Kim kimi sattı: Özarslan mı CHP'yi, CHP mi Özarslan'ı?
CHP bugünlerde yolsuzluk üzerinden bir “temizlik” operasyonu yaptığını iddia ediyor ama kendi içindeki “namuslu-namussuz” ayrımını sanki cebinde taşıdığı keyfi bir teraziye göre yapıyor.
Sorun tam da burada başlıyor.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın, AK Parti’ye geçiş söylentileri havada uçuşurken, Osman Gökçek’in birden bire soruşturma talebiyle sahaya inmesi tam bir ironi.
Eğer Mesut Özarslan AK Parti’ye katılırsa, bu isimler aynı sıralarda, aynı kürsülerde boy göstermeyecek mi?
Bu kaosta ne örtülüyor, neyin üzerindeki örtü kaldırılıyor?
Akıl alır gibi değil, gerçekten.
*
MHP kökenli, muhafazakâr bir isim...
8 Şubat 2026’da Mesut Özarslan, yanında 7 meclis üyesiyle CHP’den istifa etti.
Mansur Yavaş’ın ısrarıyla, hatta neredeyse “kırmızı çizgim” diyerek, 2024’te Keçiören Belediye Başkanı adayı yapıldı ve seçildi.
Özarslan, CHP'den giderken Özgür Özel’in kendisine “küfür ve hakaret” dolu mesajlar attığını iddia etti.
Suç duyurusunda bulundu.
*
Özel ise dünkü grup toplantısında o mesajları tek tek okuyup, “Yalan söylüyor, aileye küfür yok; siyasette öfke olur” çıkışını yaptı.
Sonra da “Bozuk tohumlar ayrılır, sağlamlarla iktidara yürürüz” dedi.
Sağlamlarla... (!)
*
İşte tam burada çelişki patlıyor:
“İktidara bozuk tohum Özarslan’la gidilmez; Mansur Yavaş’la, İmamoğlu ile gidilir” diyor Özel.
Peki o “iktidara yürüyeceğiniz” Mansur Yavaş, bu “bozuk tohum” dediğiniz Özarslan'ın adaylığı için bastıran kişi değil miydi?
Hakkındaki yolsuzluk iddiaları sınır tanımıyormuş gibi görünen Ekrem İmamoğlu ise hâlâ partinin baş tacı...
Hem de “siyasi kumpas mağduru” kahramanı…
Çelişkiler yumağına bakın.
*
CHP sağa açılım stratejisiyle bu isimleri parlatıp vitrine koyuyor, sonra ilk krizde “bozuk tohum” damgasını yapıştırıyor.
Yani sorun CHP için yolsuzluk değil; sorun kimin elde kaldığı.
Bu tablo:
Gürsel Tekin’in “CHP teslim alınmış, şaibeli isimler etrafı sardı” feryadını...
Muharrem İnce’nin “Parti kişisel çıkarlar için kullanılıyor” isyanını hatırlatmıyor mu?
Özarslan “namussuz” ilan edilirken, bu iki ismin haklı eleştirileri neden hâlâ “değişim karşıtlığı” etiketiyle geçiştiriliyor?
Parti kendi içini temizleyemiyor, ama temizlik yapıyormuş gibi yapıyor.
DOSYALAR, İDDİALAR VE MÜFETTİŞLER
Özarslan bağımsız kalacağını söylese de kulisler “AK Parti rozeti yolda” diye fısıldıyor.
AK Parti tarafında ise işler karışık:
Parti Sözcüsü Ömer Çelik “gündemimizde yok” dedi.
Turgut Altınok ve Osman Gökçek, Özarslan'ın gelmesine fena karşı çıkıyor.
*
Bu arada Özarslan'ın PORTAŞ dönemine dair iddialar da az buz değil.
Sayıştay raporunda hafriyat taşıma işi 4 kat, delgi işlemi 10 kat fazla fiyata yaptırılmış.
Ortada açık bir kamu zararı var.
Seçim döneminde milyonlarca liralık yardım kartları iddiası da var ama kaynağı belirsiz.
Özel’in kürsüde okuduğu mesajlarda, Ankaragücü tribün liderlerine “daire vaadi” ise işin magazin görünümlü rüşvet iddiası kısmı.
*
Burada Osman Gökçek’in tavrı çok manidar.
Gökçek’in suç duyurusu üzerine Mülkiye Müfettişi’nin Hıdırlıktepe rekreasyon alanı ve anıt projesindeki “ihaleye fesat karıştırma” ve “görevi kötüye kullanma” iddiaları için sahaya inmesi bize neyi anlatıyor?
Gökçek, “PORTAŞ konusunda bir usulsüzlük varsa Özarslan bunun dışında kalamayabilir” diyor ve asıl muhatabın Mansur Yavaş olduğunu vurguluyor.
Peki Osman Gökçek neden bu kadar “önden” gidiyor?
Özarslan’ı mı engelliyor, yoksa başka (!) örtbasları mı koruyor?
*
Sormadan duramam:
“Gökçek döneminden kalan o devasa soruşturma dosyaları ne oldu?”
46 milyar TL’lik zarar iddiaları, Ankapark, Belbeton özelleştirmesi, imar rantları, süs bitkisi ihaleleri, Dikmen Vadisi villaları…
HIRSIZ KİM, KAHRAMAN KİM?
Özarslan “hırsız” ise, İmamoğlu neden “kahraman”?
Ekrem İmamoğlu Mart 2025’ten beri Silivri’de tutuklu.
“Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” iddianamesinde rüşvet, irtikap, ihaleye fesat karıştırma, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, siyasi casusluk, 2019 seçim manipülasyonu, hatta PKK/KCK iş birliği iddiaları…
Ne ararsan var.
Özgür Özel, İmamoğlu’nu “siyasi kumpas” diye göklere çıkarırken, Özarslan’ı mahkeme kararı bile olmadan “hırsız” ilan ediyor.
*
Eğer Özarslan iddiaları reddettiği halde “hırsız” ise; CHP ya kendi adayını araştırmadan, liyakatsizce seçerek büyük bir hata yapmış demektir.
Ya da işine gelmeyeni harcamak için organize bir “itibar infazı” kurgulamıştır.
Hangisi daha vahim?
MİLLET UYANDI, SİYASET DE UYANSIN ARTIK...
Depremde konteyner değil, ev isteyen; bütçede şov değil, tasarruf isteyen; ihalede rant değil, hizmet isteyen bir halk var karşımızda.
Belediye partilerden, seçim hesaplarından bağımsız, ciddi bürokrasiye dönüşse…
Bütçeler tasarrufla, şeffaflıkla yönetilse…
İhaleler güvenli ellerle yapılsa…
Çöp konteyneri bile “büyük başarı” diye sayılmasa…
Bakalım o zaman kim aday olacak?
Kim gerçekten “hizmet için” diyecek?