The Golan (Golan Tepeleri)
Efsanelerden jeopolitiğe uzanan bitmeyen mücadele
Orta Doğu'da bazı coğrafyalar vardır ki büyüklükleriyle değil, taşıdıkları anlamla tarihin akışını değiştirir. Golan Tepeleri de işte bu coğrafyalardan biridir. Yaklaşık 1.800 kilometrekarelik bu volkanik plato, binlerce yıldır yalnızca orduların değil, peygamberlerin, efsanelerin, imparatorlukların ve bugün de küresel güçlerin mücadele alanı olmayı sürdürüyor.
Golan'ın hikâyesi modern savaşlarla başlamaz. Antik metinlerde bölgenin yer aldığı Başan (Bashan) toprakları, dev insanların yaşadığı ülke olarak anlatılır. Rephaim adı verilen devler, Kral Og efsanesi, Hanok Kitabı'nda geçen Nefilim rivayetleri ve beş bin yıllık gizemini hâlâ koruyan Rujm el-Hiri taş halkaları, bu coğrafyanın yalnızca askerî değil, aynı zamanda mistik bir hafızaya sahip olduğunu gösteriyor. Belki de bu nedenle Golan, tarih boyunca insanların sadece ele geçirmek istediği bir toprak parçası değil, anlam yüklediği, kutsallık atfettiği ve üzerinde hâkimiyet kurmayı güç sembolü olarak gördüğü bir coğrafya olmuştur.
Günümüzde Golan Tepelerini önemli kılan şey efsaneler değil, jeopolitiğin acımasız gerçekleridir.
Haritaya bakıldığında Golan,
İsrail, Suriye, Lübnan ve Ürdün'ün kesişme noktasında yükselen doğal bir kale görünümündedir. Deniz seviyesinden 1.200 metreye ulaşan rakımı sayesinde çevresine hâkim olan bu plato, askeri literatürde yüksek arazi üstünlüğünün en somut örneklerinden biri kabul edilir. Buraya sahip olan taraf yalnızca geniş bir gözlem alanı kazanmaz, aynı zamanda erken uyarı sistemleri, elektronik istihbarat faaliyetleri ve hava savunma kabiliyetleri açısından da büyük avantaj elde eder.
Golan Tepelerinin gerçek değeri yalnızca askeri değildir. Hermon Dağından doğan akarsuların önemli bölümü Golan üzerinden geçerek Ürdün Nehrini ve Celile Gölünü beslemektedir. Su kaynaklarının stratejik değerinin her geçen gün arttığı bir dünyada, Golan aynı zamanda geleceğin su güvenliği mücadelesinin de merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bugün İsrail'in Golan konusundaki kararlılığının temelinde yalnızca güvenlik kaygıları değil, su kaynaklarının kontrolü de bulunmaktadır.
Modern dönemde Golan Tepelerinin kaderini değiştiren olay ise hiç kuşkusuz 1967 Altı Gün Savaşıdır. İsrail'in Suriye'den ele geçirdiği Golan Tepeleri, o tarihten itibaren Orta Doğu'nun en tartışmalı bölgelerinden biri hâline geldi. 1973 Yom Kippur Savaşı'nda Suriye'nin bölgeyi geri alma girişimi başarısız oldu. 1981 yılında İsrail, Golan'a kendi hukukunu uygulama kararı aldı. Birleşmiş Milletler bu kararı tanımadı, uluslararası hukukun büyük bölümü bugün de Golan'ı Suriye toprağı olarak kabul etmektedir. Ancak sahadaki fiilidurum farklıdır ve jeopolitik çoğu zaman hukuktan daha hızlı hareket etmektedir.
Bugün Golan yalnızca İsrail ile Suriye arasındaki bir sınır sorunu değildir. İran açısından burası, Direniş Ekseninin Doğu Akdeniz’e uzanan hattında önemli bir bağlantı noktasıdır. Hizbullah için İsrail'in kuzeyine yönelik caydırıcılık stratejisinin tamamlayıcı unsurlarından biridir. Rusya, Suriye'deki askerî varlığı nedeniyle bölgedeki dengeyi yakından izlemektedir. ABD ise İsrail'in kuzey güvenliğinin sağlanmasını bölgesel istikrarın temel şartlarından biri olarak görmektedir. Türkiye ise Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunurken, Golan'daki gelişmeleri kendi sınır güvenliği ve bölgesel dengeler açısından dikkatle takip etmektedir.
Suriye'de Ahmed El-Şara yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte yeni bir denklem oluşmuştur. Şam yönetimi, ekonomik yeniden yapılanma ve diplomatik normalleşmeye öncelik verirken, Golan üzerindeki egemenlik iddiasından vazgeçmiş değildir. Buna karşılık İsrail güvenlik gerekçesiyle Golan'daki askerî ve sivil varlığını güçlendirmeye devam etmektedir. Özellikle yeni yerleşim projeleri ve altyapı yatırımları, Tel Aviv'in Golan'ı geçici bir askerî bölge değil, uzun vadeli ulusal güvenlik kuşağının ayrılmaz parçası olarak gördüğünü göstermektedir.
Orta Doğu'da dengeler hızla değişirken dikkat çeken bir başka gelişme de Arap dünyasının Golan konusundaki sessizliğidir. Bir dönem İsrail'e karşı ortak siyasi söylem geliştiren birçok Arap ülkesi, bugün İran tehdidi, ekonomik dönüşüm projeleri ve bölgesel normalleşme süreçleri nedeniyle önceliklerini değiştirmiş görünmektedir. Bu durum Golan meselesinin yalnızca askerî değil, aynı zamanda diplomatik açıdan da yeni bir döneme girdiğini göstermektedir.
Golan Tepeleri yüzölçümü küçük ama etkisi büyük bir coğrafyadır. Binlerce yıl önce efsanelerin doğduğu bu topraklar, bugün su kaynaklarının, enerji koridorlarının, elektronik istihbaratın, askerî üstünlüğün ve küresel güç rekabetinin merkezinde yer almaktadır. Golan'a hâkim olan yalnızca bir plato üzerinde değil, Orta Doğu'nun güvenlik mimarisi üzerinde de önemli bir etki alanı elde etmektedir.
Golan Tepelerini yalnızca bir sınır ihtilafı olarak görmek büyük bir eksiklik olacaktır. Golan, tarihin, dinlerin, jeopolitiğin, enerji rekabetinin ve küresel güç mücadelesinin kesiştiği stratejik bir düğüm noktasıdır.
Önümüzdeki günlerde, Golan Tepelerinin bilinmeyen tarihini, etnik yapısını, İsrail'in uzun vadeli stratejisini, İran ve Hizbullah'ın bölgesel hedeflerini, Arap ülkelerinin değişen politikalarını ve küresel güçlerin bu küçük coğrafya üzerindeki büyük hesaplarını içeren kapsamlı bir THE GOLAN Özel Analiz Dosyasını Yeni Ankara okuyucularımızla paylaşacağız. Çünkü Golan'ı anlamadan, Orta Doğu'nun geleceğini doğru okumak mümkün değildir.