye’de atılan somut adımlara mesafeli duruyor.

Suriye’de “Kürt eşittir terörist” denklemini eleştirirken haklı olabilir...

Ancak Türkiye’deki süreci sürekli Suriye’ye bağlamak, meseleyi bilerek ve isteyerek karmaşık hâle getirmekten başka bir şey değil.

ARTIK METAFORLARLA KONUŞMA DÖNEMİ BİTTİ

Gerçek var.

Silahların sustuğu bir coğrafyada, hâlâ kimlik siyasetiyle gürültü çıkarmak barışa hizmet etmez.

Tam tersine, barışı sabote eder.

*

Ve neden sonra, CHP'nin kendi içindeki kaostan ya da otorite boşluğunu fırsat bilen biri, Erdem Atay, çıkıp ne diyor?

“Rasim Ozan Kütahyalı’yı CHP’nin başına koy, yüzde 18’den aşağı oy alırsa namussuzum.”

Burada artık durup sormak gerekiyor:

Ne yapıyorsunuz?

Gerçek misiniz?

Ne kadar ucuzladı siyaset!

Sadece oy mu dert?

İlke yok mu?

Hafıza yok mu?

*

Bu ülke artık siyasi olarak ciddi bir tükenmişlik yaşıyor.

Sürekli aynı isimler, aynı laflar, aynı hesaplar…

Yeni bir şey söylemekten aciz bir muhalefet anlayışıyla nereye varılabilir?

*

Ez cümle...

Türk-Kürt siyaseti yapmayı ne zaman bırakacaksınız?