Ucube rejim ve vahşi batı

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Ankara'daki gençlik yıllarımızdan, parkelerdeki o heyecan dolu basketbol maçlarımızdaki rakibim olan değerli kardeşim İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu, 13 beyaz et üreticisine "denetim kayyumu" atanmasına şöyle isyan etti:

"Türk devlet geleneğinde mülkiyet hakkına saygı esastır. Siz kovboy değilsiniz, burası da Teksas değil!"

Müsavat Başkan: Kusura bakma ama "Kovboy ve Teksas" benzetmene itirazım var. Yasama, yürütme ve yargıyı tek adamda toplayan ucube tek adam rejimi "Şerif yetkileri" ile donatıldı.

Ne Teksas'ı?

Ülkemizi Vahşi Batı'ya çevirdiler…

Vahşi Batı'da; demokrasi ve hukuk yoktu, adalet tek bir şerifin iki dudağının arasındaydı.

Gücü yeten silahıyla başkasının çiftliğine, mülküne çöker; kanun niyetine kendi kurallarını yazardı.

İşte yasama, yürütme ve yargıyı tek bir kişinin tekeline bırakan bu ucube rejim, Türkiye'yi o kuralsız Vahşi Batı düzenine mahkûm etti.

Gelin, bu ucube rejimin kendi elleriyle inşa ettiği "Vahşi Batı" düzeninin sabıka kaydını tarihsel bir bütünlük içinde hafızalara kazıyalım:

  • Şerif Kendi Adamını Yargılamaz (17-25 Aralık 2013): Dört artı bir bakan hakkında rüşvet iddiaları, ayakkabı kutuları, ses kayıtları saçıldı. Hatırla sevgili Müsavat Başkan; soruşturmalar bir gecede kapatıldı, savcılar sürüldü, polisler tutuklandı. Şerif suçluyu değil, suçlayanı cezalandırdı!

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Önce Vur, Sonra Sorgula: 15 Temmuz 2016'da hain FETÖ'nün bu devlete karşı başlattığı bir nevi "iç savaş" ihanetini yaşadık. Aziz millet canı pahasına anayasal düzeni korudu. Ancak şerif bu travmayı fırsat bildi; çıkardıkları KHK'lar ile yüz binlerce insanı mahkeme kararı olmadan, tek imzalı listelerle işinden etti. "Önce vur, sonra yargıla!"

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Şerif Kendisi İçin Tam Kanunsuzluk Uygulattı (16 Nisan 2017): Yandaş Seçim Kurulu (YSK), şerif ofisinin talebiyle kanunu çiğneyerek milyonlarca "mühürsüz oyu" geçerli saydı. Teksas'ta bile görülmeyecek bu hukuksuzlukla ucube rejimin kapısı açıldı. Ancak iğneyi muhalefete de batırmalıyız sevgili Müsavat Başkan. Dönemin CHP lideri Kılıçdaroğlu o gece bu hileye anında itiraz etmedi. Şerif "Atı alan Üsküdar'ı geçti" dedikten iki gün sonra yapılan itirazlar ise süreci durdurmaya yetmedi. Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Mahkeme Yok, İddianame Yok (Belediye Başkanlarının Azli): Vahşi Batı'da şerif, seçilmiş belediye başkanlarını canı istediği an görevden alırdı. Hatırlayın; dün DEM'li başkanları, 2017'de ise Melih Gökçek ve Kadir Topbaş'ı… Ortada mahkeme kararı yokken şerifin tek emriyle "ağlatılarak" görevden azledildiler.

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Şerif Kaybedince Sandığı Devirir (31 Mart 2019): Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimini bileğinin hakkıyla kazandı. Sonuç şerifin hoşuna gitmeyince YSK eliyle millî irade gasbedildi, seçim iptal edildi. Şerif mazbatayı YSK'ya iptal ettirip sandığı tekrar kurdurdu! Ama millet o sandıkta Osmanlı tokadı gibi bir cevap verdi.

