Tom Barrack’ın monarşi övgüsü neden yeniden gündeme getirildi?
Tom Barrack, 20 Nisan 2026’da Antalya Diplomasi Forumu’nda Orta Doğu için “merhametli monarşiler en iyi işleyen sistemdir” demişti.
O dönemde de tepki çekmiş, ben de dahil birçok kişi bu yaklaşımı eleştirmiştik.
Peki aradan iki ay geçmişken, Haziran 2026’da bu konu neden birdenbire yeniden alevlendi?
*
Tom Barrack bu sözleri dün söylemedi.
Geçen hafta da söylemedi.
20 Nisan’da söyledi.
Üstelik Antalya Diplomasi Forumu gibi herkesin gözü önünde gerçekleşen uluslararası bir platformda söyledi.
O gün de tepki gördü.
O gün de eleştirildi.
Ancak birkaç gün sonra konu doğal akışı içinde gündemden düştü.
*
Bugün yeniden önümüze gelen şey aslında yeni bir açıklama değil.
Yeni olan, CHP’nin içinde bulunduğu siyasi tablo.
Mutlak butlan kararıyla Özgür Özel’in genel başkanlığı hukuken tartışmalı hale geldi.
Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkan konumuna döndü.
Parti fiilen çift başlı bir görüntü vermeye başladı.
Herkes bir yerlerde birilerine sesleniyor.
Çarşı bayağı karışık oralarda...
*
Kurultay, meşruiyet ve liderlik tartışmaları CHP gündeminin merkezine yerleşti.
İşte tam da bu süreçte Barrack’ın iki ay önceki sözleri yeniden dolaşıma sokulmaya başlandı.
Bu nedenle ister istemez sordum ben de...
Ne oluyor?
Ne değişti?
*
Gördüm sonra...
Değişen Barrack’ın açıklaması değilmiş...
Barrack’ın cümleleri aynı.
Meğer konu, CHP'nin siyaset için bizim meşruiyetimize dil uzatan o cümlelere ihtiyaç duyması imiş.
*
Peki CHP şimdi bunu neden gündeme getirdi?
Bayağı aradım taradım hadsiz yeni bir açıklama mı var diye...
Bulamadım.
Anladım ki...
Konu parti içindeki mevcut tabloyla ilgili.
Kendi meşruiyet krizi derinleştikçe dikkatleri başka bir başlığa çekme ihtiyacı ortaya çıktı zahar.
*
Kurultay tartışmaları, çift başlı görüntü ve liderlik krizi konuşulurken, iki ay önce yapılmış bir açıklamanın yeniden servis edilmesi tesadüf gibi görünmüyor.
Eğer amaç gerçekten Barrack’ın sözlerine güçlü bir siyasi itiraz geliştirmek olsaydı, bunun en etkili zamanı açıklamanın yapıldığı günlerdi.
O gün verilecek sert ve net bir tepki çok daha anlamlı olurdu.
Üstelik CHP burada milli bir pozisyon da alabilirdi.
“Türkiye’ye monarşi öneremezsiniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim biçimi bellidir” diyebilirdi.
Bu siyasi olarak da güçlü bir duruş olurdu.
Ancak o gün yapılmayan şeyin iki ay sonra yapılması, tartışmayı Barrack’ınsözlerinden çok CHP’nin kendi gündemine yaklaştırıyor.
*
Aslında Barrack’ın sözleri ilk günden itibaren eleştirilmeyi fazlasıyla hak eden sözler...
Hatta "istenmeyen adam" ilan edilmeli.
Ve Epstein'in adasına gitmeli...
*
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve siyasal geleneğini bilen herkesle aynı fikirdeyim.
Ama galiba çatılar farklı...
Bugün tartışmanın merkezinde Barrack’ın ne dediğinden çok, CHP’nin neden şimdi hatırladığı sorusu bulunuyor.
Zamanlama manidar.
*
CHP geçmişte de benzer dönemlerde iç tartışmaların gölgesinde farklı başlıklara ağırlık verdi.
Mutlak butlan kararı sonrasında parti yönetimi, kurultay tartışmaları ve genel başkanlık meselesi kamuoyunun gündemindeyken, Barrack’ın iki ay önceki açıklamasının yeniden dolaşıma girmesi ister istemez farklı yorumlara yol açıyor.
Çünkü ortada yeni bir açıklama yok.
Yeni bir gelişme yok.
Yeni olan tek şey CHP’nin içinde bulunduğu siyasi denklem.