Vicdanın sınavı: Yusuf Tarık Gül tartışması
15 Nisan 2026… Kahramanmaraş.
Bir okul. Bir saldırı. Ve ağır bir bilanço.
Kahramanmaraş Valiliği ve Anadolu Ajansı verilerine göre 1’i öğretmen olmak üzere 9 kişi hayatını kaybetti. Yaralı öğrencilerden 8’inin tedavisi sürüyor, 5’i yoğun bakımda.
Türkiye bir kez daha çocuklarının can verdiği bir gerçekle yüzleşiyor.
Ancak bu kez tartışma saldırının kendisiyle sınırlı değil.
Kahramanmaraş saldırısı sadece bir güvenlik değil, bir vicdan meselesidir.
Bir isim ve ağır bir iddia
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan tarafından dile getirilen iddialar, olayın seyrini değiştirdi.
Yusuf Tarık Gül’ün adının ilk listelerde yer almadığı, sonradan eklendiği, fotoğraflarının paylaşılmadığı ve cenazede resmi katılımın sınırlı kaldığı öne sürüldü.
En ağır iddia ise şu:
Babasının KHK’lı olması nedeniyle bu durumun yaşandığı…
Bu doğru mu?
Bu sorunun cevabı verilmek zorunda.
Mesele siyasetin ötesinde
Hayatını kaybeden bir çocuk söz konusuysa, başka hiçbir başlık açılmaz.
Ailesi tartışılmaz.
Geçmişi konuşulmaz.
Eğer bir cenaze üzerinden bile ayrım yapıldığı iddiası gündeme geliyorsa, burada artık sadece bir ihmal değil, bir yaklaşım tartışılır.
Güven meselesi
Bu tür olaylarda en kritik unsur gerçektir.
Ama gerçeğin kadar önemli olan bir şey daha vardır:
Güven.
Eğer kamuoyunda böyle bir algı oluşuyorsa, bu bile başlı başına bir sorundur.
Bu nedenle yapılması gereken nettir:
Şeffaf ve tartışmaya kapalı bir açıklama.
Cevap bekleyen soru
Bugün herkesin sorması gereken tek soru şudur:
Bu iddialar doğru mu?
Eğer doğruysa, bu kabul edilebilir mi?
Eğer doğru değilse, bu algı neden oluştu?
Bu sorular cevapsız kaldıkça, tartışma büyür.
Son söz
Kahramanmaraş’taki saldırı bir güvenlik sorunudur.
Ancak sonrasında yaşananlar…
Bir vicdan meselesidir.
Çünkü hiçbir çocuk…
Hiçbir şartta…
Ayrımın konusu olamaz.
Ve bu olay,
Türkiye’nin vicdan sınavıdır.