Dijital sistemde günahın optimizasyonu ve yapay zeka (2)
Seven (Yedi) filmi, polisiye yapısının altında aslında Hristiyanlıktaki “yedi ölümcül günah” üzerinden insan davranışlarını analiz eden bir yapı kurmaktadır. Bunlar: Kibir, haset, öfke, tembellik, açgözlülük, oburluk ve şehvettir.
Peki, modern dünyada bu yedi ölümcül günah neye dönüşmüştür? Dinimiz İslamiyet’te, Hristiyanlıktaki gibi birebir “yedi ölümcül günah” kavramı yer almasa da hadis ve sünnetlerde büyük günahlar çok açık şekilde tanımlanmıştır. Bunların başında; Allah’a şirk koşmak, sihir/büyü yapmak, haksız yere adam öldürmek, yetim malı yemek, faiz yemek, savaştan kaçmak ve namuslu kadınlara iftira atmak gelmektedir.
İslam ahlakı ile Hristiyanlıktaki ölümcül günahlar karşılaştırıldığında dikkat çekici benzerlikler görülmektedir. Kibir, İslam’da Şeytan’ın cennetten kovulma sebebidir. Haset, iyilikleri yok eden manevi bir hastalık olarak kabul edilir. Öfke, kontrol edilmesi gereken bir zaaf olarak görülür. Şehvet ve zina büyük günahlardandır. Açgözlülük; haram kazanç ve dünyaya aşırı bağlılık olarak değerlendirilir. Oburluk ise israf ve aşırılık kapsamında hoş karşılanmaz. Tembellik ise çalışmayı ve üretmeyi emreden İslam anlayışında yerilen bir davranıştır.
TDV İslam Ansiklopedisi’nde “Kebâir”, yani büyük günahlar; hakkında dünyevi ceza veya ahirette ağır azap tehdidi bulunan fiiller olarak tanımlanmaktadır. Ve bütün dinlerde ortak olan en kritik nokta şudur: En büyük günahlardan biri Allah’a şirk koşmak, yani yeni bir yaratıcı aramaktır.
Buraya kadar neden bu kadar detay verdiğimi merak ediyorsanız şimdi asıl meseleye geliyoruz. Bugün dünyanın en büyük tartışmalarından biri, yapay zekânın kendi kendini eğitmesi halinde insanlığın kontrolünü ele geçirip geçirmeyeceğidir. Hollywood filmlerinde yıllardır işlenen “makinelerin dünyayı ele geçirmesi” senaryoları artık bilim kurgu olmaktan çıkıp gerçek tartışmalar haline dönüşmektedir. Buradaki temel yaklaşım şudur: İnsan davranışı belirli kategorilere ayrılabilir ve bu kategoriler üzerinden çözümlenebilir. Bugün yapay zekâ sistemleri de tam olarak bu mantıkla çalışmaktadır. İnsan davranışını ahlaki bir düzlemde değil; veri, algoritma ve örüntü (pattern) düzleminde analiz etmektedir.
Yani insanın verdiği verilerle hareket eden yapay zekâ sistemleri, tıpkı Seven filmindeki “günah kategorileri” gibi insan davranışlarını sınıflandırmaktadır. Ancak burada çok kritik bir fark vardır: İnsan yaradılışı gereği irade sahibi bir varlıktır. Aklıyla, sezgisiyle, vicdanıyla ve iradesiyle hareket eder. Yapay zekâ ise yalnızca insanın verdiği bilgiler üzerinden ilerlemek zorundadır. Kendi başına bir ruh üretemez, vicdan geliştiremez, merhamet hissedemez, inanç oluşturamaz.
Asıl sorun da burada başlamaktadır. Bu dijital çağda insanın yeni ölümcül günahları şunlar mı olacaktır?
-
Kibir: Artık sadece bireysel ego değil, algoritmalarla büyütülen görünürlük gücü.
-
Açgözlülük: Tüketim ve veri ekonomisinin motoru.
-
Öfke: Sosyal medyada sürekli dolaşımda tutulan en değerli içerik türü.
-
Tembellik: Düşünmeyi devreden çıkaran otomasyon bağımlılığı.
-
Şehvet/Haz: Sürekli uyarılan dikkat ekonomisi.
-
Haset: Kıyas kültürü ve algoritmik karşılaştırma düzeni.
-
Oburluk: Artık sadece yemek değil; bilgi, içerik ve dikkat aşırılığı.
Dijital çağda insanın “ölümcül günahları” ortadan kalkmaz, yalnızca form değiştirir. Artık mesele bireyin zayıflığı değil, sistemin bu zayıflıkları sürekli üretmesidir. Seven filminde yedi ölümcül günah, insan doğasının karanlık kodları olarak cinayetlere dönüşüyordu. Bugün ise aynı günahlar fiziksel suçlardan çok, dijital düzenin çalışma prensibi haline gelmiştir.
Dijital düzen, insan zaafını bir hata olarak değil; veri kaynağı olarak görmektedir. Ve yapay zekâ tam da burada devreye girmektedir. Yapay zekâ günah üretmez fakat günahı ölçer, sınıflandırır ve optimize eder. İnsan davranışını anlamaya çalışırken aslında onu sürekli yeniden üretir.
Böylece mesele değişmektedir. Artık soru “İnsan günah işliyor mu?” değildir. Asıl soru şudur: İnsan, kendi zaafının sürekli optimize edildiği bir sistemin içinde hâlâ özgür bir iradeye sahip midir?
Yüzyıllar boyunca dini kırılmaların ve ideolojik dönüşümlerin merkezi olan Pennsylvania’nın, bugün FETÖ gibi bir yapının merkezi olması ile yapay zekânın insan zihnini yeniden şekillendirme çabası arasında bir paralellik vardır. Çünkü bazı coğrafyalar sadece insan yetiştirmez; fikir, sistem ve zihniyet üretir.
Artık savaşlar yalnızca silahla yapılmıyor. İnsan davranışını ölçebilen, yönlendirebilen ve zaafları optimize edebilen dijital sistemler üzerinden yeni bir kontrol düzeni kuruluyor. Bu düzenin en tehlikeli tarafı, insanın bunu “özgürlük” zannetmesidir. Geleceğin savaşı belki de insan ile yapay zekâ arasında olmayacaktır. Asıl savaş; insan kalabilenlerle, algoritmaların yönettiği dijital sürülere dönüşenler arasında yaşanacaktır. Ve o gün geldiğinde mesele teknolojinin ne kadar geliştiği değil, insanın ne kadar geride kaldığı olacaktır.