Terörsüz Türkiye'de gerçek samimiyet sınavı

Salih Aydemir

Salih Aydemir

Güvenlik ve Terör Uzmanı
Tüm Yazıları

Türkiye yaklaşık yarım asırdır milletin canını yakan terör belasından tamamen kurtulabilmek adına tarihî bir sürecin içinden geçmektedir. Devlet Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile yalnızca yeni bir hukuki düzenleme yapmamaktadır, aynı zamanda elli yıldır süren çatışma dönemini geride bırakabilecek tarihi bir irade ortaya koymaktadır. Bu yazı yayımlandığında kanun teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na ulaşmış olması kuvvetle muhtemeldir. Eğrisiyle doğrusuyla Meclis iradesi tecelli edecek ve Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yeni bir dönem başlayacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bin yıllık devlet geleneğinin verdiği tecrübeyle bu süreçte üzerine düşeni yapmaktadır. Hukuk devleti olmanın gereğini yerine getirerek yeni bir sayfa açmakta ve toplumsal bütünleşme adına önemli bir risk almaktadır. Devlet açısından samimiyet verilen sözün hukukla desteklenmesi, devlet iradesinin kanunla ortaya konulması ve toplumun tamamını kapsayan yeni bir gelecek inşa etme iradesidir.

Ancak tarih bize göstermektedir ki kalıcı barış yalnızca tek tarafın iyi niyetiyle kurulamaz. Devletin attığı adım kadar, bu adımın muhatabı olan yapının göstereceği samimiyet de belirleyici olacaktır.

Burada cevap aradığımız husus, sadece silah bırakılıp bırakılmayacağı değildir.Gerçek samimiyet Terör Örgütün elindeki bütün bilgileri, bütün bağlantıları, bütün finans kaynaklarını ve gelecekte yeni tehditler oluşturabilecek bütün yapılanmaları hiçbir şey gizlemeden ortaya koymasıdır.

Çünkü gerçek samimiyet sembolik görüntülerle değil, saklanmayan gerçeklerle ölçülür.

Bugün cevap bekleyen sorular da tam olarak bunun ölçüsüdür.

Gerçek samimiyet

1- PKK/KCK ve yan unsurlarının elinde bulunan silahların envanteri, devlet kurumlarının (Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Teşkilatı ve Millî İstihbarat Teşkilâtı) elindeki istihbarı envanter kayıtlarıyla tam mutabakat sağlayacak mı?

2- Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 2. fıkrası kapsamında, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'a konu olabilecek PKK/KCK'ya ait tüm finansal varlıklar, fonlar, hesaplar ve ekonomik ağlar eksiksiz biçimde devletin bilgisine ve denetimine sunulacak mı? Yoksa bu yapının bir bölümü gelecekte yeniden kullanılmak üzere Avrupa'daki finansör ülkelerde muhafaza mı edilecek?

3- PKK/KCK ve yan unsurları tamamen teslim olacak mı, yoksa örgüt içerisinde açılıma karşı çıkan unsurlar gelecekte yeniden yapılandırılmak veya farklı isimler altında kullanılmak üzere gizli tutulacak mı?

4- PKK/KCK ve yan unsurları, kırk yılı aşkın süredir kendilerine destek sağlayan dış istihbarat servisleri ile bunların kullandığı yöntem, irtibat ağı ve operasyonel mekanizmalara ilişkin bildikleri tüm bilgileri eksiksiz biçimde devletin yetkili makamlarıyla paylaşacak mı? Yoksa Türkiye'nin gelecekte benzer tehditlerle yeniden karşı karşıya kalmasına neden olabilecek bu yapı ve ilişkiler ağı bir muamma olarak kalmaya devam mı edecek?

5- PKK'nın 1990'lı yıllarda gerçekleştirdiği 9 karakol baskınında 162, 2000'li yıllarda gerçekleştirdiği 4 karakol ve üs bölgesi baskınında ise 69 askerimizin şehit olduğu saldırılara ilişkin olarak; bu eylemlerde herhangi bir dış istihbarat servisi veya yabancı militarize yapıların desteği ya da yönlendirmesi söz konusu olduysa, bunların hangi ülkelere ait olduğunu gerçek samimiyetle devletin yetkili makamlarına açıklayacak mı?

6- Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin millî birliğine ve bütünlüğüne kasteden FETÖ Terör Örgütü'nün 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sürecine ilişkin olarak, PKK/KCK ve yan unsurlarının bildiği temaslar, irtibatlar, varsa iş birlikleri ve karşılıklı destek mekanizmalarına ilişkin tüm bilgileri isimleriyle birlikte devletin yetkili makamlarına eksiksiz olarak açıklayacak mı?

7- Son günlerde Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'in başlattığı faili meçhul olayların aydınlatılması süreci kapsamında, PKK/KCK ve yan unsurları 1990-2000 yılları arasındaki faaliyetlerine ilişkin sahip oldukları istihbarı kronolojiyi, olay zincirini ve operasyonel bilgileri devletin yetkili makamlarıyla eksiksiz paylaşacak mı?

8- Suriye'de yürütülen süreç sonrasında İran tarafına geçen PKK/KCK ve yan unsurlarına mensup alfa teröristler tamamen bu sürece dâhil edilerek tasfiye mi edilecek, yoksa gelecekte yeniden kullanılabilecek bir kapasite olarak karartma unsuru şeklinde muhafaza mı edilecek? Sürecin herhangi bir nedenle sekteye uğraması hâlinde, bu yapıların başka istihbarat servisleri veya vekil aktörler tarafından yeniden kullanılmayacağının garantisi nasıl verilecektir?

Bu sorular herhangi bir polemik üretmek amacıyla sorulmamaktadır. Bu sorular, yarım asırlık terör tecrübesi yaşamış bir devletin ve milletin, gelecekte aynı acıları tekrar yaşamamak adına cevap aradığı güvenlik sorularıdır.

Çünkü gerçek samimiyet, yalnızca silah bırakmak değildir.

Gerçek samimiyet, silahı, finansı, lojistik ağı, uluslararası bağlantıları, geçmişte kurulmuş bütün ilişkileri ve gelecekte yeniden tehdit oluşturabilecek bütün yapılanmaları hiçbir şey gizlemeden ortaya koyabilmektir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugün samimiyetini hukukla ve devlet iradesiyle ortaya koymaktadır.

Şimdi aynı samimiyetin karşı taraftan da gösterilmesi gerekmektedir. Yarım asırlık bir terör döneminin gerçekten sona erip ermediğini belirleyecek olan şey, söylenen sözler değil,bu sorulara verilecek samimi, eksiksiz ve doğrulanabilir cevaplar olacaktır.

Akın Gürlek Adalet Bakanlığı PKK Türkiye Terörsüz Türkiye