2. Bölüm: Milyonların Türkiye’deki adresleri

Salih Aydemir

Salih Aydemir

Güvenlik ve Terör Uzmanı
Tüm Yazıları

Fon sağlayıcıların kim olduğunu, bu fonların hangi uluslararası kanallardan geldiğini ve finansman ağının nasıl şekillendiğini ortaya koyduk.

Ancak hikâyenin asıl dikkat çekici bölümü şimdi başlıyor.

Çünkü bir finansal ağı anlamanın yolu yalnızca paranın kaynağına bakmaktan geçmez. Asıl tablo, bu kaynakların Türkiye’de hangi kuruluşlara, kaç işlemle ve hangi tutarlarda ulaştığı ortaya konulduğunda görünür hale gelir.

Şimdi rakamların izini sürerek, milyonların Türkiye’deki adreslerine tek tek bakalım.

İncelenen altı kuruluş açısından toplam tablo şöyle:

Dernek

İşlem Sayısı

Yabancı Kaynak

TL Karşılığı

SPoD

129

25

33.924.428,57 TL

HEVİ

34

8

18.874.570,54 TL

LİSTAG

19

8

8.231.662,68 TL

Pozitif Yaşam

11

5

2.729.693,32 TL

Lambda İstanbul

9

3

2.056.884,74 TL

Pozitif İz

7

3

1.577.322,83 TL

TOPLAM

209

37

67.394.563 TL

Rakamların ortaya koyduğu tablo açık:

209 işlem, 37 farklı yabancı kaynak ve işlem tarihlerindeki TL karşılığıyla 67,4 milyon liralık para girişi.

Burada bir başka önemli nokta daha var.

Bu rakam, bugünkü kur üzerinden hesaplanmış tek bir para havuzu değildir. Farklı tarihlerde gerçekleşen yabancı para transferlerinin işlem tarihindeki TL karşılıklarından oluşmaktadır.

PARA KİMLERDEN GELİYOR?

Kayıtlarda farklı nitelikte çok sayıda kaynak karşımıza çıkıyor.

Bunlar arasında:

  • European Endowment for Democracy,
  • ILGA-Europe,
  • Wellspring Philanthropic Fund,
  • Global Fund for Women,
  • Rosa-Luxemburg-Stiftung,
  • Norwegian Helsinki Committee,
  • Front Line,
  • Women Win,
  • Charities Aid Foundation,
  • German Marshall Fund,
  • International AIDS Society,
  • Hollanda Dışişleri Bakanlığı,
  • Almanya Federal Cumhuriyeti ve Başkonsolosluğu,
  • Fransa Büyükelçiliği,
  • ABD Dışişleri Bakanlığı,
  • Avrupa Komisyonu,
  • UNDP,
  • UNFPA gibi farklı kurum ve kuruluşlar bulunuyor.

Burada çok önemli bir ayrım var.

Bu kuruluşların tamamını aynı kategoriye koymak doğru değildir.

Kimi devlet kurumu, kimi diplomatik temsilcilik, kimi uluslararası kuruluş, kimi özel vakıf, kimi ise sivil toplum veya hayır kuruluşudur.

Dolayısıyla finansman ağının gerçek niteliğini ortaya koymak için her bir kaynağın ayrı ayrı incelenmesi gerekir.

EED VE ILGA-EUROPE: ORTAK KAYNAKLAR

Finansal ağ içerisinde bazı fon sağlayıcıların birden fazla kuruluşun hesabında karşımıza çıkması ayrıca dikkat çekiyor. European Endowment for Democracy (EED) üzerinden HEVİ, LİSTAG ve SPoD'a yapılan işlemler birlikte değerlendirildiğinde toplam 16 işlem ve yaklaşık 315 bin avroluk bir finansman hareketi görülüyor.

ILGA-Europe üzerinden ise HEVİ, Lambda İstanbul, LİSTAG ve SPoD'a yapılan 37 ayrı işlemde yaklaşık 234 bin avroluk hareket tespit edildiği aktarılıyor.

İşte burada finansal ağın başka bir boyutu ortaya çıkıyor:

Aynı fon sağlayıcı hangi kuruluşlara kaynak aktarıyor?

Bu soru, tek tek derneklerin finansmanından daha geniş bir ağ analizine geçiş anlamına geliyor.

