YKS: Gençlerin omzundaki büyük baskı

Serkan Baygınoğlu

Serkan Baygınoğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Türkiye’de her yaz aynı heyecan, aynı stres ve aynı cümle tekrar ediyor: “Sınav nasıl geçti?” YKS, milyonlarca öğrencinin hayatında yalnızca bir üniversite sınavı değil; yıllardır verilen emeğin, kurulan hayallerin ve hissedilen baskının ortak adı hâline geldi.

Liseye başlayan birçok öğrenci daha ilk yıldan itibaren bu sınavın gölgesinde büyüyor. Deneme sonuçları, sıralamalar, net hesapları derken gençler çoğu zaman kendi hayatlarını yaşamayı unutuyor. Özellikle sosyal medya çağında bu baskı daha da büyüyor. Bir öğrencinin yaptığı net kadar yapamadığı net de konuşuluyor. Başarı artık sadece çalışmakla değil, sürekli karşılaştırılmakla ölçülüyor.

Oysa YKS, tek başına bir insanın zekâsını ya da geleceğini belirleyen sihirli bir sistem değil. Birkaç saatlik sınavın, yıllarca süren bir hayatı tamamen tanımlaması zaten başlı başına ağır bir yük oluşturuyor. Bu yüzden birçok genç sınava hazırlanırken yalnızca derslerle değil; kaygıyla, stresle ve tükenmişlikle de mücadele ediyor.

Bugün üniversite tercihleri yapılırken gençlerin aklında yalnızca “hangi bölümü istiyorum?” sorusu yok. Aynı zamanda “iş bulabilir miyim?”, “geleceğim nasıl olacak?” ve “okuduğuma değecek mi?” soruları da var. Çünkü artık üniversite kazanmak tek başına yeterli görülmüyor. Gençler mezuniyet sonrası hayatın belirsizliğini daha sınava girmeden hissetmeye başlıyor.

Belki de en büyük problem tam burada ortaya çıkıyor. Gençlere sürekli başarılı olmaları gerektiği söyleniyor ama başarısız olduklarında nasıl ayağa kalkacakları öğretilmiyor. Oysa hayat bazen bir sıralamadan çok daha fazlasıdır.

YKS elbette önemli bir dönüm noktası. Ancak hiçbir sınav, bir insanın karakterinden, hayallerinden ve potansiyelinden daha büyük değildir. Gençlerin biraz daha desteklenmeye, biraz daha anlaşılmaya ihtiyacı var. Çünkü bazen en büyük başarı, tüm baskılara rağmen yoluna devam edebilmektir.