'Adı Aylin' ama...

Sima Güleser Polat

Sima Güleser Polat

Yazar
Tüm Yazıları

Ünlü yazar Ayşe Kulin, ‘Adı Aylin’ adlı romanını 2022 yılında bir müzikale uyarlayıp sonuçta büyük hüsran yaşayan Tuba Ünsal hakkında şöyle demiş:

“Dans yok, ses yok, niye müzikale kalkıştı? 4 milyon lira harcadı. Çok üzüldüm, o kıza!”

(Hürriyet/Kelebek, 5 Mayıs)

*

‘Adı Aylin’ adlı kitap bir belgesel roman olarak yazıldı.

İlk baskısı Temmuz 1997’de yapıldı.

Bununla birlikte içerdiği yaşanmış olaylar hakkındaki önemli bilgiler neredeyse otuz yıldır kitabı her geçen gün daha da kıymetli hale getirdi.

Buna karşılık…

Aylin konusu, halen daha ana ekseni üzerinden yani derin ilişkiler kapsamında tartışılmıyor.

Magazinleştirilerek asıl bağlamından koparılıyor.

Hürriyet’teki haber, bunun sadece bir örneği.

*

Tamam, müzikal denemesi başarısızlık yaşamış olabilir.

Ama…

Aylin’in hayatı, bütün ilişkileriyle birlikte perde arkasını aralayacak şekilde bunca senedir örneğin bir belgesel olarak neden yapılamadı?

Ya da doğru soru:

"Neden yapılmadı?"

Her zamanki gibi, derin mevzuyu es geçtikleri gibi bizlere yüzeyseli dayattılar...

Ve hala sulandırmaya devam ediyorlar...

*

Aylin Devrimel Radomisli’nin 1995’teki ölümü hala daha kuşkulu.

O, Pentagon’da (ABD Savunma Bakanlığı) Albay’dı.

Kardeşi Nilüfer Hanım’ın eşi Kasım Gülek’in, Türk siyasi tarihindeki derin konumu ve Fetullah Gülen’in büyük destekçisi olması başlı başına irdelenmesi gereken bir konu.

*

Fetullah, 1992’de ilk kez ABD’yi ziyaret ettiğinde Morton Abramowitz ile görüştü.

Bu görüşmeyi Kasım Gülek’in talebi üzerine ayarlayan ve aracılık eden Albay Aylin Devrimel Radomisli idi.

CIA kökenli Yahudi bir diplomat olan Abramowitz...

1989- 1991 yıllarında ABD’nin Türkiye büyükelçisiydi.

*

Aylin Devrimel, Mişel Radomisli ile evliliğinden dolayı onun soyadını da alıyor...

Sonra yolları ayrılıyor...

Son hayat arkadaşı ise Joe (Joseph) Cates idi.

*

Ayşe Kulin kitapta Aylin'in meşhum sonunu şu sözlerle anlattı:

“Aylin Radomisli Cates, 19 Ocak 1995 Perşembe günü,evinin bahçesinde, o sabah evini temizlemeye gelen hizmetçisi tarafından arabasının altında ölü bulundu.

Üstünde ve etrafta nasıl öldüğüne dair hiçbir iz yoktu.

Bir hırsızın saldırısına uğramış değildi.

Bir katille boğuşmamıştı.

Elbisesi yırtılmamış, tırnakları kırılmamıştı.

Çorapları bile kaçmamıştı.

Kaptıkaçtı tipi arabası parke taş döşeli dümdüz avluda,aklın alamayacağı bir nedenle kaymış...

Dört parmak yüksekliğindeki seti atlamış...

Meyil ayağı inmiş...

Ön tekerlekleri yolda, arka tekerlekleri duvara takılı durmuştu.

Aylin, arabasının altına çaprazlamasına girmiş, sırtüstü yatıyordu.

Üstünde abiye bir döpiyes, yakasında yarım ay biçiminde bir elmas broş, parmağında tek taş bir yüzük vardı.

Otopsi raporuna göre, iki gün önce Salı gecesi ölmüştü.”

*

Kitabı okuyup da Aylin’in halen daha gizemli kalan hayattaki kötü finalini merak edenler için, bu Joseph denen adam kuşkuları üzerine çekiyor.

Ama onun için herhangi bir yargılama hiçbir zaman söz konusu bile olmadı.

*

‘Adı Aylin’ adlı kitabın son kısmında, Ayşe Kulin, Joseph Cates için şöyle yazmıştı:

“Aylin’in ölümünden 6 ay sonra, uğruna boşanmaya çalıştığı Joan Brandt ile evlendi.”

*

Ayşe Kulin geçen yıl konuyla ilgili verdiği bir demeçte, "Aylin istemeyerek gereğinden fazla bir şeyler öğrendi" dedi ve ekledi:

"Aylin'in ölümü esrarengiz bir olaydı, hala çözülemedi.Ama benim bir küçük tahminim var.Biz o dönem FETÖ'den haberdar değildik, böyle bir olgu olduğundan. Sonradan öğrendik ki FETÖ diye bir durum var. Ben FETÖ'cülerin öldürmüş olabileceğini tahmin ediyorum. FETÖ bir Amerikan projesi" olarak niteledi.

*

Ayşe Kulin’in bugün “tahmin” dediği yapı...

Aslında 90’ların başında şekillenen daha büyük bir derin ilişkinin parçasıydı.

Aylin ise bu ilişkinin kenarında duran biri değil; tam ortasında, kritik bilgilere erişimi olan bir isimdi.

*

Morton Abramowitz ile kurulan temas da, Kasım Gülek hattı da bu yüzden “tesadüf” diye geçiştirilemez.

Aynı şekilde, 1996’daki Gülek'in cenaze namazını kıldıran Fetullah Gülen’in varlığı da…

*

Ortada hala iz bırakmayan bir ölüm var gibi görünse de...

İz bırakmayan şeyin kendisi değil, anlatılış biçimi...

Bugüne gelince...

Meseleyi bir müzikalin başarısızlığına sıkıştırmak ya da “üzüldüm” cümlesiyle geçiştirmek…

Bu hikayeyi hafifletmekten başka bir şey değil.

Ortada hala yeterince derine inilmemiş bir dosya var...