DEVLET KURUMLARI VE DİPLOMATİK TEMSİLCİLİKLER

Kayıtlarda yalnızca özel vakıflar veya sivil toplum kuruluşları bulunmuyor. Almanya Federal Cumhuriyeti ve Başkonsolosluğu, Hollanda Dışişleri Bakanlığı, Fransa Büyükelçiliği ve ABD Dışişleri Bakanlığı gibi devlet kurumları ve diplomatik temsilciliklere ilişkin transferler de yer alıyor. Örneğin Almanya kaynaklı transferlerin LİSTAG ve SPoD'a ulaştığı; Hollanda Dışişleri Bakanlığı kaynaklı işlemlerin LİSTAG ve SPoD hesaplarında görüldüğü; Fransa Büyükelçiliği kaynaklı transferlerin HEVİ, Pozitif İz ve SPoD ile ilişkili olduğu; ABD Dışişleri Bakanlığı kaynaklı işlemlerin ise Pozitif İz ve SPoD hesaplarında bulunduğu aktarılıyor.

Burada da aynı hukuki ve mali ölçüt geçerli:

Transferin yapılmış olması tek başına hukuka aykırılık göstermez.

Transferin amacı, sözleşmesi, projesi, bütçesi ve nihai harcaması incelenmelidir.

2025'TE AYRI BİR 32,1 MİLYON LİRALIK KAYIT

İstanbul Valiliği Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından yayımlanan denetim raporlarında, söz konusu altı kuruluşun 2025 yılında “Yurt Dışından Alınan Yardım” kapsamında bildirdiği toplam tutarın 32 milyon 149 bin 513 TL olduğu aktarılıyor.

Dağılımda:

  • SPoD: 11.199.123 TL
  • HEVİ: 7.402.346 TL
  • Pozitif Yaşam: 7.237.601 TL
  • Pozitif İz: 2.885.811 TL
  • LİSTAG: 2.583.195 TL
  • Lambda İstanbul: 841.434 TL yer alıyor. burada kritik bir metodolojik ayrım yapılmalı:

32,15 milyon TL ile 67,39 milyon TL aynı veri seti değildir.

Birincisi 2025 yılına ilişkin “yurt dışından alınan yardım” kayıtlarını; ikincisi ise 2021-2026 döneminde tespit edilen yabancı kurumsal kaynaklı işlemlerin işlem tarihindeki TL karşılığını ifade ediyor. Bu iki rakam doğrudan toplanmamalıdır.

SWIFT KAYITLARI: 3,3 MİLYON DOLARIN ÜZERİNDE

İncelemelerde SWIFT kayıtları üzerinden ayrıca dolar karşılıkları da ortaya konuluyor.

Aktarılan verilere göre:

  • SPoD: 1.570.692 USD
  • HEVİ: 762.939 USD
  • Pozitif Yaşam: 518.525 USD
  • LİSTAG: 314.220 USD
  • Lambda İstanbul: 103.650 USD
  • Pozitif İz: 89.138 USD olmak üzere toplamda 3,3 milyon doların üzerindeSWIFT hareketi bulunuyor.

Bu rakam da 67,4 milyon TL'nin üzerine doğrudan eklenebilecek bir tutar değildir.

Çünkü farklı para birimleri ve farklı hesaplama dönemleri söz konusudur.

Ancak SWIFT kayıtları, finansal hareketlerin uluslararası bankacılık sistemi üzerinden gerçekleşen boyutunu göstermesi bakımından ayrıca önem taşıyor.

FİNANSAL AĞIN ASIL ÖNEMLİ NOKTASI

Bütün rakamları bir araya getirdiğimizde karşımıza şu tablo çıkıyor:

37 yabancı veya uluslararası kaynak.

209 para girişi.

Altı dernek.

67,4 milyon TL işlem tarihi karşılığı.

3,3 milyon doların üzerinde SWIFT karşılığı.

2025 yılı için ayrıca 32,1 milyon TL yurt dışından alınan yardım kaydı.

Bu rakamlar tek başına herhangi bir suçun kanıtı değildir.

Fakat finansal ağın büyüklüğünü ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla asıl soru:

“Para geldi mi?” değil.

Asıl soru:

“Kim gönderdi, hangi kanaldan gönderdi, hangi amaçla gönderdi, hangi şartlarla gönderdi ve para en sonunda nerede kullanıldı?”

