Zaferlerden Zafer’e
Bugün 26 Ağustos 2026.
Türk tarihinin sıradan bir günü değil.
26 Ağustos 1071...
Sultan Alparslan, Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapılarını Türklere açtı.
26 Ağustos 1922...
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'u başlattı.
Dört gün sonra, 30 Ağustos'ta Türk ordusu Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde
kesin zafere ulaştı.
Bu büyük zafer, işgal altındaki vatanın kurtuluşunu sağlarken yeni Türk devletinin
kuruluş yolunu da açtı.
29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarih
sahnesindeki yerini aldı.
Ve 99 yıl sonra;
26 Ağustos 2021...
Ümit Özdağ ve arkadaşları yeni bir siyasi partinin kuruluş dilekçesini İçişleri
Bakanlığına verdiler.
Adını da kuruluş tarihini de tesadüfen seçmediler: Zafer Partisi…
Partinin kuruluşuna giden siyasi yürüyüş 19 Mayıs 2021'de Anıtkabir ziyaretiyle başladı.
Zafer Partisi, kuruluşundan itibaren kendisini Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğini savunan bir siyasi hareket olarak konumlandırdı.
Peki, aradan geçen 5 yılda neler oldu?
Zafer Partisi henüz kurulurken Türkiye'nin en önemli sorunlarından birinin sığınmacılar ve kaçak göç olduğunu söyledi.
Ümit Özdağ bu konuyu öylesine sert ve ısrarlı biçimde gündeme taşıdı ki zaman zaman ağır eleştirilerin hedefi oldu.
Ancak sığınmacı ve kaçak göç sorunu giderek Türkiye siyasetinin temel tartışma başlıklarından biri hâline geldi.
İktidarından muhalefetine siyasi partiler bu konuda politika ve söylem geliştirmek zorunda kaldılar.
Zafer Partisi, Adalet Partisi, Türkiye İttifakı Partisi ve Ülkem Partisi 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde ATA İttifakı kurarak Sinan Oğan'ı aday gösterdi.
Sinan Oğan seçimlerin ilk turunda yüzde 5,17 oy alarak 2 milyon 831 bin 239 seçmenin desteğini kazandı. Recep Tayyip Erdoğan ise yüzde 49,52 oyda kalarak ilk turda seçilemedi.
Bu sonucun ortaya çıkmasında, sığınmacı politikası başta olmak üzere milliyetçi seçmenin taleplerini gündeme taşıyan Ümit Özdağ ve Zafer Partisinin önemli bir siyasi etkisi olduğu inkâr edilemez.
Ancak yollar hızla ayrıldı.
Sinan Oğan ikinci turda Cumhur İttifakı'nı destekleme kararı aldı. Ortaya atılan çeşitli iddialar ve tartışmalar, Oğan'ın tercihinin siyasi boyutunun ötesinde farklı değerlendirmelere de konu olmasına neden oldu.
Ümit Özdağ ise farklı bir yol seçti.
Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin ikinci turunda Kemal Kılıçdaroğlu ile protokol imzalayarak desteğini açıkladı.
“Sen misin ilk turda Erdoğan’ın seçilmesini engelleyen?” denilerek Zafer Partisinin yükselişi durdurulmak, Özdağ cezalandırılmak istendi.
20 Ocak 2025'te Ankara'da gözaltına alındı.
21 Ocak 2025'te tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderildi.
2023 seçimlerinde aynı ittifakta yan yana duran iki isimden biri Saray'a alınırken, diğeri cezaevi duvarlarının arkasına gönderildi.
Tutuklu olduğu süreçte her gün yarım saat yaptığımız “Zafere Doğru” canlı yayınlarıyla Özdağ’ın siyasi tutukluluğuna karşı o günlerde yönettiğimiz Yeniçağ TV’den destek verdik.
Ümit Özdağ yaklaşık 5 ay Silivri'de tutuklu kaldı.
Zafer Partisi Genel Başkan Vekili Prof. Dr. Mehmet Ali Şehirlioğlu önderliğinde Genel İdare Kurulu, Başkanlık Divanı, parti üyeleri ile seçmenler de genel başkanlarının tutukluluğuna karşı meydanlarda, salonlarda ve adliye önlerinde mücadele ettiler.
Özdağ, 17 Haziran 2025'te tahliye edildi.
Burada mesele Ümit Özdağ'ın bütün görüşlerini doğru ya da yanlış bulmak değildir.
Mesele demokrasidir.
Bir siyasi liderin fikirlerini beğenmeyebilirsiniz.
Sığınmacı politikasını eleştirebilirsiniz.
Milliyetçilik anlayışına karşı çıkabilirsiniz.
Söylediklerini çok sert de bulabilirsiniz.
Ama siyasi düşüncenin ve mücadelenin karşılığı cezaevi olabilir mi?
