Özge Yavuz

Özge Yavuz

Süresiz kararlar, süreli hayatlar

"AYM’nin nafaka kararı resmiyet kazandı ama sokaktaki tartışma yeni başlıyor: Bir taraf için 'ömür boyu yük', diğer taraf için 'nasıl geçineceğim?' korkusu. Kanunlar değişiyor, peki ya gerçek hayatlar?"

Anayasa Mahkemesi’nin nafaka konusundaki kararı açıklandığında, hukuk konuştu.

Ama sokak başka bir şey konuşmaya başladı.

Yazının Devamı

Bosna: Bir ülkenin iki yüzü

Bosna-Hersek… Dışarıdan bakıldığında sakin, huzurlu ve neredeyse kusursuz bir coğrafya gibi görünüyor.

Hafta sonu Bosna-Hersek’teydim. İlk dikkatimi çeken şey, hayatın buralarda göründüğünden çok daha yavaş akmasıydı.

Mostar Köprüsü, Saraybosna’nın tarihi taş sokakları, o sessiz şehir silueti… Her şey yerli yerinde. Ama biraz yaklaştığınızda, o dingin görüntünün ardında bambaşka bir hayat olduğunu fark ediyorsunuz.

Yazının Devamı

Ankara konuşuyor, vatandaş bekliyor

Türkiye yine hızlı bir gündeme sıkışmış durumda.

Ankara’da siyaset her gün yeniden kuruluyor. Yeni tartışmalar, yeni açıklamalar, yeni hesaplar…

Bir gün kurultaylar konuşuluyor, ertesi gün ittifak dengeleri, sonra adaylık senaryoları…

Yazının Devamı

Amca soruyor, cevap yok

Siyaset hızlanıyor, sokak ağırlaşıyor… Vatandaş aynı soruda takılı: “Ne oluyor bu ülkede?”

Kahvehanelerde çaylar eskisi gibi sıcak değil sanki. İnsanlar konuşuyor ama cümleler birbirine değmeden dağılıp gidiyor. Televizyon açık, haberler akıyor ama kimse gerçekten dinlemiyor.

Bir amca soruyor:

Yazının Devamı

İstanbul’da bayramın değişen ritmi

İstanbul, bayram günlerinde tamamen durmaz; sadece ritmini değiştirir. Kalabalıkların yerini boşluklar, gürültünün yerini ise kısa süreli bir durgunluk alır. Bu değişim, aslında şehirden çok hayatın kendisini anlatır.

Bu dönemlerde İstanbul’da görülen tablo, tam anlamıyla bir sessizlik değildir.

Şehir normalde hiç durmayan bir yapıya sahiptir. Korna sesleri, kalabalıklar, bitmeyen trafik… Sürekli bir telaş, sürekli bir yetişme hâli…

Yazının Devamı

İstanbul’da hayatın fiyatı

İstanbul’da artık her şeyin bir fiyatı var. Ama en pahalı şey ne biliyor musunuz? Yaşamak.

Eskiden insanlar “ay sonunu getirmek” derdi. Şimdi ay başlamadan hesap bitiyor.

Market poşeti dolmuyor artık. Kira, maaşı daha görmeden tüketiyor.

Yazının Devamı

19 Mayıs’ta genç olmak

Bugün 19 Mayıs.

Takvimde sadece bir tarih değil; bir milletin yeniden ayağa kalkma kararı.

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yıllardır marşlarla, törenlerle ve meydanlardaki kutlamalarla anılıyor. Ama bu yıl belki de en çok konuşmamız gereken şey, bugünün gençlerinin nasıl bir ruh hâliyle hayata tutunduğu.

Yazının Devamı

İş aramak mı, beklemek mi? Yoksa cevapsız bir düzen mi?

Eskiden insanlar iş arardı. Bugün birçok kişi işten çok bir karşılık arıyor.

Çünkü mesele artık yalnızca maaş almak değil; emek verdiğinin gerçekten karşılık bulup bulmadığını görebilmek.

Sabah uyanıp ilanlara bakan, özgeçmiş gönderen, telefonun çalmasını bekleyen binlerce insan var. Günlerce, haftalarca, bazen aylarca süren bir bekleyiş... Başta umutla başlayan süreç, zamanla sessizliğe dönüşüyor.

Yazının Devamı

Kısa cevaplar, uzun yorgunluklar…

Geçtiğimiz yazımda İstanbul sokaklarında esnafın sesini anlatmıştım. Kepenklerin ardında biriken sessizliği, raflar dolu olsa da ceplerin neden boş kaldığını konuşmuştuk. Bu kez dikkatimi çeken başka bir şey oldu: İnsanların yüzündeki o ağır yorgunluk. Sadece ekonomik bir yorgunluktan bahsetmiyorum. Daha derin, daha sessiz bir şey bu.

Sokakta yürürken, toplu taşımada, markette kasada beklerken… Hep aynı ifade tekrar ediyor: Bitmeyen bir zihinsel yük. Herkes aynı anda hem bugünü hem yarını düşünüyor ama ne hikmetse ikisine de yetişemiyor. Eskiden yorgunluk daha netti. İş biter, gün biter, insan dinlenirdi. Şimdi gün bitmiyor. Gündem bitmiyor. Zihin bir türlü kapanmıyor. Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanıyoruz çünkü artık yeni bir güne değil, yeni bir "gündeme" uyanıyoruz.

Bir önceki yazıda esnafın “İnsanlar sadece bakıyor, almadan çıkıyor” cümlesini aktarmıştım. O cümle aslında sadece ekonomiyi anlatmıyor; bir toplumsal ruh halini özetliyor. İnsanlar artık alışveriş yaparken bile ihtiyaç değil, hesap yapıyor. Ve bu hesap sadece parayla ilgili değil; hayattan neleri eksilteceğimizin hesabı... Gelecek planı kurmak artık lüksleşiyor. Uzun vadeli hayaller yerini kısa vadeli kurtarma planlarına bırakıyor. “Sonra yaparım” cümlesi, yerini o meşhur teselliye bırakmış durumda: “Önce bir şu günler geçsin.”

Yazının Devamı

Sokak konuşuyor, duyan var mı?

Reklamcılar, sokaktan yükselen feryadı artık duyun!

İstanbul’da esnafın sesi kısık değil, sadece duyulmuyor. Raflar dolu ama cepler boş. Peki, bu gerçeklik neden esnafı memnun edecek şekilde yansıtılmıyor?

İstanbul’da sabahın erken saatleri… Kepenkler yavaş yavaş açılıyor, çaylar yeni demleniyor; ama yüzlerde alıştığımız o iş başı heyecanı yok. Geçtiğimiz günlerde birkaç esnafla sohbet ettim. Cümleler kısa ama taşıdığı anlam ağırdı:

Yazının Devamı