Trump ve Netanyahu tam cehennemlik

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Dünya siyasetinde bazı cümleler vardır ki yalnızca bir açıklama değil, yaklaşan fırtınanın habercisidir.

ABD Başkanı Donald Trump diyor ki;

  • “Zaman daralıyor… 48 saat kaldı. Cehennem azabı üzerlerine çökecek.”

İran Devrim Muhafızları adına konuşan ve Amerika ve İsrail’i açıkça hedef alan Ali Abdullahi dedi ki;

  • “Silahlı Kuvvetler olarak milletimizin haklarını savunmak ve milli varlıklarımızı korumak için bir an bile tereddüt etmeyecek, bize yönelik her saldırıya anında ve kararlılıkla karşılık vereceğiz.
    ABD ve Siyonist düşmanın İran’ın altyapılarına yönelik herhangi bir saldırısı halinde, ABD terör ordusunun kullandığı tüm altyapılar ile Siyonist rejimin altyapılarını hiçbir sınırlama olmaksızın yıkıcı ve sürekli saldırıların hedefi haline getireceğiz. Savaşın başından bu yana ne söylediysek yaptık. Bu mesajın en basit anlamı şudur: Cehennemin kapıları üzerinize açılacak. Tüm bölge cehenneme dönecek.”

Amerika ve İran’ın tehditleri Ortadoğu ülkelerini ve hatta Türkiye’yi de etkileyecek bir restleşmenin ortaya çıkaracağı bir sürecin başlangıcı mı?

ABD’nin İran topraklarında düşen F-15 pilotunu kurtarmak için düzenlediği operasyon, askeri açıdan bir başarı hikâyesi olarak sunuldu.

Eli kanlı Trump dedi ki;

  • "Bu cesur asker, İran'ın tehlikeli dağlarında, düşman hatlarının gerisinde bulunuyordu ve düşman unsurlar tarafından saatler ilerledikçe giderek daha yakından 24 saat boyunca takip ediliyordu.
    Bu süreçte askerin konumu izlendi ve kurtarılması için titizlikle plan yapıldı.
  • İlk kez düşman topraklarından iki Amerikalı pilot ayrı ayrı kurtarıldı.
  • Biz hiçbir Amerikalı askeri geride bırakmayız."

İşte tam bu noktada büyük çelişki daha da derinleşiyor.

Bir yanda ABD, tek bir askerini kurtarmak için sınır tanımayan bir askeri güç kullanıyor.

Diğer yanda Amerika Başkanı Trump Gazze’de hayatını kaybeden on binlerce sivile karşı aynı refleksi göstermiyor.

70 bine yaklaşan can kaybı karşısında uluslararası sistemin sessizliği ortada iken Amerika’nın İsrail’e, Trump ve Netanyahu’nun Gazze’deki Müslümanlara uyguladığı soykırım vicdani alçaklık ve insanlık suçudur.

Şımarık ve küstah Trump şimdi de İran’ı, “Cehennem azabı” ile tehdit ediyor.

Ve elbette misliyle karşılığını da alıyor.

Tarih defalarca şunu gösterdi: Çifte standartlar, bölgesel krizleri küresel çatışmalara dönüştürür.

Irak Savaşı öncesinde kullanılan sert söylemler nasıl yıllarca sürecek bir kaosu tetiklediyse, bugün kullanılan “cehennem” söylemleri de benzer bir sürecin kapısını aralayabilir.

Üstelik bu kez tablo daha karmaşık.

Çünkü işin içine enerji hatları ve küresel ekonomi de girmiş durumda. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, sadece bölgesel bir kriz değil; dünya ekonomisini doğrudan etkileyen bir kırılma noktasıdır.

İran’ın bu stratejik geçişi sınırlama ihtimali, petrol ve doğal gaz akışını sekteye uğratırken, küresel piyasaları da sarsacak bir zincirleme etki yaratmaya en ağır şekilde başladı.

Ankara’da bu gelişmeler çok yakından izleniyor.

Türk halkı açısından bu savaş sadece bir dış politika başlığı değil; aynı zamanda geçim sorunu.

Akaryakıta, elektrik ve doğalgaza gelen zamlar Türk halkının geçim sıkıntısı yaşayan Türk halkının yaşamını Cehenneme çevirecek

Bu savaş hız kazandıkça hızla gelişen ekonomik çöküşün de habercisi oluyor.

Türkiye’nin enerji güvenliğinden ticaret yollarına kadar geniş bir alanı etkiliyor.

Ve şimdi asıl soruya geliyoruz:

Trump gerçekten bir askeri doktrini mi uyguluyor, yoksa farkında olmadan sadece bölgeyi değil dünyayı geri dönüşü zor bir savaşa sürüklüyor.

Sözün özü şudur:

Trump ve Netanyahu tam Cehennemlik…