FETÖ-CFR benzerliği görünenin ardındaki yapılanma
BİRİNCİ BÖLÜM
Şu soruyu sorabilirsiniz:
CFR nereden çıktı, nedir?
Bu soruyu sormanız son derece normal. Çünkü FETÖ’yü yalnızca bir dinî yapılanma, bir cemaat veya klasik anlamda bir terör örgütü olarak değerlendirdiğinizde, örgütün gerçek yapısını ve ulaşmak istediği hedefleri anlamakta bazı noktalar eksik kalabilir.
17/25 Aralık 2013’ten sonra Fetullah Gülen cemaatinin örgüt adı ne olsun diye çalışmalar yapıldı ve sonunda FETÖ ismi kullanıldı. Örgütün gerçek yüzü ise 15 Temmuz 2016’da gerçekleştirdiği hain darbe girişimiyle açık biçimde ortaya çıktı.
FETÖ ile ilgili yıllar içerisinde; dış istihbarat servislerinin taşeronluğunu yaptığı, çok tehlikeli bir masonik yapı olduğu, örgütün başındaki liderin farklı uluslararası yapılarla ilişkilerinin bulunduğu ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan FETÖ Ana Çatı İddianamesinde örgütün Cizvit yapılanmasıyla benzerlikleri uzun uzadıya anlatıldı.
Peki, bütün bunlar FETÖ’yü anlamamız için yeterli miydi?
Cevabını ben vereyim:
HAYIR!
Basit bir sivil toplum kuruluşu kurarken bile günlerinizi, aylarınızı harcarsınız. 1950’li yılların sonlarında temelleri atılan ve zaman içerisinde farklı alanlara yayılan bir yapılanmayı birkaç başlık altında değerlendirerek çözemezsiniz.
Nitekim çözemedik.
Bugün hâlâ cevaplanması gereken sorular var:
- FETÖ’nün yapısı klasik terör örgütü yapılanmalarıyla aynı mı?
- Pensilvanya’nın FETÖ yapılanması açısından özelliği nedir?
- FETÖ gerçekten bir cemaat mıdır?
- FETÖ’nün dünyadaki finansal gücü ve para trafiği ne kadardır?
- FETÖ’yü gerçekten kim yönetmektedir?
Bu sorulara daha birçok soru eklemek mümkündür.
Gazeteciler, akademisyenler ve siyasetçiler bu konu hakkında saatlerce konuşabilir, sayfalarca yazı yazabilir. Elbette herkesin bunu yapma hakkı vardır. Ancak mesele FETÖ olduğunda, kulaktan dolma bilgilerle gerçekleri birbirinden ayırmak zorundayız.
Çünkü FETÖ’yü anlamanın yolu yalnızca örgütün görünen yüzüne bakmaktan değil, nasıl örgütlendiğini, hangi yöntemleri kullandığını ve hangi yapılanma modelini esas aldığını anlamaktan geçmektedir.
İşte bu noktada karşımıza CFR çıkmaktadır.
CFR NEDİR?
CFR, Council on Foreign Relations – Dış İlişkiler Konseyi olarak bilinen ve uluslararası ilişkiler alanında etkili olduğu kabul edilen bir yapılanmadır.
Burada amacım CFR’nin bütün tarihini anlatmak değil. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, CFR/RIIA ekseninde ortaya çıkan yapılanma modelinin bazı özellikleri ile FETÖ’nün yıllar içerisinde oluşturduğu yapılanma arasında dikkat çekici benzerlikler bulunmasıdır.
Şimdi bu benzerliğin nereden başladığına bakalım.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında büyük bir yıkımla karşı karşıya kalan Avrupa’nın yeniden düzenlenmesi konusunda Amerika devreye girdi. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Avrupa halkının ciddi ekonomik ve sosyal sorunları bulunuyordu.
30 Mayıs 1919’da Paris Barış Konferansı toplandı. Toplantının sonunda, “uluslararası ilişkilerde barış konusunda yol gösterecek ve önerilerde bulunacak uluslararası bir grup oluşturulması” kararı alındı. Bu kararın alınmasında İngiltere önemli bir rol oynadı.
Bunun ardından Royal Institute of International Affairs – RIIA (Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü) adı verilen yapılanma ortaya çıktı.
5 Haziran 1919’da bir araya gelen Enstitü üyeleri, tek bir örgüt yerine birbirlerine yardımcı olacak “brother” yani “kardeş” örgütler aracılığıyla faaliyet yürütme kararı aldı.
RIIA, 1920 yılında Londra’daki Chatham House’da faaliyet göstermeye başladı.
Ancak yapılanmanın faaliyet alanı Avrupa ile sınırlı tutulmadı.
New York’ta Council on Foreign Relations (CFR), Uzakdoğu’da Pasifik İlişkiler Enstitüsü, Paris’te Centre d’Etudes de Politiques Etrangères (Dış Politikalar Araştırma Merkezi), Hamburg’ta ise Institut für Auswärtige Politik (Dış Politikalar Enstitüsü) gibi yapılanmalar oluşturuldu.
Şimdi burada duralım.
Bilin bakalım, bu size neyi hatırlatıyor?
- The Respect Institute Inc.
- Gülen Institute
- Pacifica Institute, California, ABD
- Institute of Islamic and Turkish Studies, North Carolina
FETÖ’nün yapılanmasını.