209 TRANSFERİN ARDINDAKİ SORULAR

Finansal hareketlerin hukuki ve mali niteliğini ortaya koyabilmek için şu belgelerin incelenmesi gerekiyor:

Fon sözleşmesi var mı?

Proje başvurusu neydi?

Projenin toplam bütçesi ne kadardı?

Fon hangi faaliyetler için tahsis edildi?

Personel ve danışmanlık giderleri ne kadardı?

Harcama belgeleri mevcut mu?

Bağımsız denetim yapıldı mı?

Faaliyet sonunda sonuç raporu hazırlandı mı?

Fonun bir bölümü başka kuruluşlara aktarıldı mı?

Ve belki de en önemlisi:

Aynı fon sağlayıcıdan kaynak alan kuruluşlar arasında mali veya kurumsal başka bağlantılar bulunuyor mu?

İşte gerçek finansal ağ analizi bu soruların cevapları üzerinden yapılabilir.

“AİLEM GÜVENDE” SORUŞTURMASINDA MALİ BOYUT

13 Eylül 2026 tarihinde Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yapılan açıklamalara göre, “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında 15 ilde operasyonlar gerçekleştirilmiş; soruşturmalar İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin'deki cumhuriyet başsavcılıkları tarafından koordine edilmiştir.

Açıklamada 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem gerçekleştirildiği belirtildi.

Adalet Bakanlığı açıklamasında ayrıca MASAK incelemelerinde bazı derneklere yabancı kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlı para girişlerinin tespit edildiği ve bu kaynakların niteliği ile soruşturma kapsamındaki faaliyetlerle bağlantısının araştırıldığı ifade edildi.

Burada da hukuk açısından temel ayrımı unutmamak gerekiyor:

Soruşturma, suçun kesinleştiği anlamına gelmez.

Soruşturma kapsamında incelenen finansal hareketlerin hukuki niteliği, belgeler, deliller ve yargısal süreç sonunda ortaya çıkacaktır.

MESELE SADECE PARA GELDİ Mİ? DEĞİL

Türkiye’de LGBTİ+ alanında faaliyet gösteren kuruluşların yurt dışından fon alması yeni bir konu değil. Asıl dikkat çekici olan, son dönemde bu finansal hareketlerin daha ayrıntılı biçimde incelenmesi ve farklı kaynakların aynı finansal ağ içerisinde birlikte değerlendirilmesidir.

Ortaya çıkan tablo dikkat çekici:

37 farklı yabancı veya uluslararası kaynak, 209 para girişi, işlem tarihlerindeki TL karşılığıyla 67,4 milyon TL, 3,3 milyon doların üzerinde SWIFT hareketi ve yalnızca 2025 yılı için 32,1 milyon TL’lik yurt dışından alınan yardım kaydı.

Bu rakamların kendisi herhangi bir kuruluş hakkında peşinen bir suç isnadı anlamına gelmez. Ancak böylesine geniş ve çok kaynaklı bir finansman hareketinin kaynağından nihai kullanımına kadar şeffaf biçimde incelenmesini gerekli kılar.

Burada bakılması gereken yalnızca paranın miktarı değildir.

Kaynak kim?

Hangi kanaldan gönderildi?

Hangi proje veya faaliyet için tahsis edildi?

Fonun şartları neydi?

Hangi harcama kalemlerinde kullanıldı?

Faaliyetler gerçekten gerçekleştirildi mi?

Aynı kaynaklardan destek alan kuruluşlar arasında mali veya kurumsal bağlantılar var mı?

Bütün bu soruların cevabı; proje sözleşmeleri, faaliyet raporları, banka kayıtları, harcama belgeleri ve denetim dokümanları üzerinden ortaya konulabilir.

Çünkü finansal bir ağın gerçek niteliği, yalnızca ne kadar para geldiğiyle değil; paranın kimden geldiği, hangi kanallardan geçtiği, hangi amaçla tahsis edildiği ve nihai olarak nerede kullanıldığıyla anlaşılır.

Mesele yalnızca paranın Türkiye’ye gelmesi değildir.

Mesele, paranın izini kaynağından son durağına kadar sürebilmektir.

Ve bu iz sürüldüğünde, bugün yalnızca rakamlardan ibaret görünen finansal hareketlerin arkasındaki kurumsal bağlantılar, fon mekanizmaları ve etki alanları çok daha net biçimde ortaya çıkacaktır.