“Bir ara olmuştu…”: Beştepe-Mansur Yavaş hattında ne yaşandı?
Ankara kulislerinde bir süredir sessiz ama dikkat çekici bir fısıltı dolaşıyor.
Söylenene göre Mansur Yavaş, bir dönem düzenli aralıklarla Beştepe’ye gidiyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşüyordu.
Ne basına yansıyan bir fotoğraf vardı ne de resmi bir açıklama.
Ama Külliye koridorlarında duyulan tek bir cümle, bu sessiz trafiğin varlığına işaret ediyordu.
“Bir ara olmuştu, şimdilerde olmuyor.”
*
Herkes Ankara’daki açık siyasi kavgaları izlerken, Başkent’in en yüksek noktasında başka bir hikaye yazılıyordu.
Bugüne kadar üstü örtülen, konuşulmayan ama bugün bir kulis fısıltısıyla gün yüzüne çıkan bu iddianın izini sürdüm.
O “bir ara” neydi, neden vardı ve neden şimdi yoktu?
KAPIDA KARŞILAMA, KAPIYA KADAR UĞURLAMA
İddiaya göre bu ziyaretler tek seferlik bir nezaket buluşması değildi.
Ayda bir gerçekleşen, düzenli ve planlı bir temas söz konusuydu.
Daha da çarpıcı olan ise şu: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Mansur Yavaş’ı bizzat kapıda karşıladığı ve görüşmelerin ardından yine kapıya kadar uğurladığı anlatılıyor.
Bu, protokolün çok ötesinde bir tablo.
Bu tür bir ağırlama, Yavaş’ı yalnızca muhalefet partisine mensup bir belediye başkanı olarak değil, devletin zirvesinde “özel bir muhatap” olarak konumlandırıyordu.
Peki, ne oldu da bu trafik bıçak gibi kesildi?
BELEDİYE DOSYALARI VE HİZMET KÖPRÜSÜ
Ziyaretlerin zamanı net değil ama birçok ihtimal var.
Metrolar, altyapı yatırımları, dış krediler, pandemi döneminde kilitlenen Ankara ekonomisi…
Yavaş’ın “Ben sadece Ankara’nın işini yaparım” dediği ilk yıllarda, projelerin bürokrasiye takılmaması için Külliye ile sessiz ama profesyonel bir temas hattı kurmuş olması son derece muhtemel.
O günlerde Yavaş dosyalarıyla kapıyı aşındırıyor, Erdoğan ise “bozkırın dilinden” gelen talepleri doğrudan dinliyordu.
Belki de o aylık rutin, ideolojik değil tamamen pragmatik bir “hizmet uzlaşısı”ydı.
ALTILI MASA VE SİYASİ YALNIZLIK
Ancak siyaset durağan değildir.
Hatırlayın; Altılı Masa’nın fırtınalı günlerini…
Herkesin birbirini aday gösterdiği, CHP içinde “hepimiz adayız” seslerinin yükseldiği o kaotik dönem…
Bir yanda Kılıçdaroğlu’nun adaylık ısrarı, diğer yanda İmamoğlu’nun popülist rüzgarı…
Bu tabloda Mansur Yavaş, kendi mahallesinde giderek yalnızlaştı.
Belki de Beştepe, onun için ayda bir nefes alabildiği bir “devlet limanı”ydı.
Siyasi itibarını parti içi dengelerde değil, devlet ciddiyeti içinde korumaya çalışıyordu.
CHP’DEN AK PARTİ’YE GEÇİŞLERİN "ÖNCÜ" SİNYALİ
Gelelim en çarpıcı ihtimale…
Son dönemde CHP’den AK Parti’ye yönelen isimler ortada.
Bu tablo ister istemez şu soruyu doğuruyor:
O düzenli ziyaretler, daha büyük bir siyasi geçişin ön hazırlığı mıydı?
Mansur Yavaş’ın devletçi profili, böyle bir senaryonun “lokomotifi” olabilir miydi?
Yoksa onun meşhur sessizliği ve net pozisyon almaktan kaçınması bu ihtimali baştan mı bitirdi?
Ziyaretlerin aniden kesilmesi, Yavaş’ın bu büyük siyasi hamleyi reddettiğinin bir işareti mi, yoksa karşılıklı bir vazgeçiş mi?
NEDEN "ŞİMDİLERDE OLMUYOR?"
Bugün o kapıdaki karşılamalar yoksa, sormamız gereken başka sorular var.
Yeni CHP yönetimi Beştepe ile mesafeyi mi zorladı?
Yavaş, parti disiplinine mi çekildi?
Yoksa Külliye, belirsizliğinden yorulduğu bu ismi artık “potansiyel bir rakip” olarak mı görmeye başladı?
BAHÇELİ FAKTÖRÜ: GÖRÜNMEYEN REFERANS MI?
Son bir ihtimali de göz ardı etmemek gerekiyor.
Milliyetçi refleksleri güçlü olan Mansur Yavaş’ın, Külliye kapılarından bu kadar rahat geçebilmesinin arkasında Devlet Bahçeli’nin dolaylı bir referansı olmuş olabilir mi?
Bahçeli’nin “devlet aklı” vurgusu, Yavaş’ı bir dönem Beştepe için makul ve güvenli bir muhatap haline getirmiş olabilir.
*
Mansur Yavaş, devletçi kimliğiyle kendine özgü bir alan açmıştı.
Ancak bugün o alan daralıyor.
Külliye’ye giden yollar kapanmışsa, bu durum Yavaş’ı iki tercihten birine zorlayacak:
Ya tam anlamıyla muhalefet saflarında sertleşecek ya da Ankara’nın hizmet bekleyen dar sokaklarında daha yalnız bir siyaset izleyecek.
O kapı bir kez kapandıysa, yeniden açılması için artık yalnızca “hizmetten” fazlası, açık ve net bir siyasi irade gerekecek.