As bayrakları, bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Sima Güleser Polat

Sima Güleser Polat

Tüm Yazıları

“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” Mustafa Kemal Atatürk, 28 Ekim 1923

Cumhuriyet bir gecede doğmadı. Cumhuriyet, yıllarca süren milli mücadelenin, savaşların, açlığın, yoksulluğun, gözyaşların ardından geldi.

En önemlisi bitmeyecek bir umudun en güzel hediyesi oldu.

O gün, sadece bir yönetim şekli değişmedi.

Yıkıldığımızı sandıkları anda, biz küllerimizden yeniden doğduk; adı Cumhuriyet’ti.

***

Cumhuriyet cephelerde bir an bile düşünmeden canını veren on beşlilerin emaneti.

Evladını, eşini, kardeşini bizim için feda eden annelerimizin emaneti.

Cumhuriyet bize babasız büyüyen çocuklardan kalan bir miras.

Yokluk içinde bile geleceğine inananların eseri.

Cumhuriyet bir karar değil, bir zaferdir.

Bir millet kendi elleriyle yazdı bu zaferi. Çünkü bu zaferin adı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’dır.

Bu zafer, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasıyla yoğrulmuş bir ulusun eseridir.

***

Asabileceğiniz her yere asın bayrakları, dalgalansın nazlı nazlı.

Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı.

Sokağa çıkın, caddeleri doldurun. Çocuklarınızla bayram yerlerine gidin.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ziyaret edin.

Anıtkabir dolsun taşsın.

102 yıl sonra bile o heyecan, o gurur hala içimizde aynı kuvvetle yankılansın.

Bağıra bağıra marşlar söyleyin...

"Parla hilal ve yıldızım, parla beyaz ve kırmızım, Türk'ün yolu Cumhuriyet"

***

Neden bu kadar ısrar ediyorum?

Çünkü artık Cumhuriyet Bayramı coşkusunu yeniden hatırlamamız gerekiyor.

Geçtiğimiz yıl arkadaşımla Anıtkabir ziyaretimizi yaptıktan sonra, hadi caddeleri gezelim, coşkuyu hissedelim dedik.

Sonrası mı?

Hayal kırıklığı. Ankara caddeleri bomboştu.

O ruhu yaşayamadık.

Amacımız, dalgalanan bayraklarla marşlar söyleyen insanlara eşlik etmekti.

Ama beklediğimiz kadar canlı bir ortamı bulamadık.

Normal bir Tunalı Hilmi akşamıydı.

Belki ekonomik sıkıntılar, belki yorgunluktu sebep.

Oysa Cumhuriyet , sıradan bir gün değil.

O varoluşun kutlaması. Şükür gibi. Her geçen yıl devam ettiği için coşku dozunu daha da artırmamız gereken.

Cumhuriyet yaşatıldıkça yaşar.

Boynumuzun borcu, yaşatacağız.

***

Eskişehir’in hakkını teslim edelim, gerçek coşkuyu yaşıyorlar.

Farklı yıllarda iki defa 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu orada yaşama şansım oldu.

Ne şahanesiniz...

Unutamam.

Sokaklar sabahın erken saatlerinden itibaren dolup taşmış, genç yaşlı herkes aynı marşı aynı inançla söylüyordu.

Bayraklar pencerelerde, arabaların camlarında, çocukların ellerindeydi.

Kentin her köşesi kırmızı beyaz...

Cumhuriyet’in ne demek olduğunu, en güzel orada hissetmiştim.

Hem de bir Ankaralı olarak.

***

Belki de bugünlerde yapmamız gereken tek şey, sadece sosyal medyada mesaj paylaşmak değil; penceremize bir bayrak asmak, sokağa çıkıp “Yaşasın Cumhuriyet!” demek, çocuklarımıza o duyguyu göstermek olmalı.

Çünkü Cumhuriyet, yaşatıldıkça yaşar.

***

Efendiler, Cumhuriyet ilan edildi.

Üzerinden 102 yıl geçti…

Artık yalnızca kutlamanın değil, idrak etmenin zamanıdır.

Cumhuriyet, sadece bir yönetim biçimi değil; bir yaşam biçimi, bir vicdan, bir duruştur.

***

Biz, Cumhuriyet’i doya doya yaşayan bir milletiz.

Ve öyle olmaya mecburuz.

Çünkü bu topraklarda özgürlüğün adı, kadının sesi, emeğin değeri, çocuğun gülüşü Cumhuriyet’tir.

***

Atatürk’ün ilke ve inkılaplarında yoğrulmuş bu millet, her zorluğa rağmen aynı inançla “Yaşasın Cumhuriyet!” diyebiliyorsa, o zaman bu ülke hala umut doludur.

Çünkü biz, her defasında küllerinden doğan bir milletiz.

Cumhuriyet, o küllerin içinden parlayan ışıktır.

Cumhuriyet, yalnızca bir ulusun kurtuluşu değil; insanlığın eşitlik, özgürlük ve aydınlanma mücadelesinin simgesidir.

Cumhuriyet, bir ışık.

O ışığı söndürmemek için her yıl daha parlak yakalım.

29 Ekim, sadece bir tarih değil; her gün yeniden doğuşumuzun adıdır.

Yaşasın Cumhuriyet!