Amca soruyor, cevap yok
Siyaset hızlanıyor, sokak ağırlaşıyor… Vatandaş aynı soruda takılı: “Ne oluyor bu ülkede?”
Kahvehanelerde çaylar eskisi gibi sıcak değil sanki. İnsanlar konuşuyor ama cümleler birbirine değmeden dağılıp gidiyor. Televizyon açık, haberler akıyor ama kimse gerçekten dinlemiyor.
Bir amca soruyor:
“Bu memlekette neler oluyor?”
Sorunun içinde öfke yok. Daha çok anlamaya çalışma var. Ama karşısına gelen cevaplar ya fazla uzun, ya fazla teknik ya da hayatın içinden kopuk. Sokakta karşılığı olmayan sözler…
Siyaset Ankara’da hızlı. Açıklamalar peş peşe geliyor, tartışmalar büyüyor, gündem bir gün bile yerinde durmuyor. Sokakta ise hayat aynı hızda akmıyor. Hatta tam tersine, daha ağırlaşıyor.
Bir yanda kürsülerde sert konuşmalar, diğer yanda pazarda düşmeyen fiyatlar…
İnsan hangisine bakacağını şaşırıyor.
Teyze pazara gidiyor, file dolmuyor. Aynı para, daha az ürün. Eve dönünce yine aynı soru:
“Ne olacak bu işin sonu?”
Cevap yok.
Gençler başka bir sorunun içinde:
“Buradan bir gelecek çıkar mı?”
Bu sorunun da net bir karşılığı yok.
Sorun artık sadece ekonomi değil, sadece siyaset de değil. Daha derin bir kırılma var: güven.
Söz çok, açıklama çok, vaat çok… Ama inanç az.
Asıl kopuş burada başlıyor.
Amca soruyor ama aslında bilgi istemiyor. Bir yön, bir netlik, bir güven, bir “tamam, şimdi anladım” hissi arıyor…
Ama o cümle bir türlü gelmiyor.