Şok karar; Yüzde 50+1 değişiyor

Orhan Uğuroğlu

Orhan Uğuroğlu

Yazar
Tüm Yazıları

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre Cumhurbaşkanı seçimi için aranan oranlar ve kurallar özetle şöyle hükme bağlanmıştır:

MADDE 101:

Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu (yüzde 50+1) alan aday Cumhurbaşkanı seçilir.

İlk oylamada bu çoğunluk (salt çoğunluk) sağlanamazsa, bu oylamayı takip eden ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu tura, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan (yüzde 50+1) aday Cumhurbaşkanı seçilir.

CHP’nin yaşadığı “Mutlak Butlan” krizi ana muhalefet partisini “bölünme” aşamasına getirirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yeni Anayasa” çağrısı ortaya çıktı.

Anlaşılan o ki Erdoğan, “Fırsat bu fırsat” diye düşündü.

Öyle ya karşısında yerel seçimde Türkiye’nin 1. Partisi CHP gerek meclis görüşmelerinde gerekse yeni anayasa halk oylamasında olmayacaktı.

Edindiğim bilgilere göre Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görev yapan hukukçuların üzerinde çalıştığı en önemli başlıklardan birisi şu:

Cumhurbaşkanlığı seçim sisteminin değiştirilmesi.

Mevcut yüzde 50+1 şartının değiştirilmesi için masada bulunan iki seçenek şöyle:

Birinci seçenek Tek Turlu Seçim: Cumhurbaşkanlığı seçiminin tek turda yapılması ve en fazla oyu alan adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi.

İkinci seçenek 2 Turlu Seçim: İlk turda en çok oy alan iki adayın ikinci tura kalması ve ikinci turda en fazla oyu alan adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi.

Aslında bu tartışmayı ilk başlatan da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmuştu.

Almanya dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada şu dikkat çekici değerlendirmeyi yaptı:

  • "Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yok altılı, yok on altılı masa... Ama oy sayısı itibarıyla 'En fazla oyu alan aday seçilir' denildiği zaman seçim hızlıca tamamlanır."

Ancak o günlerde önemli bir gelişme yaşandı.

Cumhur İttifakı'nın diğer ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yüzde 50+1 sisteminin değiştirilmesine sıcak bakmayarak şöyle dedi:

  • “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ve mevcut seçim modelinin korunması gerekir.”

Peki, aradan geçen sürede ne değişti?

Bu sorunun cevabı şudur:

O günlerin siyasi gündemi ile bugünlerin siyasi gündemi aynı değil.

O gün ortada AK Parti ve MHP’nin DEM ile dostluğu değil düşman tutumu vardı ve "Terörsüz Türkiye" başlığı altında üç partinin birlikte yürüttüğü süreç yoktu.

DEM Parti'nin yeni anayasa denklemindeki olası rolü bu kadar yoğun tartışılmıyordu.

Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” konusunda Devlet Bahçeli’nin kamuoyuna yansıyan önerisi yoktu.

Bugün ise siyaset çok farklı bir noktaya geldi.

MHP ve DEM barıştı, el sıkıştı.

Öcalan, Bahçeli için “önder ve müzakereci” oldu.

“Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kurulmasının bir diğer amacı da DEM’i yeni anayasa çalışmalarının odağı haline getirmekti.

CHP’nin katılımı ile bu süreç güç kazandı.

Ve en önemlisi yargının “Mutlak Butlan” kararı ile CHP Genel başkanlığı el değiştirdi.

Özgür Özel gitti Kemal Kılıçdaroğlu geldi.

Ve Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ile Özgür Özel için CHP’den kopuş ve yeni parti gündeme geldi.

Tam da bu nedenle yeni anayasa çalışmalarına yalnızca hukuk metni olarak bakmak eksik olur.

Bu çalışma aynı zamanda yeni kurulmak istenen Türkiye’nin siyasi, idari ve demokratik yapısının yeniden inşasını oluşturma hedefidir.

TBMM’deki sandalye sayısına göre "Yeni Anayasa / Referandum" bloğunun net matematiksel karşılığı tam olarak şu şekildedir:

  • AK Parti: 277
  • DEM Parti: 56
  • MHP: 46
  • HÜDA PAR: 4
  • DSP (Demokratik Sol Parti): 1

Toplam: 384 Milletvekili

Bu tabloya göre yeni anayasa mecliste kabul edilirse, “zorunlu” olarak halk oylamasına gidilecek.

Erdoğan’ın, “aramıza yeni arkadaşlar katılacak” sözlerine dayalı gerçekleşen belediye başkanı ve milletvekili transferlerini dikkate alırsak Erdoğan’ın şu hedefi ortaya çıkıyor:

  • 400 milletvekili barajını aşarak yeni anayasa mecliste doğrudan kabul edilmesi.

Bu hedef gerçekleşirse iki ayrı görüş ortaya çıkıyor:

Birincisi; Halk oyuna gerek yok. İkincisi; Halk oyuna gidilmeli.

Ve en kritik ikinci konuya da gelelim.

Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için gerekli, “meclisin erken seçim kararı” hükmü ile, anayasanın yine 101. Maddesinde yer alan, “Bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebilir” hükmü.

Bu iki engelin yeni anayasada yeniden yazılması da saray hukukçularının gündeminin ikinci sırasında yer aldı.

Yeni anayasa paketinde Yüzde 50+1 barajının kalkmasının sonucu bu maddede “parlamenter seçimin başbakanı” örneğinin ele alınmasını doğurdu.

Hukukçuların kulise yansıyan değerlendirmeleri şöyle:

“Muhalefet partileri parlamenter rejimde ısrar ediyorlar. Bu rejimde başbakanın en fazla kaç kez seçileceği hükmü yoktu. En çok oy alan partinin genel başkanı defalarca başbakan seçildi. Halk isterse cumhurbaşkanı neden defalarca seçilmesin? %50+1 barajının kalkması işte tam gerekçe nedeniyledir.”

Mutlak Butlan sonrası yeni anayasa tartışmasının gündeme getirilmesi gösteriyor ki;

Önce Yeni Anayasa, sonra 2028’de zamanında seçim…