Geçen yazıda insanın sandığa giderken korkularını, çıkarlarını, öfkesini, umutlarını ve aidiyetlerini taşıdığını konuşmuştuk. Şimdi soruyu daha derine indirelim: Asıl mesele, insanın içinde konuşan seslerin kime ait olduğunu ayırt edebilmek midir?
Sandık başında yalnızca seçmen yoktur. Seçmenin içinde bir çocuk, bir anne-baba, bir mahalle, bir sınıf, bir cemaat, bir korku, bir arzu ve bir “biz” konuşur. Ortada karar vermeye çalışan bir “ben” vardır. Freud’un id, ego ve süperego üçlüsü bugün deneysel psikolojinin yerleşik açıklaması olmasa da insanın iç çatışmasını düşünmek için hâlâ güçlü bir araçtır.
İd: “Ben bunu istiyorum”