Tak şak paşalar...
Emekli Korgeneral Naim Babüroğlu'nun, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu'na yönelik eleştirilerini okudum.
Eleştiri siyasetin doğasında vardır. Ancak eleştiri ile trol dili birbirine karıştırılmamalıdır.
Babüroğlu, Kuşoğlu'nun şu sözünü hedef alıyor: "CHP'den ayrılmalarının sebebini ideolojiye veya fikrî ayrılığa dayandıramıyorum; herhâlde duygusal bir kopuş."
Bu cümlede yanlış olan nedir? Katılırsınız ya da katılmazsınız; sonuçta bu bir siyasi değerlendirmedir.
Buna karşılık, "Altı Ok'u bilmiyorsunuz", "Nutuk okuyun", "Atatürk'le barışık değilsiniz", "Yapay CHP'lisiniz" gibi ifadeler tartışmayı fikir zemininden çıkarıp kişiselleştiriyor.
Bülent Kuşoğlu'nu uzun yıllardır tanırım. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki çalışmalarını defalarca izledim.
Yalnızca CHP'lilerin değil, AK Parti milletvekillerinin ve bakanların da kendisi hakkında 'dürüst siyasetçi', 'sözünün eri', 'devlet ciddiyetini bilen bir isim' değerlendirmelerine bizzat tanık oldum.
Siyasette herkes eleştirilebilir. Ama kimseye hak etmediği yaftalar yapıştırılmamalıdır.
Naim Paşa… Muhalefete muhalefet yapmak kolaydır. Asıl zor olan iktidarı da aynı ölçüde sorgulayabilmektir.
Bugün Türkiye'nin gündeminde ekonomi, hukuk, adalet, yoksulluk ve demokrasi tartışmaları var. Recep Tayyip Erdoğan hakkında da aynı sertlikte, aynı cesarette değerlendirmeler yapabiliyor musunuz? Toplum bunu da merak ediyor.
Üniforma taşıyan herkes siyaset yapabilir. Ancak siyaset sloganla, sosyal medya polemiğiyle ya da etiket yapıştırarak yapılmaz.
Siyaset bilgi ister. Birikim ister. Tutarlılık ister. Ve en önemlisi herkese aynı ölçüyü uygulayabilmeyi gerektirir.
Son sözüm şudur:
**Muhalefete gösterilen cesaret, iktidar karşısında da gösterilebiliyorsa adı ilkedir.**
**Aksi hâlde bunun adı siyaset değil, seçici cesarettir.**