3. Dünya savaşı ne zaman çıkacak? Savaş çoktan başladı ama kimse ilan etmedi!

Sima Güleser Polat

Sima Güleser Polat

Yazar
Tüm Yazıları

3. Dünya Savaşı ne zaman çıkacak sorusunun cevabı, 2026’ya girerken yaşanan gelişmelerde gizli olabilir.

Geleneksel savaşların aksine; siber saldırılar, ekonomik yaptırımlar...

Trump’ın Grönland ilhakı gibi, neo-sömürgeci hamlelerle 3. Dünya Savaşı hibrit bir şekilde çoktan başladı.

*

Kurallar çağı bitti. Şİmdi orman kanunları zamanı.

Dünya, maskelerin atıldığı bir hesaplaşma sahasına girdi.

TRUMP’IN İLHAK PLANI

6 Ocak’ta Trump, "ulusal güvenlik" kılıfıyla Grönland’ı ilhak planını masaya koydu.

Bunu adeta bir gayrimenkul satın alımı hafifliğiyle sundu.

Trump'ın Grönland çıkışı, sadece bir "ada satın alma" hevesi değil.

Hızla eriyen buzullar, Kuzey Kutbu'nu dünyanın en büyük enerji ve ticaret rotalarından biri haline getirdi.

Trump bir de bunu "ulusal güvenlik" diyerek fiili kontrol ve ilhak tartışması seviyesine taşıyorsa...
Biliyoruz ki; bu artık diplomasi değil, açık bir neo-sömürgecilik hamlesi...

Putin’in Ukrayna’da kullandığı "toprak güvenliği" bahanesiyle, Trump’ın "Grönlandgüvenliği" bahanesi aynı madalyonun iki yüzüdür.

Kuzey, yeni Orta Doğu oluyor.

*

Hatırlayın; kısa süre önce Macron’un el hareketlerini ve aksanını taklit ederek Avrupa’nın "çaresizliğini" alaya almıştı.

Bu ciddiyetsiz tavrın arkasında, dünyanın her karışını kendine hak gören tehlikeli bir istilacı ruh yatıyor.

Trump, "güzelleme" yaparken bile tehdit ediyor, dişlerini gösteriyor.

Müttefiklerini aşağılarken, arka planda ordularına "hazır olun" emri veriyor.

*

Aralık ayında Kürtlerin güvenliği sorulduğunda verdiği "Onlar birbirinin doğal düşmanı" cevabı, Türkiye'yi de kaos havuzuna bırakma niyetinin ilanıydı.

Türkiye'nin Kürtlerle değil, topraklarımızda neredeyse yarım asır kan akıtan teröristlerle mücadele ettiğinden bahsetmedi.

Ve Türkiye’ye savurduğu o meşhur tehdit:

"Eğer söylediklerimin dışına çıkarsanız, mahvolmuş bir ekonominin gazabına uğrarsınız."
Bu, bir müttefikin dili değil, bir işgalcinin ültimatomu gibiydi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu sözleri alttan alacak nitelikte değil.

PUTİN’İN NÜKLEER TEHDİDİ

Madalyonun diğer yüzünde Putin var.

Geçtiğimiz hafta; Kremlin, nükleer doktrinini güncelledi.

Artık "kendisine tehdit hissettiği her an" konvansiyonel saldırılara nükleer karşılık verme eşiğini aşağı çektiğini ilan ediyor.

Ukrayna’da "titiz ve cerrahi bir yöntemle" çalıştığını iddia etmesi, insani bir hassasiyetten kaynaklanmıyor.

Bu, o toprakları kendi imparatorluğu için "yeniden düzenleme" hırsından kaynaklanıyor.

Avrupa’ya dönüp "Ukrayna’daki gibi nazik olmayız" dediğinde, aslında nükleer bir kıyametin fragmanını izletiyor.

Hollanda hükümetinin vatandaşlarına "Savaş hazırlık kitapçığı" dağıtması, Brüksel koridorlarında barışın artık bir hayal olduğunun itirafı değil de nedir?

TARİHİN TEKERRÜRÜ

Bugün yaşananlar, 1939’da büyük güçlerin güvenlik bahanesiyle haritayı yeniden çizdiği o karanlık dönemi hatırlatıyor.

O gün de "güvenlik" ve "tarihi haklar" bahane edilmişti.

Bugün ABD Kuzey’de Grönland, Rusya ise Doğu’da Ukrayna ve ötesi benzer bir "mülkiyet" kavgasına tutuşmuş durumda.

Safhalar artık ideolojik değil; tamamen bencilce bir kaynak savaşı üzerine kurulu.

Bir yanda revizyonist güçler olan Rusya-Çin hattı, diğer yanda ise "önce benim çıkarım" diyen izolasyonist bir Amerika...

Ve bu iki dev arasında sıkışan, kitapçık dağıtarak halkını savaşa hazırlayan bir Avrupa.

İRAN’DA REJİM Mİ DEĞİŞİYOR?

Şu an İran’da iletişim kesildi.

Ama halkın molla rejimine karşı başlattığı isyan, dijital engelleri çoktan aştı.

Aralık ayında başlayan protestolar, sadece ekonomik bir tepki değil.

2022'de başörtüsünü yaktığı için katledilen Nika Shakarami’nin ruhundan kalan o kor ateş, bugün rejimi kökünden sarsan bir yangına dönüşüyor.

Devrim Muhafızları’nın şiddeti, bu kez korkuyu değil, öfkeyi büyütüyor.

İran’da rejim, belki de tarihinin en kırılgan döneminden geçiyor…

TÜRKİYE BU ATEŞ ÇEMBERİNİN NERESİNDE?

Peki ya biz?

Dünyada gelişen her türbülansın tam merkezinde, coğrafyanın kaderine yön veren Türkiye…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Dünya beşten büyük olduğu kadar, bu hoyrat güç savaşlarından da büyüktür" sözü, küresel kaosa çekilmiş bir set.

Trump’ın "doğal düşman" yakıştırmasıyla görmezden geldiği bir gerçek var.

Türkiye’nin mücadelesi Kürt kardeşleriyle değil, bu toprakların huzuruna kastederek Suriye’nin kuzeyindeki otorite boşluğundan beslenen terör örgütleriyledir.

Türkiye, bölgede PKK/YPG garnizonu kurulmasına izin vermeyen yegâne kaledir.

*

Sonuç olarak; savaş artık kapımızda değil, hayatlarımızın tam merkezinde.

3. Dünya Savaşı, Hollywood filmlerindeki gibi sirenlerle başlamadı.

Trump’ın ilkel yayılmacılığı, Putin’in mülkiyet hırsı ve Suriye’nin parçalanmışlığından pay kapmaya çalışanların açlığıyla başladı.