CHP’de 16. madde gerçeği...

Sima Güleser Polat

Sima Güleser Polat

Yazar
Tüm Yazıları

CHP bugün tek bir çatı altında ama fiilen iki farklı parti gibi hareket ediyor.

Yarılma, ayrışma ve karşılıklı ithamlar öyle bir eşiğe geldi ki...

Özgür Özel ve ekibi için artık yeni bir partiyle yol ayrımına gitmek, siyasi bir tercihten ziyade kaçınılmaz bir mecburiyet haline geldi.

*

Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresi, Özelcileri adeta bu yol ayrımına doğru itiyor.

Delege gücü, ses tonu ve sayısal üstünlük Özgür Özel kanadında görünse de, Kılıçdaroğlu cephesi şaşırtıcı bir kararlılıkla geri adım atmıyor.

Kendi pozisyonlarından taviz vermeyen bu katı duruşun arkasında ise sadece bir inat değil, çok iyi hesaplanmış hukuki adımlar yatıyor.

*

Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugüne kadar sürekli tekrarladığı iki önemli koz bulunuyor.

Birincisi herkesin bildiği argüman...

"Mahkemenin tedbir kararı devam ettiği müddetçe Yargıtay süreci tamamlanmadan kurultay yapılamaz."

Bu söylem uzun süredir kamuoyunda tartışılıyor.

*

Fakat ikinci argüman çok daha dikkat çekici.

Bugüne kadar üzerinde yeterince durulmayan, yalnızca gazeteci Gürbüz Evren'in dikkat çektiği Siyasi Partiler Yasası'nın 16'ncı maddesi.":

“Siyasi partilerin merkez karar organı, zorunlu nedenler yüzünden büyük kongrenin toplanamadığı hallerde, partinin hukuki varlığına son verilmesi ve tüzük ile programının değiştirilmesi dışındaki bütün kararları alabilir.”

*

Buradaki kritik ifade ise "bütün kararlar."

İşte tartışmanın bundan sonraki aşamasında hukuki mücadeleyi belirleyecek noktalardan biri tam da burası olabilir.

Çünkü kurultay yapılamadığı sürece Merkez Karar Organı'nın hangi yetkileri kullanabileceği siyasetin yeni tartışma başlığı haline gelecek.

Bu durum tek başına Özelcileri çaresiz bırakmaya yetebileceği gibi, partide kalma ve acil kurultay toplatma hamlelerini de boşa çıkarabilir.

*

Peki, bu hukuki duvar karşısında Özelcilerin planı ne?

Kulislere bakılırsa, yeni kurulacak bir partinin ilk seçimde yüzde 32 ila 35 bandında bir oy patlaması yapacağını, geride kalacak Kılıçdaroğlu CHP’sinin ise yüzde 3 barajını aşamayacağını öngörüyorlar.

*

Açık konuşalım; bu oranlar şu anda bile gerçekçi görünmüyor.

Evet, tabanda mevcut yönetime ve kurultay krizine yönelik tepkiler büyük.

Fakat seçmen davranışını sadece anlık öfkeler üzerinden okumak da büyük bir yanılgı.

Seçmen sandık başına gittiğinde, asırlık CHP kurumsal kimliğinin, o "baba ocağı" sembolizminin bu denli küçülmesini beklemek hayalcilik değil de nedir?

*

Kaldı ki, yüzde 1-2 oy oranının bile sonuçta belirleyici olduğu seçimlerde, Özelcilerin iddia ettiği gibi bir oran veya ona yakın oranlar dahi oyların bölünmesinin zafiyetini veya “yenilgiyi” davet eder.

CHP hafızası, geçmişteki bölünmelerin ağır faturasını çok iyi bilir.

Siyasetin matematiği nettir zaten.

Böyle bir denklemde kazanan, taraflardan biri olmaz.

Bölünme, her iki cephenin de kaybetmesi, yani topyekun bir yenilgi demektir.

*

Kemal Bey’in hukuki barikatları Özelcileri yeni parti kurmaya zorlarken, bu yeni partinin doğuracağı bölünme ise iki tarafa da kaybettirecek bir uçuruma doğru açılıyor.

Bakalım bu kördüğümden kim, nasıl çıkacak?