Yurtta Sulh Cihana Magnum
NATO: Dünyanın en büyük askerî ittifakı...
Kuruluş amacı ne?
Savaş çıkarmak mı?
Hayır...
Tam tersi...
Savaş çıkmasını önlemek...
Caydırıcılıkla barışı korumak...
· "Birimize saldırırsanız, karşınızda hepimizi bulursunuz."
Yani...
Silahın kullanılmaması için kurulmuş bir silahlı ittifak...
NATO Liderler Zirvesi Ankara’da…
Masanın etrafında 4’ü kadın, 32 ülkenin lideri oturuyor.
Kimisi başkan…
Kimisi başbakan...
Kimisi cumhurbaşkanı...
Saatlerce konuşuyorlar.
Dünyadaki savaşları...
Ukrayna'yı...
Orta Doğu'yu...
Terörü...
Savunmayı...
Barışı...
Toplantı bitiyor.
Ev sahibi ülke olarak Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuklarına birer kutu hediye takdim ediyor.
Kutunun kapağı açılıyor...
İçinden...
357 Magnum revolver çıkıyor.
Üstelik isimlerine özel işlenmiş...
Üstelik gerçek...
Üstelik mermileriyle birlikte...
İnsan ister istemez durup düşünüyor.
Bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, dış politikayı dört kelimeyle özetlemişti:
· "Yurtta sulh, cihanda sulh..."
Dört kelime...
Ne eksik...
Ne fazla...
Cumhuriyet'in dış politika pusulası...
Aradan bir asrı geçen zaman...
Biz ise dünyanın en büyük savunma zirvesinden 4 kadın, 28 erkek lideri birer tabancayla uğurluyoruz.
NATO zirvelerinde ev sahibi ülkelerin bütün liderlere gerçek ateşli silah armağan etmesinin tek bir örneği yoktu.
Ama Türkiye, kişisel silahlanmaya izin veren bir ülke olarak bu olumsuz tabloyu başardı.
Dünya basınında bu hediye geniş yankı buldu.
Daha ilginci...
İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın tabancayı ülkesine götürmesine İngiliz yasalarının izin vermediği ve silahın Ankara'daki büyükelçilikte bırakıldığı öne sürüldü.
Kanada'dan gelen açıklamada ise tabancanın kullanılmaz hâle getirilmesi amacıyla yetkili makamlara teslim edildiği belirtildi.
Almanya açısından da benzer haberler yayımlandı.
Demek ki...
Bizim gururla verdiğimiz armağan...
Bazı ülkelerde ya emanete bırakılıyor...
Ya da imha sürecine gönderiliyor.
Asıl düşündüren başka bir çelişki var.
Türkiye, kırk yılı aşkın süredir terörle mücadele ediyor.
Binlerce şehit verdi.
Bugün ise terör örgütünün silah bırakması, silahların yakılması ve şiddetin sona ermesi için atılan her adım toplumun geniş kesimlerinde umut olarak görülüyor.
Silahların susması isteniyor. PKK’lılar silahlarını yakıyor, “Terörsüz Türkiye” kavramı adım adım gerçekleşiyor.
Tam da böyle bir dönemde...
Dünyaya verdiğimiz sembolün...
Silah olması...
İnsana tuhaf geliyor.
Türkiye’yi en anlamlı ve güzel şunlar anlatır:
Ayasofya'nın kubbesi...
Nemrut'un heykelleri...
Pamukkale'nin beyazı...
Efes'in sütunları...
Mevlânâ'nın çağrısı...
Yunus'un sevgisi...
İznik'in çinisi...
Hereke halısından “Yurtta sulh, cihanda sulh” işlemeli ve Atatürk imzalı, küçük bir ipek dokuma...
Bir ebru...
Bir hat levhası...
Kapadokya'yı anlatan kristal bir eser...
Göbeklitepe'yi simgeleyen özel bir çalışma...
Anadolu'nun binlerce yıllık kültüründen bir iz...
Çünkü hediyeler...
Ülkelerin karakterini ifade eder.
Biz ise dünyanın hafızasına, Magnum tabanca ile mi kazınmak istiyoruz?
Silah, savunmanın aracıdır.
Barışın sembolü değildir.
Cumhuriyet'in sembolü ise...
Atatürk'ün dört kelimesidir.
· "Yurtta sulh, cihanda sulh."
Bazı hediyeler kutudan çıkmaz.
Tarihten bir çift laf olarak çıkar.
NATO Liderler Zirvesi'nde dünyaya verebileceğimiz en anlamlı armağan hâlâ odur.
Çünkü barışın silahı, mermisi olmaz.
Vicdanı olur…