Askerî darbelerin siyasi yasak dönemlerinden ne farkı var bu baskıcı uygulamaların?
Bir siyasi partinin genel başkanının aylarca cezaevinde tutulması yalnızca o partinin üyelerinin ve seçmenlerinin meselesi değildir.
Demokrasiye inanan herkesin meselesidir.
Gazetecinin görevi de siyasi partilerin yanında ya da karşısında saf tutmak değildir.
İktidarı da muhalefeti de izlemek, sorgulamak, eleştirmek ve yaşananları tarihe doğru not düşmektir.
ÖZDAĞ’IN UYARILARI
Zafer Partisinin beş yıllık siyasi tarihinde ısrarla gündemde tuttuğu ve AKP ile MHP’yi kızdıran başka konular da var.
- Anayasa'nın ilk dört maddesi...
- Anayasa'nın Türk vatandaşlığını düzenleyen 66. maddesi...
- Üniter devlet...
- Laik Cumhuriyet...
- Atatürk ilke ve devrimleri...
- Türk milliyetçiliği...
- Öcalan’a umut hakkı, PKK’lılara af…
“Terörsüz Türkiye” adı verilen süreçte Abdullah Öcalan'a “umut hakkı”, PKK'lılara ise af ve topluma kazandırma düzenlemeleri gündeme geldiğinde en sert tepki gösteren Zafer Partisi oldu.
TBMM'deki komisyon üyelerini de AKP ve MHP iktidarını da şu sözlerle açıkça uyardı:
“Sakın ha umut hakkına izin vermeyin. Umut hakkı dediğiniz Öcalan'ın serbest kalması ve millî üniter devleti zayıflatacak önlemler paketidir.
Millî irade, terör örgütüne affa, Öcalan'a umut hakkına karşıdır. Teröre teslim olarak terör bitirilemez.
Öcalan'a af gelecek. Ancak sadece Öcalan affedilmeyecek, PKK'lılar ister hapiste olsun ister dağda ve şehirde hepsi affedilecek.”
Bu uyarıları duymazdan gelen AKP ve MHP iktidarı Cumhur İttifakı’na DEM’i de alarak teröristlere af için çerçeve yasası ile ilk adımı attı.
Bugün Türk siyasetinde Zafer Partisinin bu konulardaki siyasi duruşunu da görmezden gelmek mümkün değildir.
ATATÜRK MİLLİYETÇİLERİ AYNI MASADA
Zafer Partisinin 5. kuruluş yıl dönümünden sadece dört gün önce önemli bir gelişme yaşandı.
22 Ağustos'ta Ümit Özdağ'ın davetiyle beş siyasi partinin genel başkanı Ankara'da aynı masaya oturdu.
- Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ...
- Millî Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır...
- Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş...
- Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz...
- Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu...
Yaklaşık iki saat Türkiye'nin siyasi gündemini ve önümüzdeki dönemi konuştular.
Özdağ toplantı öncesinde bu buluşmanın gerekçesini anlatırken;
“Millet bunu istiyor. Biz sokağın sesine, milletin sesine ve vicdanına kulak veriyoruz.” dedi.
Toplantının ardından da “Faydalı bir istişare oldu.” açıklamasını yaptı.
Peki, bu masa yeni bir siyasi ittifakın başlangıcı mı?
Henüz bunu söylemek için erken.
Nitekim Millî Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır ittifak ihtimali için “Evet, öyle bir şey var.” derken, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş “Bir ittifak başlığıyla burada bir toplantıya katılmadık.” dedi.
Özlenen diyalog var.
Aynı masaya oturmak var.
Birbirini dinlemek var.
Gazetecinin görevi bir siyasi partinin yanında saf tutmak değil, siyasi mücadeleleri tarihe doğru not düşmektir. Zaman zaman Özdağ Hoca'yı eleştirdiğim yazılarım da ortadadır.
Zafer Haftası'nda, Büyük Taarruz'un başladığı 26 Ağustos'ta kurulan Zafer Partisinin beş yıllık siyasi mücadelesini tarihe not düşüyorum.
Zafer Partisinin 5. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.
Dört gün sonra kutlayacağımız;
30 Ağustos Zafer Bayramımız şimdiden kutlu olsun.
Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Ve sözü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e bırakıyorum:
“Zafer, ‘Zafer benimdir.’ diyebilenindir. Başarı ise ‘Başaracağım.’ diye başlayarak sonunda ‘Başardım.’ diyebilenindir.”
Not: Bugün düzenlenecek Zafer Partisinin 5. kuruluş yıl dönümü etkinliğine davetliyim. Ankara dışında olduğum için ne yazık ki bu anlamlı etkinliğe katılamayacağım. Nazik davetleri için teşekkür ediyor; Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a, yöneticilerine, üyelerine ve tüm davetlilere başarı dileklerimle selam ve sevgilerimi iletiyorum.