Merkür retrosu gerçekten hayatımızı etkiliyor mu?

Özgür Alp Gündüz

Özgür Alp Gündüz

Yazar-Holistik Yaşam Mentoru
Tüm Yazıları

"Yine mi Merkür retrosu başladı?"

Son yıllarda bu cümleyi o kadar sık duyuyoruz ki, sanki hayatımızdaki her aksiliğin sebebi oymuş gibi geliyor. Telefon bozuluyor, önemli bir mesaj yanlış kişiye gidiyor, eski bir dost yıllar sonra bir anda karşımıza çıkıyor... İnsan ister istemez durup düşünüyor: Acaba bunların bir anlamı var mı?

Ben gökyüzünün bize sürekli işaretler gönderdiğine inananlardanım. Ama bu işaretleri bir korku sebebi olarak değil, farkındalık daveti olarak görüyorum.

Merkür retrosu bana göre hayatı durduran bir dönem değil; hayatın hızını biraz düşüren, "Bir dakika, tekrar bak" diyen bir süreç. Çünkü çoğu zaman en büyük hataları acele ederken yapıyoruz. Hissetmeden konuşuyor, düşünmeden karar veriyor, kendimizi bile dinlemeyi unutuyoruz.

Tam da böyle zamanlarda evren sanki küçük dokunuşlarla bizi yavaşlatıyor. Ertelenen bir görüşme, iptal olan bir plan ya da beklenmedik bir gecikme... Belki de o an canımızı sıksa da sonradan dönüp baktığımızda, "İyi ki öyle olmuş." dediğimiz çok olay yaşamıyor muyuz?

Bir de şu var... Merkür retrosunda geçmiş daha çok kendini hatırlatıyor. Eski dostlar, eski aşklar, yarım kalmış konuşmalar, içimize attığımız duygular... Sanki kapanmamış her defter yeniden önümüze geliyor. Bence bunun tek bir sebebi var: Tamamlamamız gereken ne varsa, ruhumuz onu görmezden gelmemizi istemiyor.

Ben bu dönemlerde biraz daha sessiz kalmayı seviyorum. Daha çok dua ediyorum, tefekkür ediyorum, günlük yazıyorum. Kendime şu soruyu soruyorum: "Hayat bana bugün ne anlatmaya çalışıyor?" Bazen cevabı hemen buluyorum, bazen aylar sonra...

Belki Merkür retrosunun en büyük hediyesi de budur. Bizi dış dünyanın gürültüsünden biraz uzaklaştırıp kendi içimize yönlendirmesi...

Sonuçta herkes aynı şeye inanmak zorunda değil. Kimisi bunu sadece gökyüzündeki bir hareket olarak görür, kimisi ise ilahi düzenin ince bir hatırlatması olarak yorumlar. Benim için ise Merkür retrosu korkulacak bir dönem değil; durup nefes almak, kendimi dinlemek ve hayatın bana gösterdiği işaretleri fark etmek için güzel bir fırsat.

Belki de asıl mesele, gökyüzünün ne yaptığı değil... Bizim, onun anlattıklarını duyabilecek kadar sessizleşip sessizleşemediğimizdir.