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Vahşi Batı'da Kanun Tanınmaz (Can Atalay Rezaleti): Hatay halkı Can Atalay'ı milletvekili seçti, Meclis kaydına girdi. Anayasa Mahkemesi (AYM) iki kez "Serbest bırakın" dedi. Ama ucube düzende alt mahkemeler şeriften aldıkları talimatla AYM kararını yırtıp attı. Vahşi Batı'da en yüksek yargının hükmü değil, şerifin iradesi geçerlidir. Can Atalay olayı, Türkiye'de anayasal düzenin yıkılmasının en çarpıcı örneğidir. Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Rakibi Saf Dışı Bırakma ve İntikam: Şerif, karşısında yükselebilecek güçlü rakipleri adliye koridorlarında boğmak ister. Ekrem İmamoğlu'na açılan davalar ve siyasi yasak tehditleri bundandır. Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş ise AİHM ve iç hukuk kararlarına rağmen tamamen şerifin siyasi rehine politikası gereği zindanda tutulmaktadır. Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Şerifin Diploması Sorgulanamaz ve 3. Kez Seçilir: Noter onayı bile şaibeli olan fotokopi diplomayı YSK, hiçbir inceleme yapmadan tam üç seçimde de geçerli saydı. Anayasa'nın "en fazla iki defa seçilebilir" hükmü ortadayken, şerif ofisinin emrindeki hukukçular anayasayı çiğneyerek Erdoğan'ı 3. kez aday yapıp o koltuğa oturttular.

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Mülkiyet ve Basın Özgürlüğü Katliamı (TELE1 ve Beyaz Et): Gazeteci Merdan Yanardağ'ı "casusluk" iddiasıyla zindana atıp, hiçbir suçu olmayan oğlunun kanalı TELE1'e TMSF eliyle el koydular, mahkeme bitmeden kelepir fiyata satışa çıkardılar! Şimdi de kendi enflasyon suçlarını gizlemek için 13 dev beyaz et üreticisine sabah baskınıyla "denetim kayyumu" atayarak hür teşebbüsü askıya aldılar. Önce çök, sonra mahkeme yap!

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

  • Siyaseti Şerifin Mahkemesi Şekillendiriyor (MHP ve CHP): Vahşi Batı'da şerifin adliyesi, tüm siyasi dengeleri çıkarına göre yıkıp kurardı. Önce MHP'de genel başkanlık yarışını başlattınız sevgili Dervişoğlu, sonra siyasi yargı engellemeleri sonucu İYİ Parti'yi kurdunuz. Bugün ise yargı eliyle verilen o silsileli "mutlak butlan" kararları, bizzat şerifin ana muhalefet partisi CHP'yi içeriden çökertmek ve bölünme eşiğine getirmek için kurguladığı siyasi bir operasyondur.

Tıpkı Vahşi Batı'da olduğu gibi…

Değerli Müsavat Başkan;

Sen o eski, heyecan dolu basketbol sahalarından da çok iyi bilirsin ki; kuralsız, hakemsiz, sadece bir kişinin düdük çaldığı bir maçta adalet çıkmaz.

Onlar Vahşi Batı'nın kovboyları gibi saraylarda rant, koltuk ve güç için çatışırken, olan her zamanki gibi halka oluyor.

Ama unuttukları bir şey var Sayın Müsavat Dervişoğlu...

Amerika'nın Vahşi Batı dönemi de sonsuza kadar sürmedi. Silahın ve şerifin hukukun yerine geçtiği o dönem, devlet kurumlarının güçlenmesi ve anayasal düzenin yerleşmesiyle 1890'da sona erdi.

Peki Türkiye'nin Vahşi Batı dönemi ne zaman bitecek?

Anayasanın yeniden anayasa, mahkemelerin yeniden mahkeme, millet iradesinin yeniden üstün olduğu gün ne zaman gelecek?

Bu soruların cevabını sen vermelisin Sayın Dervişoğlu.

Bu topraklarda Vahşi Batı uygulamaları ilelebet kalamaz, kalmamalı… Bu aziz millet siyasi boyunduruk altından acilen kurtarılmalıdır.

Unutulmasın; hukuk devletlerinde suçlu yargılanır.

Vahşi Batı'da ise suçlayanı da eleştireni de yargılarlar!