17 Ağustos: Kocaeli’nin hafızasında, Türkiye’nin vicdanında
Bazı tarihler vardır; takvim yaprağından ibaret değildir. Üzerinden yıllar geçse de bir şehrin hafızasında yaşamaya devam eder. 17 Ağustos 1999 da Kocaeli için, Marmara için ve Türkiye için böyle bir tarihtir.
Saat 03.02’de Gölcük merkezli meydana gelen deprem, yalnızca binaları yıkmadı; binlerce ailenin hayatını değiştirdi, şehirlerin geleceğine ilişkin düşüncelerimizi sarstı. Resmî kayıtlarda 17 bin 480 kişinin hayatını kaybettiği, on binlerce kişinin yaralandığı bu felaket, Türkiye’nin afet yönetimi anlayışında da bir dönüm noktası oldu. (İstanbul Afad)
Ben Kocaelili bir genç olarak 17 Ağustos’u yalnızca geçmişte yaşanmış bir felaket olarak görmüyorum. Bu tarih, aynı zamanda bize bugün ne kadar hazır olduğumuzu sormamız gereken bir sorudur. Çünkü deprem gerçeği değişmedi. Değişmesi gereken, bizim hazırlık düzeyimizdir.
1999’dan bugüne teknoloji gelişti, iletişim hızlandı, afet yönetimi konusunda önemli kurumsal adımlar atıldı. Nitekim 17 Ağustos sonrasında Türkiye’nin afet yönetimi ve koordinasyon anlayışında önemli bir dönüşüm yaşandı. (Afad) Ancak afetlere hazırlık yalnızca kurumların görevi değildir. Evimizde acil durum çantamızın bulunması, ailemizle bir afet planı yapmamız, yaşadığımız binanın güvenliğini sorgulamamız ve doğru bilgi kaynaklarını bilmemiz de bu hazırlığın parçalarıdır.
Dahası, 17 Ağustos bize dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu gösterdi. O gece insanların birbirine uzattığı eller, enkazların arasından yükselen umut, Türkiye’nin ortak hafızasında hâlâ güçlü bir yerde duruyor. Bugün aynı dayanışmayı bilinç ve hazırlıkla güçlendirmek zorundayız.
Bir Kocaelili olarak bu tarihe baktığımda yalnızca acıyı değil, sorumluluğu da görüyorum. Gölcük’ün sessizliği, İzmit’in hafızası ve Marmara’nın taşıdığı risk bize aynı cümleyi söylüyor: Unutmak, yeniden hazırlıksız yakalanmaktır.
Çünkü 17 Ağustos yalnızca geçmişin hikâyesi değildir. Bugünün şehirlerine, yöneticilerine, kurumlarına, gençlerine ve ailelerine bırakılmış büyük bir sorumluluktur. Depremi engelleyemeyebiliriz; fakat ihmali, bilinçsizliği ve hazırlıksızlığı azaltabiliriz.
17 Ağustos’un anlamı, geçmişe ağıt yakmakla sınırlı kalmamalı. Bu tarih; daha güvenli şehirler, daha bilinçli toplum ve daha güçlü bir afet kültürü için ortak bir çağrıya dönüşmeli.
Hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum.
Kocaeli unutmaz.
Türkiye unutmamalı.
Çünkü bazı acılar ancak ders çıkarıldığında anlam kazanır.