Masaya baksanıza, İran kazandı...

Sima Güleser Polat

Sima Güleser Polat

Yazar
Tüm Yazıları

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Tahran'da yabancı büyükelçiler, maslahatgüzarlar ve uluslararası misyon temsilcileriyle yaptığı toplantıda verdiği bilgiler son günlerin en dikkat çekici açıklamalarından biri oldu.

Arakçi'ye göre İran ile ABD arasında üzerinde uzlaşı sağlanan mutabakat geçtiğimiz pazar günü netleşti.

Resmi imzaların cuma günü atılması bekleniyor.

Aynı gün taraflar arasında yeni bir müzakere süreci başlayacak ve görüşmeler altmış gün boyunca devam edecek.

*

İran tarafının anlattığı çerçeveye bakılırsa süreç iki aşamadan oluşuyor.

İlk aşamada savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı, İran'ın dondurulmuş varlıkları ve yeniden yapılanma başlıkları ele alındı.

İkinci aşamada ise nükleer program ve yaptırımlar konuşulacak.

Buraya kadar her şey diplomatik bir açıklama gibi görünüyor.

*

Fakat ayrıntılara bakıldığında ortaya farklı bir tablo çıkıyor.

Çünkü son aylarda dünyaya anlatılan bambaşka bir hikaye vardı.

"İran köşeye sıkıştı" denildi...

Baskının sonuç verdiği söylendi...

Tahran'ın geri adım atacağından emin olundu.

*

Ama bugün...

İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması konuşuluyor.

Yaptırımların kaldırılması konuşuluyor...

Yeniden yapılanma konuşuluyor.

Ve bütün bunlar yeni müzakere sürecinin ana başlığı oluyor.

Bu nedenle İran cephesinden gelen zafer açıklamaları propaganda değil.

Propaganda işi hala Trump'ın elinde.

O da savaşın diğer kazananını olarak kendini ilan etti

Ve...

İran'ın yanındaymış gibi tavır sergileyerek İsrail'i yalnız bıraktı.

*

İran'ın talep ettiği başlıkların önemli bölümü yeni döneme taşınmış durumda.

Karşılığında ne verdiği sorusuna ise net bir cevap bulmak zor gibi dursa da...

İran karşılığında hiçbir şey vermedi.

Nükleer silahtan vazgeçtiği söyleniyor ama savaş başlamadan önce de İran'ın elinde resmen ilan edilmiş bir nükleer silah bulunmuyordu.

Hürmüz Boğazı'nın açık kalacağı söyleniyor ama boğaz tamamen hiç kapalı olmadıki...

İran oyununu çok iyi oynadı.

*

Trump cephesinde ise farklı bir durum var.

Amerikan Başkanı'nın çıkıp "İran istediğini aldı" demesi zaten mümkün değil.

Aylar süren bir gerilimin ardından kendi seçmenine geri adım attığını anlatamaz.

Bu nedenle ne yapacak?

Bildiğini...

Yani...

"Zafer" ilan edecek.

*

Haliyle "iki kazananın" olduğu bir savaş var.

Asıl dikkat çekici olan ise bundan sonra yaşanacaklar.

Çünkü Arakçi'nin açıklamalarındaki en önemli bölüm belki de önümüzdeki altmış güne ilişkin olan kısım.

İmzaların atılmasının ardından başlayacak süreçte nükleer dosya ve yaptırımlar görüşülecek.

Gerçek pazarlık da aslında o zaman başlayacak.

*

İsrail Lübnan konusunda geri adım atmıyor.

Diğer yandan Arakçi, savaşın yalnızca İran cephesinde değil, Lübnan dahil bütün cephelerde sona erdiğini söyledi.

Hatta İran ile yürütülen savaşın sona ermesinin Lübnan dosyasından ayrı düşünülemeyeceğini özellikle vurguladı.

*

Bu açıklama önümüzdeki iki ayın neden kritik olduğunu da gösteriyor.

Çünkü mutabakatın geleceğini yalnızca İran ile ABD arasındaki görüşmeler belirlemeyecek.

Bölgedeki ateşkeslerin ne kadar korunacağı da belirleyecek.

Özellikle İsrail'in tavrı...

*

Bugüne kadar yaşanan süreçler dikkate alındığında, Netanyahu'nun ateşkeslere yaklaşımı ya da yaklaşmıyor oluşu önümüzdeki iki ayda süreci baltalayacak büyük bir engel olacak gibi.

Eğer yeni ihlaller yaşanırsa...

İran itiraz etmeyecek ve üstüne üstlük İsrail'in ihlallerini diplomatik silah olarak kullanacak.

Sonuç yine İran'ın lehine olacak.

Mutabakatın devamını isteyen ABD de sürecin bozulmasını istemeyecek.

*

Savaşın başına dönecek olursak...

ABD ile İsrail aynı fotoğrafın içindeydi.

Bugün ise ABD ile İran aynı mutabakatın arkasında duruyor.

Trump "zafer" ilan ediyor.

İran da bunu zafer olarak anlatıyor.

*

Kısaca...

Masaya bakın.

İran kazandı!