Hıdırellez: Işık kapısı

Özgür Alp Gündüz

Özgür Alp Gündüz

Yazar-Holistik Yaşam Mentoru
Tüm Yazıları

Bazı günler vardır…

Takvimde sıradan görünür ama insanın içinde bir şeyleri kıpırdatır.

Hıdırellez de öyle bir gün.

Çocukken ateş yakılırdı, üstünden atlanırdı…

Gül ağacının altına dilekler bırakılırdı…

O zamanlar sadece bir gelenek gibi gelirdi.

Ama insan büyüdükçe anlıyor; aslında herkes aynı şeyi yapıyor:

Bir şeyleri bırakmak, bir şeylere başlamak istiyor.

Kışın ağırlığı üstünden kalkmış gibi olur.

İçinde bir ferahlık…

Bir “yeniden başlasam” hissi…

Ateşten atlamak mesela…

Gerçekten düşündüğünde, kimse sadece eğlencesine yapmıyor bunu.

İnsan içinden bir şeyi geride bırakmak istiyor.

Bir korku, bir kırgınlık, bir yorgunluk…

Alevin üstünden geçerken sanki içinden de geçiyorsun.

“Bunu artık taşımayacağım” diyorsun kendine.

Gül ağacına bırakılan dilekler…

Kâğıda yazılan hayaller…

Bunlar da boşuna değil.

İnsan içindekini dışarı koymadan rahat edemiyor.

Yazınca, çizince, bırakınca biraz daha gerçek oluyor sanki.

Belki de mesele dileğin olması değil, onunla yüzleşmek.

Hıdırellez aslında şunu soruyor insana:

“Gerçekten neyi istiyorsun?”

Ve daha önemlisi:

“Gerçekten neyi bırakmaya hazırsın?”

Çünkü eskiyi bırakmadan yeniye yer açılmıyor.

İnsan bunu en çok böyle zamanlarda fark ediyor.

Belki de bu yüzden o gece biraz daha sessiz oluyor insan…

Biraz daha içine dönüyor…

Derin bir nefes alıyorsun…

Ve fark ediyorsun;

Aslında değişmesi gereken şey dışarısı değil…

İçerisi.

Hıdırellez bir dilek günü değil.

Bir karar günü.

Aynı şeyleri isteyip aynı şekilde yaşamaya devam etmek kolay.

Zor olan, gerçekten değişmeye niyet etmek.

“Bazen bir gece yeter…

İnsan gerçekten karar verdiyse, her şey o gece değişmeye başlar.”