Şakir Kurter

Şakir Kurter

Sandığın içindeki üçlü

Geçen yazıda insanın sandığa giderken korkularını, çıkarlarını, öfkesini, umutlarını ve aidiyetlerini taşıdığını konuşmuştuk. Şimdi soruyu daha derine indirelim: Asıl mesele, insanın içinde konuşan seslerin kime ait olduğunu ayırt edebilmek midir?

Sandık başında yalnızca seçmen yoktur. Seçmenin içinde bir çocuk, bir anne-baba, bir mahalle, bir sınıf, bir cemaat, bir korku, bir arzu ve bir “biz” konuşur. Ortada karar vermeye çalışan bir “ben” vardır. Freud’un id, ego ve süperego üçlüsü bugün deneysel psikolojinin yerleşik açıklaması olmasa da insanın iç çatışmasını düşünmek için hâlâ güçlü bir araçtır.

İd: “Ben bunu istiyorum”

Yazının Devamı

Sandıkta seçmenin hangi beyni konuşur?

İnsan sandığa gittiğinde ne yapar? Bir partiye, bir adaya, bir programa oy verir. Bazen umuda, bazen korkuya, bazen de sadece “ötekinin” önünü kesmek için.

Ama asıl mesele oy vermeden çok önce başlar.

Karar, sandığın içinde doğmaz. Çocuklukta, babanın gazete okurken yüzündeki ifadede, annenin bir isme verdiği tepkide, mahalle sohbetlerinde, okulda ezberlenen tarihte, yaşanan ekonomik sıkıntıda, hissedilen haksızlıkta şekillenir. Büyürken bir “biz” ve bir “onlar” oluşur. Sandık başına gelindiğinde insan kendine “Kararımı verdim” der.

Yazının Devamı

Sokaklar güvende olduğunda, toplum da güvende olur

Yeni eğitim öğretim yılının başladığı 14 Eylül sabahında, milyonlarca çocuğumuz okul yoluna düşerken devlet de sokaklara önemli bir mesaj verdi: Bu sokaklar suç örgütlerinin at koşturacağı bir meydan değildir.

Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in açıklamasına göre, ülke genelinde başlatılan “Sokaklar Güvende” operasyonları kapsamında 78 Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda 148 eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi ve 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Rakam oldukça büyük.

Yazının Devamı