Elbette yalnızca farklı ülkelerde enstitüler kurulmuş olması, tek başına bir benzerlik ortaya koymaz. Asıl önemli olan, bu yapıların farklı ülkelerde ve farklı alanlarda oluşturularak daha geniş bir ağ meydana getirmesi ve bu ağın merkezî bir anlayış içerisinde çalışmasıdır.
İşte FETÖ açısından dikkat çekici olan da tam olarak budur.
YAPILANMA MODELİ
RIIA’nın New York, Paris, Hamburg ve Uzakdoğu’daki yapılanmalarını enstitüler üzerinden tamamlaması gibi, FETÖ de farklı ülkelerde farklı alanlara yayılan kurumlar ve yapılar üzerinden örgütlenmiştir.
Ancak genişleyen her yapılanmanın bir yönetim mekanizmasına ihtiyacı vardır.
Burada karşımıza yine “asiller, elitler, yüceler, lordlar” şeklinde ifade edilen üst düzey yapılanma iddiaları çıkmaktadır.
RIIA’nın kuruluş sürecinin arkasında Lord Rothschild organizasyonunda J. David Rockefeller, Bilderberg, Brzezinski ve daha sonraki dönemlerde Soros gibi isimlerin yer aldığı ve üst düzey bir yönetim yapısının bulunduğu yönündeki değerlendirmeler, bu yapılanmanın yalnızca görünen kurumlardan ibaret olmadığı iddiasını gündeme getirmiştir.
EVET!
Tam burada FETÖ ile kurduğumuz benzerlik başlıyor.
Bu yapılanmayı beş aşamada değerlendirebiliriz:
Birinci aşama: 1919-1921 yılları arasında üst düzey masonik yapıdaki kadrolar ile dünya üzerindeki uluslararası dev şirketlerin kadro entegrasyonları tamamlanıyor.
İkinci aşama: Yeni kadronun 1921’de aldığı kararlarla CFR merkez kadroları oluşturuluyor.
Üçüncü aşama: CFR’nin alt yapılanması olarak Avrupa’da Bilderberg Grubu oluşturuluyor.
Dördüncü aşama: ABD, Japonya ve Avrupa’yı kapsayan Üçlü Komisyon kuruluyor.
Beşinci aşama: ABD dışında Think Tank küresel ağı oluşturuluyor.
Bugün geriye baktığımızda, bu yapılanmanın en etkili Think Tank kuruluşları üzerinden küresel bir ağ oluşturduğu görülmektedir.
Peki FETÖ ne yaptı?
Şimdi aynı soruyu FETÖ açısından soralım.
FETÖ’nün yapılanmasını incelediğimizde de birbirini tamamlayan aşamalar görüyoruz.
Birinci aşama: 1966-1971 yıllarında örgütün “yüceler, baş yüceler, mollalar ve istişare grubu” ile yola çıktığını görüyoruz.
İkinci aşama: 1982 yılında 1. Huruç Hareketi ile FETÖ örgütü dikey ve yatay yapılanmaya başlamıştır.
Dikey yapılanmanın temellerini; yurt yapılanması, dershane yapılanması, okul yapılanması, üniversite yapılanması ve finansal yapılanmalar oluşturmuştur.
Bunun yanında örgütün yatay, yani paralel yapılanmasıyla devlet kurumlarında merkez kadroları oluşturulmaya başlanmıştır.
FETÖ örgütü, Huruç Hareketi'nin yatay yapılanmasıyla devletin üst kadrolarına kadar ulaşmış ve yaklaşık kırk yıllık süreçte devlet içerisinde önemli bir hâkimiyet alanı oluşturmuştur.
Burada önemli olan şudur:
FETÖ yalnızca bir örgüt mensupları topluluğu oluşturmadı. Bir sistem kurdu.
Eğitimden finansmana, bürokrasiden medyaya, iş dünyasından uluslararası yapılanmalara kadar birbirini tamamlayan bir ağ oluşturdu.
İşte CFR ile FETÖ arasındaki benzerliği değerlendirirken asıl bakılması gereken nokta da budur.
İsimler değişebilir, kurumlar değişebilir, yöntemler değişebilir. Ancak bir yapının farklı alanlarda kadrolar oluşturarak bunları birbirine bağlaması ve nihai hedef doğrultusunda kullanması, örgütlenmenin temel mantığını ortaya koyar.
Bu benzerliklerin tesadüfi olduğunu düşünüyorsanız, çok yanılıyorsunuz diyebilirim.
Nasıl mı?
Buradan itibaren karşımıza son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram çıkıyor:
THINK TANK…
Think Tank kelimesini uzun zamandan beri hepimiz sıkça duymaya başladık. “Think” kelimesini çevirdiğimiz zaman “düşünmek” anlamı çıkıyor. “Tank” kelimesinin ise Türkçe karşılığı bulunmayan bir kelime. Think Tank kelimesini bir araya getirip çevirdiğimizde ise “beyin takımı” anlamı ortaya çıkmaktadır.
Peki FETÖ bu “beyin takımı” mantığını nasıl kullandı?
İşte asıl hikâye burada başlıyor.
FETÖ-CFR benzerliğinin ikinci bölümünde; Think Tank yapılanmasını, FETÖ’nün eğitim, finans ve medya ayağını, dikey ve yatay yapılanma stratejisini ve bütün bunların CFR modeliyle hangi noktalarda kesiştiğini ele alacağız.
İkinci bölüm, çarşamba günü yayımlanacak yazımızda devam edecek.